(506 S. K. m. 79)
Dava ve Karar: Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 1960 yılı Haziran ve Temmuz aylarında işçi olarak çalıştığının tesbitiyle, sicil numarasının bildirilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi İ. Çakmak tarafından düzenlenen raporla, dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi:
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi Kararı:
Davacı sigortalının 1960/Haziran ayına ilişkin Kuruma intikal ettirilmeyen çalışmalarının saptanmasına ilişkin istemi, mahkemece, 10 yıllık hak düşürücü sürenin gerçekleşmesi nedeniyle yerinde bulunmamıştır.
Oysa, dosyaya getirilen bilgi ve belgelerden, davacı sigortalının iddia ettiği döneme ilişkin kimi çalışmalar Kurum kayıtlarında gözükmemekle birlikte, çalışıldığı iddia edilen kuruluş kayıtlarında yer almaktadır. Çalışılan işyeri bir kamu kuruluşudur. Bu tür kuruluşlarda ise, çalışmaların kayıtlara geçirilmesi asıldır. Davacı sigortalının çalışmaları Kamu kuruluşu kayıtlarında yer aldığı gibi, kendisinden sosyal sigortalar primleri dahi kesilmiş, hakkında, prim bordroları ilişkin olduğu dönemde düzenlenmiştir. Bu durumda, bu çalışmaların ayrıca Kurum kayıtlarında gözükmemesinden davacı sigortalının herhangi bir ihmal veya kusuru söz konusu olamaz. Kaldı ki Sosyal Sigortalar Kurumunun da bir kamu kuruluşu olduğu gözönünde tutulursa, iki kamu kuruluşunun arasındaki ilişki veya işlemlerde davacının etkilenmesi düşünülemez. Davacı hakkında resmi nitelikli işveren tarafından 506 sayılı Yasanın 79/8. maddesinde sözü edilen yönetmelikte öngörülen prim belgelerinin düzenlenmesi ve bu belgelerin mevcut olması karşısında, artık, hak düşürücü süreden sözedilemez ve bu çalışmalardan davacının yoksun bırakılması kabul edilemez. Mahkemece yapılacak işlem işveren kamu kuruluşu kayıtlarına geçen ve hakkında prim bordrosu düzenlenen çalışmaları dikkate almak ve bunların Kurum kayıtlarında gözükmemesi halinde bu süreleri sigortalı olarak kabul etmekten ibarettir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA Üye R. Aslanköylü'nün muhalefetine karşı Başkan T. Ozanoğlu Üye O. Yalçınkaya, U. Araslı ve H. Mustafaoğlu'nun oylarıyla ve oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI:
Davacıya ait primlerin kesildiği ancak Kuruma gönderilmediği, keza usul ve esasları tüzükte gösterilen bildirgelerin hiçbirisinin verilmediği, çalışmanın sona erdiği yılın sonundan itibaren dava tarihine kadar 506 sayılı Yasanın 79/8. maddesinde öngörülen on yıllık hak düşürücü sürenin fazlasıyla geçtiği tartışmasız bulunduğuna göre mahkemenin davayı hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar vermesi doğrudur. Çoğunluğun yazılı gerekçelerle kararı bozması anılan maddenin lafzına ve ruhuna aykırıdır. Bu nedenlerle örnek nitelikteki kararın onanması oyundayım. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy