(5434 S. K. m. 94) (2829 S. K. m. 8) (506 S. K. m. 60)
Dava: Davacı Kurum işleminin iptaliyle, tahsis talebinin kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün, taraflar avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve tetkik hâkimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kaıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü, aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Davacı vekilinin 20.10.1993 tarihli dilkeçesi içeriği de gözönünde tutulduğunda, dava sonucu itibariyle T.C. Emekli Sandığı'nca Türkiye Cumhuriyeti ile Federal Almanya Cumhuriyeti arasındaki Sosyal Güvenlik Sözleşmesine göre bağlanan kısmi maluliyet aylığının durdurularak Sosyal Sigortalar Kurumu'ndan yaşlılık aylığı tahsisi istemine ilişkindir.
Davacının; 18.5.1968 ile 1.5.1972 tarihleri arasında 3 yıl, 1 ay, 15 gün 5434 sayılı Kanuna tabi hizmeti olduğu, 9.5.1972 tarihinden itibaren Federal Almanya'da çalıştığı, 1.2.1990 tarihinde Alman Sosyal Güvenlik sözleşmesine göre kısmi malüliyet aylığı bağlandığı, davacının 25.5.1963 ile 25.5.1965 tarihleri arasında 141 aylık yurt dışı hizmetini 1984 yılında 2147 sayılı Kanuna göre Sosyal Sigortalar Kurumu'na boçlanarak primlerini ödeyip değerlendirdiği, bunun dışında 506 sayılı Kanun kapsamında sigortalılığı bulunmadığı, 25.9.1991 tarihinde Sosyla Sigortalar Kurumu'ndan tahsisi talebinde bulunduğu doszya içerisinde mevcut belgelerden anlaşılmaktıdır.
Davada uyuşmazlık konusu olan husus; davacıya 506 sayılı Kanunu hükümlerine göre yaşlılık aylığı tahsisinde, davacının T.C. Emekli Sandığığı'ndan kismî malüliyet "adi malüliyet" aylığı alması karşısında 5434 sayılı Kanuna tabi hizmet süresinin 2829 sayılı Kanun hükümleri çevresinde hizmetlerin birleştirilmesinde gözönünde tutulup tutulmayacağı konusundadır.
Sosyal Güvenlik Kurumlarına tabi olarak geçen hizmetlerin birleştirilmesi hakkında 2829 sayılı Kanunun aylık bağlayacak Kurum'a ilişkin 8. maddesinde; "Birleştirilen hizmet süreleri toplamı üzerinden ilgililere son 7 yıllık fiili hizmet süresi içinde fiili hizmet süresi fazla olan Kurum'ca, hizmet sürelerinin eşit olması halinde ise sonuncusunun tabi olduğu kurumca kendi mevzuatına göre aylık bağlanıp ödeneceği ancak, malülük, ölüm, 5434 sayılı Kanuna göre yaş haddinden re'sen emekli olma ve bağlı olduları Kurum kanunla değiştirilmesi hallerinde ilgililere hizmet sürelerinin sonuncusunun tabi olduğu Kurum'ca kendi mevzuatına göre aylık bağlanacağı" öngörülmüştür. Anılan maddenin yazılış biçiminden anlaşıldığı üzere T.C.Emekle Sandığı'ndan malüliyet aylığı bağlanmasında nazara alınan hizmet sürelerinin, sn 7 yıllık fiili hizmet süresinin fazla olanın 506 sayılı kanun kapsamında bulunması koşulu ile 506 sayılı Kanuna göre yaşlılık aylığı tahsisinde hizmetlerinin birleştirilmesinde nazara alınması gerekir. Giderek 2829 sayılı Kanunda bunu önleyici bir hüküm de mevcut değildir.
Her ne kadar 506 sayılı Kanunun 92. maddesinde, malüllük ve yaşlılık sigortasından aylık bağlanmasına hak kazanan sigortalıya sigortalıya bu aylıklardan yüksek olanı aylıklar eşitse yalnız yaşlılık aylığının bağlanacağı öngörülmüş ise de, bu sadece her iki sigorta kolunda 506 sayılı Kanun çevresinde bağlanacak aylıklar için söz konusudur. Keza, 5434 sayılı Kanunun 94. maddesi hümü de bu çevrede değerlendirilmelidir. Yoksa, yaşlılık ve malüliyet sigortasından aylık bağlanmasında çeşitli kurumlara tabi olarak geçen hizmet sürelerinin 2829 sayılı Kanun hükümleri çevresinde birleştirilmesi mümkün olup bir sigorta kolundan yapılacak tahsiste yapılacak hizmet birleştirmesinde göz önüned tutulmayacağı sonucunu yaratmaz. Ne var ki, 2829 sayılı Kanunun 10. maddesi hükmünde öngörüldüğü üzere 2829 sayılı Kanun uyarınca bağlanacak aylıkların ödenmesinde ve kesilmesinde aylığı bağlayan kurum mevzuatındaki esaslar uygulanacaktır. Giderek Türkiye Cumhuriyeti ile Federal Almanya arasındaki Sosyal Güvenlik Sözleşmesinde yukarıda öngörülen esasın aksini öngören bir hüküm mevcut değildir.
Öte yandan, davacının 2147 sayılı Kanun çevresinde Sosyal Sigortalar Kurumu'na yaptığı hizmet borçlanması nazara alındığında, 25.9.1991 tarihli tahsis talebinden önce 2829 sayılı Kanunun 8. maddesi çevresinde birleşterilen hizmet süreleri toplamı üzerinden son 7 yılda en fazla hizmet süresinin Sosyal sigortalar Kurumu'na tabi olarak geçmesi karşısında davacıya 506 sayılı Kanun hükümleri çevresinde yaşlılık aylığı bağlanacaktır. Giderek davacının T.C. Emekli Sandığı Kanununa tabi olarak geçen hizmet süresi ile T.C. Emekli Sandığı'nca değerlendirilen askerlik süresi nazara alındığında, davacı yönünden 506 sayılı Kanunun 60/Ac maddesinde yaşlılık aylığı tahsis için öngörülen 25 yıllık sigortalılık süresi 5000 prim ödeme gün sayısı koşulları gerçekleşmiş olup davacıya tahsis talebini takip eden aybaşı olan 1.10.1991 tarihinden itibaren Sosyal Sigortalar Kurumu'nca yaşılılık sigortasından tahsisi yapılması gerekmektedir.
Mahkemece belirtilen maddi ve hukuki isaslar gözönünde tutulmadan yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmesi ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan nedenlerle (BOZULMASINA), temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 23.12.1994 gününde oybirliği karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy