(1479 S. K. m. 63) (2918 S. K. m. 108)
Davacı, trafik kazasında ölen sigortalının hak sahiplerine yapılan harcamalar üzerine uğranılan Kurum zararının rücuan ödetilmesini istemiştir.
Mahkeme, davanın reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve tetkik hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Bağ-Kur sigortalısı Vedat, 17.7.1993 tarihinde Ankara-Afyon Karayolu'nda sahibi ve sürücüsü tespit edilemeyen bir araç tarafından çarpılıp ezilerek öldürülmüş olup, Bağ-Kur sigortalının hak sahiplerine yapılan ödemeler üzerine uğranılan Kurum zararından, 1993 yılı zorunlu sigorta limiti 20.000.000.- liranın 1479 sayılı Kanunun 63. ve 2918 sayılı Kanunun 108. maddesi ve bu maddeye dayanılarak çıkarılan Karayolları Trafik Garanti Yönetmeliği hükümleri uyarınca garanti fonu yükümlüsü Hazine Müsteşarlığı'ndan tahsilini istemiş, mahkeme; kaza nedeniyle Bağ-Kur tarafından yapılan ödemelerle garanti fonu arasında yasal bir illiyet bağı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.
Faili meçhul trafik kazasında ölen sigortalının hak sahiplerine kanuni yükümlülüğü nedeniyle gelir bağlayan Kurum'un, hak sahiplerinin yerine geçerek rücu davasını açmış bulunmasına, zorunlu mali sorumluluk sigortasına tabi araçların sebep oldukları zararların; işleten veya sigortacı tarafından karşılanmaması durumunda, zarar görenleri korumak amacıyla garanti fonu oluşturulmasını öngören 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 108. maddesi ve bu maddeye dayanılarak çıkarılıp 10.8.1990 gün ve 20601 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Karayolları Trafik Garanti Fonu Yönetmeliğinin, "Fonun Giderleri" başlıklı 6. ve "Hak sahiplerinin Fona Karşı Dava Hakkı" başlıklı 27. maddesi uyarınca davalı Hazine Müsteşarlığı'nın Yönetmeliğin 15. maddesinde yazılı limitle sınırlı olmak üzere zarardan sorumlu olduğu dikkate alınarak, işin esasına girilip hasıl olacak kanaate göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. Mahkemece yapılacak iş, olayda meçhul araç sürücüsünün suç sayılır eyleminin başka bir anlatımla kusurunun bulunup bulunmadığı konusunda uzman kişilerden alınacak raporla saptanmak, kusurlu olduğu saptandığı taktirde limit dahilinde rücu alacağına hükmetmekten ibarettir.
O halde, davacı Kurum'un bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 6.6.1996 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy