(506 S. K. m. 79/1, 140)
Dava: Davacı, davalı Mustafa'nın çalışma gün ve ücretlerinin eksik bildirildiğinden 30 güne tamamlamadan dolayı verilen, 108.450.000,- TL. idari para cezasından dolayı borçlu bulunmadığının tespitiyle, davalı Kuruma ödenen bu miktarın reeskont faiziyle birlikte geri ödenmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteği kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılardan SSK, Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve tetkik hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Davacı Limited Şirketin, işçisi Mustafa'nın, 1994 yılı Temmuz, Ağustos, Eylül aylarına ilişkin aylık sigorta prim bildirgeleri ile aynı yıl Nisan ve Aralık dönemlerine ait 4'er aylık prim bordrolarını, kuruma vermemesi nedeniyle, idari para cezaları verilip davacı şirkete tebliğ edilmiştir. Davacı, bu idari para cezalarına yasal süresi içerisinde kurumun ilgili ünitesine itiraz etmemiştir. Sadece, ileride geri alacağını bildirerek, bu idari para cezalarını kuruma ödemiştir. Daha sonrada, cezaya konu dönemlerde sigortalının işyerinde çalışmadığının tespiti ve ödenen cezaların geri alınması konusunda, iş mahkemesinde, işbu davayı açmıştır. Mahkeme davayı kabul etmiş, karar davalı Sosyal Sigortalar Kurumu tarafından temyiz edilmiştir.
506 sayılı Kanun'un 140. maddesinde idari para cezasını gerektiren haller, cezayı uygulayacak makam, cezaya itiraz ve itirazı inceleyecek merci ve itiraz üzerine verilen karara karşı hangi mahkemelerde dava açılabileceği, özel bir şekilde belirlenmiştir.
Gerçekten, anılan maddeye göre cezayı gerektiren haller oluştukta, idari para cezasını kurum verir. Bu idari para cezasının tebliğinden itibaren 7 gün içinde kurumun ilgili ünitesine itiraz edilebilir. İtiraz reddedilmişse, red kararının tebliğinden itibaren 7 gün içinde yetkili sulh ceza mahkemesinde dava açılabilir. Yasal nedenleri gösterilerek, itirazın reddi kararının kaldırılması ve kurum ünitesine itiraz, takibi durdurmayacağından, bu arada ceza tahsil edilmişse geri ödenmesi istenebilir. Olayda, davacı idari para cezasına itiraz etmemekle, ceza kesinleşmiş ve tahsil edilmiştir. Davacı, üniteye itiraz ve onun kararına karşı sulh ceza mahkemesine başvurma yollarını kullanmamış ve olanakları kaçırmıştır.
Bu durumda, anılan özel hükümleri ve prosedürü atlayarak, artık iş mahkemesinde menfi tespit ve itiraz davası açamaz.
Giderek yersiz alınan primlerin geri verilmesine ilişkin 506 sayılı Kanun'un 84. maddesine benzer bir kural, idari para cezaları konusunda kabul edilmemiştir.
Bu düzenlemenin, idari para cezasının etkinliğini sağlayarak, artırılarak, ilgililerin 506 sayılı Yasa'dan doğan yükümlülüklerini, eksiksiz ve zamanında yerine getirmelerini sağlamayı amaçladığı belirgindir.
İşbu fiili ve hukuki gerekçeler düşünülmeden, yazılı şekilde davanın kabulü isabetsizdir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 01.04.1996 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy