(1479 S. K. m. 24/1-a, 25/III)
Davacı, Kurum tarafından haksız olarak tahsil edilen 4.730.000 TL.nin 22.4.1993 tarihinden, tahsil tarihine kadar yasal faizi ile birlikte tahsiline ve Bağ-Kur sigortalısı olmadığının da tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve tetkik hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Dava; nitelikçe, vergi kaydının silindiği tarihten itibaren zorunlu Bağ-Kur üyesi bulunmadığının ve silinme tarihinden sonraki dönem için tahakkuk ettirilen prim ve eklentilerinden sorumlu olmadığının saptanması ile Kurum sataşmasının giderilmesi istemine ilişkindir.
Gerçekten, vergi kaydının silinmesi, zorunlu Bağ-Kur üyeliğinin, silinme tarihinden itibaren sona erdiğinin karinesidir. Davalı Kurum karinenin aksini iddia, giderek kanıtlanmış değildir. Başka bir anlatımla, davacının, vergi kaydının silinmesine karşın, kendi adına ve hesabına çalıştığı kanıtlanmamıştır. Hal böyle olunca davacının vergi kaydının silindiği tarihten itibaren zorunlu Bağ-Kur üyeliğinin sona erdiğinin kabulü doğrudur. Bu yöne ilişkin temyiz isteminin reddi gerekir.
Ne var ki, istemin niteliğine göre ve özellikle, davacının zorunlu Bağ-Kur üyesi bulunduğu dönem ile, Bağ-Kur üyesi bulunmadığı dönem yönünden, ne miktar pirim borcu olduğu, ne miktar prim borcu olmadığının belirlenmesi gerektiği ortadadır Mahkemece, bu yönde bir inceleme ve hesap işlemi yapılmadığı açık seçiktir.
Yapılacak iş, icra dosyası getirtilmek suretiyle, bilirkişi aracılığı ile takip dönemi ve vergi kaydının silindiği tarih nazara alınarak, davacının sorumlu olduğu prim ve ekleri belirlenmek, belirlenen bu miktardan davacının sorumlu olduğu kabul edilerek istemin bu kesimi hakkında davanın reddine, vergi kaydı silindikten sonraki dönem için tahakkuk ettirilen prim ve eklerden davacının sorumlu olmadığı düşünülerek, bu döneme ilişkin prim ve eklentilerinde iptaline ve Kurum'un sataşmasının giderilmesine karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuksal olgular gözönünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm kuruması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum'un bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli, hüküm bozulmalıdır.
Sonuç : Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 22.9.1994 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy