(506 S. K. m. 3)
Dava: Davacı, Yasaya aykırı olarak kesilen 41.191.887.-TL. nin fazlaya ait hakları saklı kalmak kaydıyla yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Suna Memlük tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
Karar : Davacının, yaşlılık aylığı almakta iken 17.8.1987 tarihinden 11.5.1993 tarihine kadar davalı işveren .... da hizmet akdi ile destek primi ödemeden çalıştığı tartışmasızdır. Ne var ki, davacı 17.8.1987 tarihinde çalışmaya başladıktan sonra 18.8.1987 tarihinde işverene verdiği dilekçe ile de destek primi ödemek suretiyle yaşlılık aylığının devam etmesini ancak bu dilekçenin işverence davalı Sosyal Sigortalar Kurumuna intikal ettirilmediği anlaşılmıştır. Görüldüğü gibi davacı 18.8.1987 tarihli dilekçesi ile destek primi ödeme ve yaşlılık aylığının devam etmesi arzusunu açıklamakla, davacı yasal görevini yerine getirmiştir. Bu durumda davacının kötü niyetinden söz edilemez. Sözü geçen dilekçenin davalı Kuruma intikal ettirilmemesi sorumluluğu tamamen işverene aittir. Yalnız Kurumun destek priminin ödenmemesine mutalli olduktan sonra bu döneme ait tüm primleri işverenden dava tarihinden önce tahsil ettiğine göre, davalı işveren yükümlülüğünü yerine getirmiş olduğundan mahkemenin bu davalı hakkındaki davanın reddi yolunda kurduğu hüküm doğrudur.
Ancak, yukarıda da ifade edildiği gibi, davacı çalışmaya başladığının ertesi günü destek primi ödeme arzusunu dermeyan ettiğine göre, işverenin destek primini kesmemesi davacının sosyal güvenlik haklarını ihlal edemez. Dolayısıyla bütün bunlara rağmen davacının yaşlılık aylığı almakta iken çalışması nedeni ile aylığının kesilmesinde kanuna aykırılık bulunmamaktadır, şeklindeki görüş ve düşüncenin kanuni bir mesnedi bulunmamaktadır. Dairemizin ve giderek Yargıtay'ın görüşüde bu yoldadır.
Açıklanan bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin davalı Sosyal Sigortalar Kurumu yönünden davanın kabulü gerekirken yazılı düşüncelerle reddi yolunda hüküm kurulması usule ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 23.10.1995 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy