(1479 S.K. m. 53, 55) (2004 S.K. m. 72, 3, 6, 7)
Dava: Davacı, zorunlu Bağ-Kur sigortalılığının 31.12.1990 tarihi itibariyle sona erdiğinin ve bu tarih itibariyle prim borcu bulunmadığının tespitiyle, davalı Kurum'a ödenen 27.025.000. -TL.'nin yasal faiziyle birlikte iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve tetkik hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davacı, davalı Bağ-Kur tarafından aleyhine prim borcundan dolayı icra takibi yapıldığını, halbuki bağımsız çalışmasına 31.12.1990 tarihinde son verdiğini belirterek, prim borcu olmadığından icra takibinin iptaline karar verilmesini istemiş, bilahare icra ceza davasından kurtulmak için borcu ödediğini belirterek davasının istirdat davasına dönüşmesini ve icraya ödediği 27.025.000.- TL.'nin ödeme tarihinden itibaren faizi ile birlikte istirdadına karar verilmesini, duruşmalar sırasında verdiği 28.6.1995 tarihli
dilekçe ile istemiştir.
Dosya içeriğinden ve icra dosyası ile bilirkişi raporundan davacının bağımsız çalışmasının 31.12.1990 tarihinde son bulduğu, davacıdan tahsil edilen 27.025.000.- TL.'nin ise Bağ-Kur üyeliği son bulduktan sonraki devreye ait olduğu, ancak tahsil edilen 27.025.000.- TL.'nın 1.050.000.- TL.'sinin tahsil harcı olduğu icra dosyasından anlaşılaktadır.
Tahsil harcının dışındaki miktarın, davalı Bağ-Kur'dan istirdadına karar verilmesi doğrudur. Ancak, tahsil harcı Devlet Hazinesi'ne gitmekte olup, Bağ-Kur'un kasasına girmemektedir. Diğer taraftan, haksız alınan harçların iadesine ise yasal bir engel bulunmamaktadır. Bundan başka davacı, dava dilekçesinde ve bilahare duruşmalar sırasında davasının istirdada dönüştüğünü belirten dilekçesinde zarar ziyan talebinde bulunmamıştır. Davalı Bağ-Kur ise, davanın istirdat davasına dönüşmesini dahi kabul etmemiştir. Ancak, açılan menfi tespit davası devam ederken borcun haksız tahsili halinde menfi tespit davasının istirdat davasına dönüşmesinde kuşku yoktur. Yukarıda da belirtildiği üzere tahsil harcının Bağ-Kur'dan istirdadına karar verilmesinin yasal dayanağı yoktur. Zira davacının davası, zarar ziyan davası şeklinde de açılmamıştır. Haksız tahsil edilen harcın ise Devlet Hazinesin'den iadesi
istenebilir.
Bu itibarla, tahsil harcı tutarı olan 1.050.000.- TL.'nin de Bağ-Kur'dan tahsiline de karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle (BOZULMASINA), Üye R. A. ve H. M.'nun muhaleflerine karşı, Başkan T. O., Üye D. T., Ş. A.'in oylarıyla ve oyçokluğuyla, 4.3.1996 gününde karar verildi.
KARŞI OY YAZISI: Davalı Bağ-Kur'un, davacı aleyhine haksız olarak takibe geçtiği tartışmasızdır. Davacı tahsil harcının bu takip nedeniyle ödediğine ve böyle bir takip yapılmasaydı tahsil harcını ödeme zorunda olamıyacağından tahsil harcının dahi istirdadına karar verilmiş olması doğrudur.
Öte yandan, ödenen tahsil harcının mahkeme masraflarından sayılmasına ve Bağ-Kur davayı kaybettiğine göre tahsil harcının da davacıya ödemesi gerekir.
Bu nedenlerle çoğunluğun kararına katılamıyoruz. Kararın onanması oyundayız.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy