(506 S. K. m. 2, 92, Ek. m. 24) (1086 S. K. m. 289)
Dava: Davacı, iş kazasında malul kalan sigortalı işçi için yapılan harcamalar üzerine uğranılan Kurum zararının rücuan ödetilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteği hüküm altına almıştır.
Hükmün, davacı ve davalılardan Ç... Çelik End. A.Ş. Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
Karar: 1- Dosyadaki yazılara toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davanın yasal dayanağını teşkil eden 506 sayılı kanun madde 2 çevresinde davalıların rücu alacağından sorumlulukları ancak anılan maddede yazılı koşulların gerçekleşmesi halinde mümkündür.
Mahkemece; sigortalı tarafından davalılar aleyhine açılarak kesinleşmiş bulunan tazminat davasında alınmış ve zararlandırıcı sigorta olayının vukuunda davalılardan iş güvenliği şefi Erdal'ı %50, sigortalıyı %50 oranında kusurlu bulan 12.10.1993 tarihli rapor hükme dayanak kılınmıştır. Öncelikle, tazminat davasında alınmış kusur raporunun işbu rücu davasında bağlayıcılığı ancak 506 sayılı kanun'un madde 26 çevresinde düzenlenmesi halinde mümkündür. Giderek tazminat davasında alınmış 12.10.1993 tarihli kusur raporunda; davalı işveren şirketin kusuru somut biçimde irdelenmediğinden işbu rücu davasında hükme esas alınabilecek nitelikte değildir.
Mahkemece yapılacak iş; işçi sağlığı ve iş güvenliği konusunda uzman bilirkişi heyetinden, ceza davasında kesinleşen maddi olguya göre kusur oran ve aidiyeti konusunda yeniden rapor alıp irdeleyerek sonucuna göre hüküm tesisinden ibarettir. Giderek hükmün diğer davalı Erdal tarafından temyiz edilmediği olgusu göz önünde tutulmalıdır. Keza tazminat davasında kesinleşen maddi zarara yeniden saptanacak kusur oranı uygulanmalıdır.
Kabule göre de; hükme esas kılınan kusur raporunda davalı işveren şirkete kusur atfedilmemesine rağmen 506 sayılı kanunun madde 2'da öngörülen sorumluluk koşullarına aykırı biçimde işverenin rücu alacağından sorumlu tutulması isabetsizdir.
3- Sigortalıda oluşan Meslekte kazanma gücü kaybı oranı bakımından 7.6.1991 tarihli gelir bağlama kağıdında kontrol kaydı bulunması giderek bu durumun gerek rücu alacağı miktarına gerekse tavanı teşkil eden miktara doğrudan etkili bulunması karşısında, sonucu araştırılıp kesinleşen meslekte kazanma güç kaybı oranı belirlenmeden eksik inceleme ile hüküm tesisi hatalıdır.
4- Davacı Kurumun rücu alacağının tavanını teşkil eden miktarın belirlenmesinde 1990/449 esas sayılı tazminat davasında kesinleşen maddi zarardan yine o davada hükmedilen maddi tazminatın indirilmemesi ve tavan kontrolünde, iç tavana, gelir kavramı dışında bulunan masraflar ile geçici iş göremezlik ödeneğinin dahil edilmesi hatalıdır.
5- 506 sayılı Kanunun 92. maddesinin 2. fıkrası hükmüne göre; maluliyet, yaşlılık ölüm sigortaları ile işkazalarıyla meslek hastalıkları sigortasından hak kazanılan aylık ve gelirler birleşirse sigortalıya bu aylık ve gelirlerden yüksek olanının tümü, eksik olanın d yarısı bağlanır. Eşit olması halinde ise, işkazası ve meslek hastalığından bağlanan gelirlerin tümü, diğerlerinin yarısı bağlanır.
Dava konusu olayda sigortalıya malullük sigortasından da aylık bağlanması karşısında anılan madde de öngörülen yarıya indirme işleminin hangi sigorta kolundan bağlanan aylığa uygulandığı yöntemince araştırılmalıdır. Giderek yapılacak bu araştırma sonucu işkazalarıyla meslek hastalıkları sigortasından hak kazanılan aylığa uygulandığının saptanması halinde ise iç tavan buna göre belirlenmelidir.
6- Davacı kurum, iş kazasına uğramış sigortalıya yaptığı yardımların, bu meyanda sosyal yardım zammı peşin değerinin rücuan tahsilini istemiştir.
506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun, sosyal yardım zammına ilişkin ek-24/f maddesi hükmüne göre, iki ayrı sigorta kolundan veya iki ayrı dosyadan gelir ve aylık alanlara en fazla ödemeye imkan veren bir dosya üzerinden sosyal yardım zammı ödemesi yapılır. Dava konusu olayda da; 25.1.1994 tarihli Sosyal Sigortalar Kurumu yazısı içeriğine nazaran sosyal yardım zammının malullük sigortası dosyasından ödendiğinin, iş kazalarıyla meslek hastalıkları dosyasından ödenen sosyal yardım zammının ise fiili ödemeye dönüştüğünün anlaşılması karşısında, davalının sosyal yardım zammı yönünden rücu alacağından sorumluluğu bu çevrede belirlenmelidir.
7- Faiz başlangıç tarihlerinin Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu madde 289 uyarınca hüküm fıkrasında infazda tereddüde yer bırakmayacak açıklıkta belirtilmesi gerekirken masraf ve geçici iş göremezlik ödeneği yönünden bu tarihlerin açıkça öngörülmemesi, giderek davaya konu gelir peşin değeri ile masrafların kusura tekabül eden miktarlarının hüküm fıkrasında talepten farklı öngörülmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde temyiz eden davacı kurum ile davalı şirketin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 02.10.1996 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy