(506 S. K. m. 61, 67, 102, Ek. m. 35)
Dava: Telafi edici ödemenin davalı Vakıfça tediye edilmeyerek muaraza yaratıldığından bahisle, birikmiş telafi edici ödemeye ilişkin hak ve alacaklardan fazlaya ilişkin talep saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.500.000.-TL. nin tahsili davasının yapılan yargılaması sonunda; davanın reddine ilişkin hükmün süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davacı Avukatınca istenilmesi üzerine, dosya incelenerek, işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 21.11.1995 salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davacı adına Avukat ile karşı taraf adına Avukat geldiler. Duruşmaya başlanarak, hazır bulunan Avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek bırakılan günde Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar : 1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davacıya Yapı ve Kredi Bankası Mensupları Yardım ve Emekli Sandığı Vakfından 1.2.1978 tarihinden itibaren yaşlılık sigortasından aylık bağlandığı, davacının doğum tarihinin 1.9.1920 hizmet süresinin 32 yıl, 10 ay, 12 gün olduğu, Vakıf Mütevelli Heyetinin aldığı kararla 506 sayılı Kanunun 61. maddesinde 2422 sayılı Kanunla yapılan değişiklik Vakıf emeklilerine uygulanarak aylık bağlama oranının %85 olarak saptandığı, davacının 3395 sayılı Kanun hükmünden yararlanarak borçlanma yapıp geçici üst gösterge tablosundan aylık almaya hak kazandığı, 3910 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesi üzerine davacıya 6400 gösterge üzerinden ancak mevcut %85 aylık bağlama oranından seyyanen 9,5 puan indirilerek %75,5 oranına göre telafi edici ödemeli aylık uygulamasına geçildiği dosya içerisindeki belgelerden anlaşılmaktadır.
Her ne kadar davacı yönünden 3910 sayılı Kanunun aynen uygulandığı öngörülmüş ise de; 1.1.1993 tarihinden itibaren yürürlüğe giren işbu telafi edici ödemeye esas aylık bağlama oranının tespitinde, anılan Yasanın atıfta bulunduğu 3395 sayılı Kanunla ek 35. maddede öngörülen esaslar göz önünde tutulmayarak davacının mevcut %85 aylık bağlama oranından seyyanen 9,5 indirim yapılmak suretiyle bu oran %75,5 olarak belirlenmiştir.
Öncelikle Yapı ve Kredi Bankası A.Ş.mensupları Yardım ve Emekli Sandığı Vakıf senedinin 103. maddesinin b bendi hükmüne göre, Bu vakıf senedi ile sigortalıların iş kazaları, meslek hastalıkları, hastalık, analık, malullük, yaşlılık ve ölüm hallerinde ve eşlerinin analık, eş ve çocuklarının hastalıkları halinde sağlanacak hak ve menfaatlerin süresi ve miktarı (506) sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu ile bu Kanunun ek ve tadillerinde belirtilen şartlardan daha aşağı olamaz. Hak ve yardımlara müstahak olmak için Kanunun aradığı şartlardan fazlası aranmaz. Keza 102. maddesi hükmüne göre de; İş kazaları ve Meslek Hastalıkları sigortasından gelir almakta olanlar ile Malullük, Yaşlılık ve Ölüm aylığı almakta olanlara, (506) sayılı Sosyal Sigortalar Kanunun da yapılmış ve yapılacak olan zamlar, sandıktan bu nam altında aylık alanlara da aynı nispetlerde uygulanır. Nitekim davalı Yapı ve Kredi Bankası A.Ş. Mensupları Yardım ve Emekli Sandığı Vakfı tarafından da, 3910 sayılı Kanun ile telafi edici ödemenin getirilmesi üzerine, telafi edici ödemeli aylık alan Sosyal Sigortalar Kurumundaki emsallerinden aşağı aylık verilmemesi için kendi süper emeklileri lehine de 1.1.1993 tarihinden itibaren telafi edici ödemeli aylık uygulamasına geçilmiştir. 3910 sayılı Kanunun 2/a maddesinde ise telafi edici ödemenin hangi esaslara göre yapılacağı açıkça hükme bağlanmıştır. Bu çevrede yeni sistemde aylık bağlama oranı ile birlikte esas alınacak gösterge, yaş ve prim ödeme gün sayısı gibi faktörler ayrı ayrı gösterilmiştir. Giderek aylık bağlama oranının tespitinde 506 sayılı Kanunun, üst göstergeden bağlanacak aylıklara ilişkin ek 35. maddesinde öngörülen esasa itibar edilmiştir. 506 sayılı Kanunun anılan ek 35. maddesi hükmünde de, aylık bağlama oranının %50 olacağı, bu oranın Bakanlar Kurulunca yeniden tespit edilebileceği (nitekim 1.1.1992 tarihinden itibaren bu oran %50,5 olmuştur) ve 506 sayılı Kanunun 61 ve 67. maddesindeki aylık bağlama oranının arttırılması ve eksiltilmesi hususundaki hükümlerin saklı tutulacağı öngörülmüştür. Bu çevrede; Vakıf Senedinin yaşlılık sigortasından bağlanacak aylıkların hesaplanmasına ilişkin 44. maddesinde öngörülen baz alınan aylık bağlama oranının erkek ise 55 yaşından sonra doldurduğu her tam yaş için ve 5000 günden fazla ödenen her 240 günlük malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi için 1 er arttırılacağına ilişkin hükmün, aynı senedin 102 ve 103/b maddeleri göz önünde tutulduğunda, üst göstergede aylık bağlanacak olanlara ve bu meyanda 3910 sayılı Kanunun uygulanmasında davacıya aynen uygulanması gerekmektedir. Şu duruma göre; 3910 sayılı Kanun çevresinde davacının aylık bağlama oranının yeniden tespitinde, %50,5 aylık bağlama oranı baz alınmalı ancak bu oran davacının tahsis talep tarihine göre 55 yaşından sonra doldurduğu her tam yaş için ve 5000 günden fazla ödenen her 240 günlük malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi için %1'er arttırılmalı ve sonucuna göre 1.1.1993 tarihinden dava tarihine kadarki telafi edici ödemeli aylığı belirlenmelidir.
Mahkemece belirtilen maddi ve hukuki esaslar göz önünde tutulmadan yazılı biçimde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönü amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, davacı Avukatı yararına takdir edilen 6.000.000.-lira duruşma avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine ve temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 30.01.1996 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy