(506 S.K. m. 19, 20, 21, 22, 26, 129) (1086 S.K. m. 283)
Dava: İş kazası sonucu malül kalan sigortalı işçi için yapılan harcamalar üzerine uğranılan Kurum zararının rücuan ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda, ilamda yazılı nedenlerle gerçekleşen 96.247.617 liranın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi, davalılardan .......Ltd. Şti. ve Uğur avukatlarınca istenilmesi üzerine; tetkik hâkimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 26. maddesi olup, davalıların rücu alacağından sorumluluğu madde de öngörülen koşulların gerçekleşmesi halinde mümkündür. Hükme esas kılınan 23.7.1993 tarihli kusur raporunda, zararlandırıcı sigorta olayının vukuunda işveren vekili Uğur'a % 30 İlhan'a % 30, sigortalıya % 40 oranında kusur verilmiştir. Sözkonusu raporda gerekçesinden farklı olarak davalı işveren şirketin kusuru öngörülmemiştir. Öte yandan, hükme esas kılınan rapor ile ceza davasında davalılardan Uğur ve İlhan'ın mahkumiyetlerine dayanak tutulan rapor ve ana dosyada alınan diğer 23.11.1992 ve 27.4.1993 tarihli raporlar arasında kusur oran ve aidiyeti yönünden çelişki mevcut olup bu çelişki ceza davasında kesinleşen maddi olgu gözönünde tutulmak ve işçi sağlığı ve işgüvenliği konularında uzman bilirkişi heyeti marifetiyle yeniden kusur incelemesi yaptırılmak suretiyle gönderilmelidir. Kabule göre de davalı işverenin işçilerinin kusurundan müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulacağından bahisle rücu alacağı ile yükümle tutulması isabetsizdir.
3- Rücu alacağının tavanını teşkil eden miktarın belirlenmesinde zararın tespit aşamasında sigortalının zararlandırıcı sigorta olayının vuku tarihindeki kazancının işyeri kayıtlarına göre ve ikramiyenin bu aya tekabül eden miktarı da gözetilmek suretiyle belirlenmesi ve yürürlükteki asgari ücretten fazlalığı oranında hüküm tarihinden (9.11.1994) önce yürürlüğe giren tüm asgari ücretlerin de aynı oranda arttırılması gerekirken aksini öngören hesap raporunun hükme dayanak alınması hatalıdır.
4 - Tavanın belirlenmesinde bilinmeyen dönemde arttırıma ve iskontolama işleminin yapılmasında matematiksel ilkelere aykırı biçimde 1994 yılından itibaren yıllık kazanç kaybı peşin değerinin sabit tutulması keza yerinde değildir.
5- Davada, sigortalıya 21.10.1988 tarihinde maruz kaldığı işkazası nedeniyle, % 67,39 oranındaki meslekte kazanma gücü kaybına göre bağlanan gelirlerin peşin değeri istenmektedir. Sigortalı Hasan 8.10.1984 tarihinde vuku bulan işkazası sonucu % 1, 2, 21.10.1988 tarihinde vuku bulan dava konusu işakazası sonucu % 67 oranında meslekte kazanma gücünü yitirerek sürekli işgöremez duruma girmiş ve Kurum'a sigortalıya gelir bağlanmasında "Balthazard Formülü'nce bu iki güç yitirme oranları birleştirilerek toplam % 67,39 meslekte kazanma gücü kaybı oranına göre gelir bağlanmıştır. Bu durumda, iç ve dış tavanı teşkil eden miktarların dava konosu 21.10.1988 tarihinde vuku bulan iş kazası sonucu sigortalıda oluşan meslekte kazanma gücü kaybı oranına göre belirlenmesi gerekirken aksinin kabulü yerinde değildir.
6- Davalı taraf işkazasına uğrayan sigortalının meslekte kazanma gücü kaybı oranı hakkında Kurum sağık tesisleri sağlık kurullarından alınmış rapor üzerine yapılmış tespite itiraz edildiğine göre, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 109. maddesi çevresinde öncelikle Sosyal Sigortalar Sağlık Kurulu'ndan rapor alınması, ilgililerce buna itiraz edilmesi halinde Tıp Fakültesi Kürsü Konseyleri veya sağlık kurumlarından ya da Adli Tıp Meclisi'nden rapor alınmak suretiyle meslekte kazanma gücü kaybı oranı tespit edilmesi ve bu raporun Sosyal Sigortalar İşletme Tüzüğü çevresinde düzenlenmesi ve Sosyal Sigortalar Yüksek Sağlık Kurulu raporundan farklı sonuçlara varılmaşsa bunun nedenlerinin izah edilmesi gerekirken, bu yolda işlem yapılmaması da hatalıdır.
7- Kabule göre de, tavanı teşkil eden miktarın belirlenmesinde her ne kadar sigortalıda saptanan meslekte kazanma gücü oranı % 67,39 ise de, sigortalının kaza tarihinden sonra ve halen işyerinde çalıştığına dair bordroların davalı tarafça ibraz edilmesi karşısında sigortalının çalışarak ileride yaşlılık aylığına hak kazanması üstün olasılık dahilinde bulunmasına rağmen maddi zarara pasif dönem zararın da katılması suretiyle tavanın fazla tespiti de isabetsizdir.
8- Faiz başlangıç tarihlerinin hüküm fıkrasında Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu madde 389 uyarınca infazda tereddüde yer bırakmayacak açıklıkta belirtilmesi gerekirken yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, temyiz eden davalıların bu yönü amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan nedenlerle (BOZULMASINA), davalılar ....... Ltd. Şti. ve Uğur avukatı yararına takdir edilen 750.000 lira duruşma avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine ve temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 31.1.1995 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy