(506 S.K. m. 35, 36, 40, 42, 109, 123, ek m. 25)
Dava: Davacı, çocuğunun tedavisi için kullanılan ilaçların muafiyieti kaldırarak tedaviyi kesme şeklindeki sataşmanın önlenmesine ve tedavinin sürdürülmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve tetkik hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Dava, hastalığın uzun süre tedavi gerektirdiği, ayakta yapılan tedavi sırasında verilen ilaçların, hayati önemi haiz olduğu, bu nedenle ilaç bedellerinden iştirak payı alınmaması gerektiğinin saptanması ile, sataşmanın giderilmesi istemine ilişkindir. Bu yönüyle, davanın yasal dayanağı, belirgin olarak Sosyal Sigortalar Kanunu ek madde 25'tir. Anılan maddede, sigortalılar ile bu Kanunun 35, 36, 40 ve 42. maddeleri uyarınca sağlık yardımlarından yararlanan kimselerin, kurum sağlık tesisleri sağlık kurulu raporu ile belirlenen ve uzun süre tedaviyi gerektiren; tüberküloz, kanser, kronik böbrek hastalıkları ile organ transplantasyonları gibi durumlarında ayakta yapılan tedavileri sırasında verilmesi lüzum görülen ilaçlardan hayati önemi haiz olduğu, bu kanunun 123. maddesinde sözüedilen komisyonca tespit edilecek olanların bedellerinden iştirak payı alınamıyacağı öngörülmüştür.
Somut olayda, davacı çocuğunun yukarıda sözü geçen maddenin öngördüğü koşullara sahip olduğu, başka bir anlatımla, ayakta yapılan tedavi sırasında verilen ilacın hayati önemi haiz olduğu, 123. madde gereğince kurulan komisyonca belirlendiği ve davacıdan iştirak payı alınmadığı uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık, başlangıçta davacı çocuğuna verilen ilaçların hayati önemi haiz olduğunu belirten komisyonun sonradan verilen ilaçların hayati önemi haiz olmadığı şeklinde düşünce belirtmesi üzerine uyuşmazlığı
çözecek sağlık kuruluşunun tespiti noktasında toplanmaktadır.
506 sayılı Yasanın 109. maddesine göre bu Kanunun uygulanmasında; Kurumun sağlık tesisleri sağlık kurullarınca verilen raporlarda belirtilen "hastalık" ve "arızalar" esas tutulur. Raporlar üzerine kurumca verilen ilgililer tarafından itiraz edilirse, durum Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunca karara bağlanır. Dava konusu olayda 109. maddenin öngördüğü prosedüre uyulmadığı dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca, hükme dayanak alınan raporun 109. maddenin öngördüğü prosedür izlenerek düzelenmediğinden Sosyal Sigortalar Kanununun uygulanmasında inandırıcı güç ve nitelikte olduğu söylenemez.
Yapılacak iş, davacının 123. madde uyarınca kurulan komisyon kararı üzerine alınan Kurum kararına itiraz ettiğine göre, 109. maddenin öngördüğü prosedür işletilerek itirazı, Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kuruluna götürmek anılan kurul tarafından verilen rapora da itiraz halinde YİBBGK.nun 28.6.1976 gün, 6/4 sayılı kararı da gözönünde tutularak itirazı Tıp Fakülteleri Konseyine
giderek Adli Tıp Meclisi'ne götürmek suretiyle sorunu çözümlemekten ibaretir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın özellikle 109. maddenin öngördüğü prosedür işletilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum'un bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan nedenlerle (BOZULMASINA), 21.11.1994 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy