(743 S.K. m. 2) (1479 S.K. ek geç. m. 15)
Dava: Davacı, 25.6.1979-31.7.1989 tarihleri arasında isteğe bağlı Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Davacı sigortalının, 25.6.1979-31.7.1989 tarihleri arasında isteğe bağlı sigortalılığının kabulüne ilişkin istemi, mahkemece ek geçici 15. madde ve MK.nun 2. maddesine dayalı bilirkişi raporu esas alınarak aynen hüküm altına alınmıştır.
Oysa, dosyadaki bilgi ve belgeler mahkemenin bu kabulünü doğrulamamakta ve dayanılan yasal maddelerin koşulları davada bulunmamaktadır. Gerçekten, isteğe bağlı sigortalı olan davacının ilk defa, 25.6.1979 tarihinde tescil edildiği ve bu sigortalılığını 1.8.1980 tarihine sürdürdüğü ve bu tarihte Kuruma yaptığı başvuru ile sigortalılığını sona erdiği, bilahare 4.1.1988 tarihinde yeniden sigortalılığının başlatıldığı ve 11.7.1990 tarihinde de bu dönemi sona erdirdiği, 1.8.1980-4.1.1988 tarihleri arasında sigortalılığının bulunmadığı anlaşılmaktadır. Davacının prim borcu yatırılmasına ilişkin iddiasının, Kurum'un yanlışlıkla yaptığı işlemden kaynaklandığı, davacının 16.7.1990 tarihli Kurum'a yaptığı bir başvuruyu, davacının 1.8.1980 tarihli isteğe bağlı sigortalılığını durdurma istemini farketmeyen Kurum elemanının yanlışlığı sonucu, davacıya 1979 tarihinden itibaren pkim borçlarının yatırılması biçiminde anladığı ve davacının da bu yazıya dayanarak prim borcunu yatırdığı ancak, çok kısa bir zaman sonra yanlışlığı farkeden Kurum'un, işlemini düzelttiği ve davacının, 1980-1988 tarihleri arasındaki sigortalılığını geçersiz saydığı görülmüştür. Şu duruma göre, taraflar arasındaki uyuşmazlık, Kurum'un bir dalgınlık veya yanlışlık sonucu davacıya,verdiği bir cevabı yazı ve bunun sonucu yatırılan prim borcunun, davacı yönünden kazanılmış hak oluşturup oluşturmadığı veya davacının, yasal biçimde yukarıda belirtilen süreler içinde borçlanmış sayılıp sayılamayacağı noktasında toplanmaktadır. Hemen şu hususu belirtmek gerekir ki, Kurum'un açık yanılgıya dayalı kimi işlemler yapması ve bunu hemen düzeltmesi durumlarında, bu işlemlerden kişilere kazanılmış hakkın doğduğunu söylemek mümkün değildir. Öte yandan, olayı 3165 sayılı Yasanın 24. maddesiyle getirilen ek geçici 15. madde çerçevesinde düşünmek de yasal açıdan olanaksızdır. Zira, sözü edilen madde isteğe bağlı sigortalılardan primlerini ödemeyenlerin, bir yıllık süre içerisinde ödemeleri halinde kendilerine bir imkan getirmiştir. Yasasının belirlediği sürelerin, fazlasıyla geçirilmiş bulunması karşısında, bu maddenin de uygulama olanağı bulunmamaktadır. Şu duruma göre, davanın kabulü yönünde, yasal dayanak bulunması karşısında, davanın reddi yerine kabulü usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönü amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmemli, hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle (BOZULMASINA), 7.3.1994 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy