(4046 S. K. Geç m. 15) (506 S. K. m. 80) (233 S. KHK. m. 57) (2709 S. K. m. 10, 48, 60, 65)
Dava: 27 Kasım 1994 günlü Resmi Gazete'de yayımlanan, 24.11.1994 tarihli, 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamalarının Düzenlenmesine ve bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun Geçici 15. maddesinin Anayasa'ya aykırılığı nedeniyle iptali istemine ilişkindir.
2) Temyiz İtirazına Konu Yerel Mahkeme Kararına Dayanak Olan Maddi Olgular:
Sosyal Sigortalar Kurumu, prim alacağı için, işveren S... Holding A.Ş.'in yanı sıra, Genel Müdür hakkında da 506 sayılı Sosyal sigortalar Kanununun 80. maddesi çevresinde icra takibine girişmiştir.
Anılan maddenin birinci fıkrası hükmüyle sigorta primlerini ödemek görevi işverene yüklenmiş olmasına karşın, yukarıda yazılı yetkilinin takibe uğramasının nedeni, maddenin onbirinci fıkrası hükmüdür. Fıkra hükmü şöyledir:
Sigorta primlerini haklı sebepleri olmaksızın, birinci fıkrada belirtilen süre içersinde tahakkuk ve tediye etmeyen kamu kurum ve kuruluşların tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri, mesul muhasip, sayman ile tüzelkişiliği haiz diğer işverenlerin üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri Kuruma karşı, işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur.
İcra takibi yukarıdaki yasa hükmü çerçevesinde yürürken, 2.11.1994 tarih ve 4046 sayılı Kanunun Geçici 15. maddesi yürürlüğe girmiştir. Bu madde hükmü ise şöyledir:
GEÇİCİ MADDE 15.- Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte özelleştirme kapsamında bulunan kuruluşlar ile bundan sonra özelleştirme kapsamına alınacak kuruluşların taşınır ve taşınmaz her türlü mal, hak ve alacakları, bu kuruluşlar özelleştirme kapsamında kaldığı sürece haczedilemez. Konulmuş olan hacizler kalkar ve takipler düşer. Bu kuruluşların doğmuş veya doğacak borçlarından dolayı uygulanacak faiz oranı,
T.C. Merkez Bankası'nca belirlenen (vade tarihindeki) reeskont faiz oranlarını geçemez.
Sosyal Sigortalar Kurumuna prim borcu bulunan yukarıda adı yazılı işveren A.Ş.'in 4046 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden önce, 2.5.1986 tarih ve 3291 sayılı Kanuna dayanılarak, Bakanlar Kurulunca 1.8.1993 günlü kararla özelleştirme kapsamına alındığını görmekteyiz.
4046 sayılı Kanunun Geçici 11. maddesi, önceki mevzuat gereğince yapılan özelleştirmeleri koruduğunu açık biçimde belirtmiş bulunmaktadır.
Dava dosyasındaki bilgi ve belgelerden ve Dairemize aynı konu ise ilgili olarak ayrıca gelmiş bulunan dava dosyaları içeriğinden, sigorta primlerinin asıl borçlusu olan işveren A.Ş'i, itiraz konusu geçici 15. maddeye dayanarak Şirket hakkındaki takibin iptalini istemesi üzerine bu yolda işlem yapıldığı anlaşılmaktadır. Ancak, Şirketin yukarıda sıfatı belirtilen görevlisi hakkındaki takip sürdürülmüştür. İşte bu durum karşısında A.Ş. görevlisi, kendisi hakkında sürdürülen takibin dahi 4046 sayılı Kanunun geçici 15. maddesi gereğince iptali gerektiğini belirterek bu davayı açmıştır.
Mahkeme davayı kabul etmiş ve takibin kaldırılmasına karar vermiştir.
506 sayılı Kanunun 80. maddesinin birinci fıkrasına göre tahakkuk eden primlerin en geç ertesi ayın sonuna kadar ödenmesi gerektiğinden davacı Genel Müdürün sorumluluğu ve dolayısıyla davada 4046 sayılı Kanunun Geçici 15. maddesinin uygulanması söz konusu olacaktır.
Temyiz incelemesi sırasında, davada uygulanması söz konusu olan Geçici 15. maddenin Anayasa'ya aykırı olduğu kanısına varılarak, anayasa Mahkemesine başvurulmasına karar verilmiştir.
3) İtiraz Konusu Geçici 15. Maddenin Yasalaşması Evresi Ve Gerekçesi:
4046 sayılı Kanuna ilişkin tasarıda yer almayan Geçici 15. madde, Tasarının, TBMM'nin 23.11.1994 günlü 40. oturumunda görüşülmesi tamamlanmak üzere ilken, 10 milletvekilinin gece saat 24 sıralarında verdiği önergenin kabulüyle yasa metnine girmiştir. Önergede şu gerekçe gösterilmiştir:
Gerekçe: 233 sayılı Kanun Hükmündeki Kararnamenin 57 nci maddesinde geçen haciz yolunun kaldırılmış olması, bu kuruluşlardan özelleştirme kapsamında bulunanlar ile daha sonra özelleştirme kapsamına alınacak olan kuruluşların bir bütün olarak özelleştirilmelerine engel teşkil etmektedir.
Özelleştirme kapsamına alınan kuruluşların daha verimli bir şekilde özelleştirilmelerini teminen, ayrıca da bu kuruluşların borçlarının tasfiyesinde Özelleştirme Fonundan finansman sağlanabilmesinin de bu Kanun hükümleri gereğince mümkün olması da dikkati alınarak teklif edilen madde doğrultusunda düzenleme yapılması uygun olacaktır.
Kaldı ki, bu Kanun, özelleştirme işlerini düzenleyen temel bir Kanundur. Bu nedenle de, bu
Kanun, kendine özgü kurallarını belirleme zorundadır.
Kuruluşların özelleştirme kapsamında bulunmaları, geçici bir rejim olduğu için bu düzenleme geçici madde çerçevesinde yapılmıştır (TBMM'nin 23.11.1994 günlü 40. Birleşimine ilişkin Tutanak Dergisi, Cilt: 72, Sayfa: 407).
İtiraz konusu Geçici 15. maddenin yukarıda yazılı gerekçesine karşı, bazı bilgilerin buraya geçirilmesinde yarar vardır:
233 sayılı KHK'nin, teşebbüsün taşınır ve taşınmaz her türlü mallarının haczedilemiyeceğini öngören 57. maddesinin ikinci fıkrası, gerçekten de, 14.9.1994 tarihli ve 4011 sayılı Kanunla yürürlükten kaldırılmıştı. Ancak, 233 sayılı KHK'ne tabi iktisadi devlet teşekkülleri, kamu iktisadi kuruluşları, bunların müesseseleri, bağlı ortaklıkları, iştirakleri'nin mallarının haczini olanaklı kılan 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanunun 70/1 maddesi hükmü yerinde kalmıştı. Anılan Kanunun 2. maddesinde yazılı açıklama ve 506 sayılı Kanunun 80. maddesinin 6183 sayılı Kanuna yaptığı yollama dolayısıyla, sigorta primlerinin de tahsili 6183 sayılı Kanun hükümleri çevresinde yürümekte idi.
İtiraz konusu Geçici 15. madde, yukarıda yazılı yasal işlemlerin önünü, özelleştirme kapsamına alınan kuruluşlar bakımından tıkayarak Anayasa'nın 60. ve 10. maddelerine aykırılık oluşturmuştur.
4) Anayasaya Aykırılık İtirazının Gerekçeleri:
A) Anayasanın 60. maddesi Açısından Aykırılık:
Anayasa, herkesin sosyal güvenlik hakkına sahip olduğunu açıkladıktan sonra, Devletin bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri almasını ve teşkilatını kurması buyruğunu koymuştur (Madde
60). Maddenin gerekçesinde, Sosyal güvenlik hakkı çalışanların yarını ve güvencesidir denilmiştir. Bu güvence, Emekli Sandığı, Sosyal sigortalar Kurumu ve Bağ-Kur tarafından sağlanmakta olup, adı geçen kurumların üçü de, söz konusu güvenceyi, iştirakçi, ya da sigortalısından aldığı kesenek ve primlerle birlikte, Devlet ve işverenlerin katkısıyla yürütmektedir. Bu açıdan bakılınca, Sosyal sigortalar Kurumu'nun, temel gelir kaynağı olan sigorta primlerinin zamanında ve eksiksiz tahsil edilebilmesi, Kurum'un kendisine yükletilen sosyal güvenlik hizmetini yerine getirmesi bakımından yaşamsal bir önem taşıdığı tartışılamaz bir olgu olarak karşımıza çıkmaktadır.
İtiraz konusu Geçici 15. madde hükmüyle, sigorta primlerinin tahsilinde en etkin yöntem olan icra takibi ve haciz yollarının kaldırılmasıyla, sosyal güvenlik hizmetinin yerine getirilmesinde kurum'un önüne yukarıda değinilen yetkileri bakımından yaşamsal önemde bir set çekildiği de ortadadır. Giderek, madde, prim tahsili işinde başkaca bir yöntem getirmemiş, tersine takip ve haciz işlemlerini önledikten başka, maddenin son tümcesiyle, uygulanacak faiz oranı bakımından da Kurum aleyhine sonuçlar yaratılmıştır. Şöyle ki, prim borçları için faiz oranının T.C. Merkez Bankası'nca belirtilen reeskont faiz oranlarını geçemeyeceği öngörülmüştür. Oysa faiz oranı o tarihlerde yıllık %54-60 arasında olup, 506 sayılı Kanunun 80. maddesinin yollamada bulunduğu 6183 sayılı Kanunun 51. maddesi gereğince Bakanlar Kurulunun 94/5335 sayılı Kararıyla aylık gecikme zammı oranı %12 olarak saptanmıştır. Somut olaydaki prim alacağının, ilişkin olduğu yıllara göre Kurumun faiz oranı açısından uğradığı kayıp ortadadır. Sosyal güvenlik açısından Kurum aleyhine yaratılan bu durum Anayasa'nın 60. maddesine ayrıca aykırıdır. Geçici 15. maddede konulmuş takip ve hacizlerden söz edilerek, yalnızca geçmiş döneme yönelik bir hüküm getirilmiş görüntüsü gösterilmiş ise de, takip ve haciz yasağı, Kanunun yürürlük tarihinden sonraki sigorta primleri için de geçerlidir. Çünkü, maddenin gerekçesine göre asıl amaç, Özelleştirme kapsamındaki kuruluşun icra takibinden kurtarılması ve böylece o kuruluşa alıcı bulmakta kolaylık ve özelleştirme fonuna gelir sağlamaktan ibarettir. 4046 sayılı Kanunun, Kamu Ortaklığı Fonunun Kulanım Alanlarını belirleyen 5. maddesi, çalışanların yarınına dönük bir hüküm içermemektedir. O halde, Geçici 15. maddenin gerekçesinde belirtilen kaynak sağlama amacı, sosyal güvenlik hakkının bir yana itilmesine neden olamaz. Başka bir anlatımla, sosyal güvenlik çalışanların yarını olduğuna göre, yarınlar bu güne feda edilemez.
Kişinin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak, anayasa'nın Devlete yüklediği temel görevlerden biridir. Bu görev yerine getirildiği sürece, Anayasa'nın 2. maddesinde tanımlanan sosyal hukuk devleti gerçekleşecektir.
Öte yandan, özelleştirme, kapsama alınan kuruluşların özel teşebbüse devri anlamına gelir. Özel teşebbüs de Anayasa'nın 48. maddesi gereğince Devletin koruması altındadır. Ancak, anılan maddeye göre Devlet, özel teşebbüsün, Sosyal amaçlara uygun yürümesini sağlayacak tedbirleri almak zorundadır. Oysa, herkese sosyal güvenlik hakkı tanıyan 60. maddede böyle bir sınırlama yoktur. Anayasanın 65. maddesinde, Devletin sosyal ve ekonomik alanlardaki görevini yerine getirmesinde öngörülen, Ekonomik istikrarın korunması ve mali kaynakların yeterliliği ölçüsü, hem 60., hem de 48. madde açısından geçerlidir. O halde, belirtilen ölçü dışında, 48. maddede öngörülen özel sınırlamanın, 60. maddede kabul edilen sosyal güvenlik hakkında da geçerli sayılmasına olanak yoktur.
Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu Geçici 15. madde anayasa'nın 60. maddesine aykırıdır.
B) Anayasa'nın 10. Maddesi Açısından Anayasa'ya Aykırılık:
Devletin sosyal amaçlarını gerçekleştirebilmesi için özelleştirme kapsamına alınmayan kamu iktisadi teşebbüsleri ve iktisadi devlet teşekkülleri de vardır. Bunlar, sosyal sigorta primlerinin tahsili için, 506 sayılı Kanunun 80. ve 6183 sayılı Kanunun 70/1 maddeleri gereğince icra takibine uğrayabilecekler ve malları da haczedilebilecektir. Özelleştirme kapsamına alınan kuruluşlara, Geçici 15. maddenin hedeflediği amaçla bir ayrıcalık tanımak, Anayasa'nın 10. maddesi önünde haklı bir neden sayılamaz. O halde geçici 15. madde Anayasa'nın 10. maddesine de aykırıdır.
Sonuç: 25.11.1994 günlü, 4046 sayılı Kanunun Geçici 15. maddesinin, Anayasa'nın 60. ve 10. maddelerine aykırı olması, nedeniyle, iptali için Anayasa'nın 152. maddesi gereğince Anayasa mahkemesi'ne başvurulmasına 30.12.1996 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy