(1479 S. K. m. 24)
Dava: Davacı, davalılardan şirket nezdinde ücret karşılığı geçen çalışmalarının tesbiti ile bu sürelerin sigortalı hizmetlerden sayılmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılar Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Neslihan ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davalı işverenin temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davalı Sosyal Sigortalar Kurumunun temyiz itirazlarına gelince;
Dava sonucu itibariyle, 1.1.1992 ile 1.9.1993 tarihleri arasında davalıya ait işyerinde geçen ancak Kuruma kayıt ve tescil edilmeyen çalışma süresinin tesbiti istemine ilişkindir.
Davacının davalı ... Turizm Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin kurucu ortağı olduğu, hissesini 21.1.1992 tarihinde bir başkasına devrettiği iddiası karşısında; 1479 sayılı Kanunun 24. maddesi hükmüne göre Limited Şirket ortakları Bağ-Kur Sigortalısı sayılacağından öncelikle bu husus yöntemince araştırılıp irdelenmelidir. Diğer taraftan davacının davalı Limited Şirket ortağı olduğu dönemde aynı şirkette müdür olarak çalıştığı süre yönünden, davalı Limited Şirket ile kurucu ortağı arasındaki hukuki ilişki baskın olasılıkla davacı kendi işini yapan kişi sayılacağından, davacı bu süre için 506 sayılı Kanunun kapsamında sigortalı sayılamaz.
Kabule göre de; davacının çalışmalarının geçtiğini ileri sürdüğü işyeri Limited Şirkete ait olup çalışanların kayıtlara geçilmesi ve ücret ödemelerinin belgelere dayandırılması asıldır. Nitekim davacının, davalı işveren şirkete ait işyerinde 3.4.1991 tarihinde işe girişine dair işe giriş bildirgesi verilip sigorta prim bordrolarında çıkışı 31.12.1991 olarak öngörülmüş ve bu tarihler arasındaki süre Sosyal Sigortalar Kurumuna bildirilerek primleri ödenmiştir. Bu durumda davacının anılan çalışmalarının gerçekten var olup olmadığı davalı şirkete ait kayıt ve ücret bordrolarından saptanmalı bu tür belgelerde noksanlık varsa bunun nedenleri araştırılmalıdır.
Diğer taraftan, davacı tarafından davalı işveren aleyhine sözü edilen şirketlerde çalıştığı iddia edilerek işçilik haklarının tahsiline ilişkin olarak açılan davada verilen hüküm kesinleşmiş ise de, bu karar davacı lehine güçlü delil niteliği taşımakta olup o davada davalı Sosyal Sigortalar Kurumu taraf olmadığından kendisi yönünden bağlayıcı nitelikte olamaz.
Mahkemece belirtilen maddi ve hukuki esaslar göz önünde tutulmadan eksik araştırma ve inceleme ile hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 30.1.1996 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy