(506 S.K. m. 26) (818 S.K. m. 53) (1086 S.K. m. 275)
Dava: Davacı, iş kazasında ölen sigortalı işçinin hak sahiplerine yapılan harcamalar üzerine uğranılan Kurum zararının rücuan ödetilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hükmün, davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve tetkik hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davacı Kurum'un aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 26. maddesi uyarınca zararlandırıcı sigorta olayının meydana gelmesinde, işveren ve üçüncü kişilerin sorumlulukları, anılan maddede öngörülen ilkeler doğrultusunda saptanacak kusurlar oranında söz konusudur. Bu yönün ise konuda uzman kişilere yöntemince yaptırılacak inceleme sonucunda saptanacağı açıktır.
Diğer taraftan, kazalı sigortalının hak sahiplerinin davalıları aleyhine daha önce açmış bulunduğu maddi, manevi tazminat istemini içeren davada alınan ve eldeki bu davada da hükmü dayanak kılınarak hüküm kurulmuş bulunan kusur bilirkişi raporunda, davalı Hakan'a herhangi bir kusur izafe edilmemiş ve davalı Hakan'ı 1/8 oranında kusurlu bulan ve hak sahibi dosyasından önce açılıp sonuçlanmış bulunan ceza dosyasında alınan kusur raporu irdelenmemiştir. Böyle olunca da, sigortalının halefi durumunda bulunan davacı Kurum'un taraf olmadığı bir davada alınan kur raporunun, bu davada onun bakımından bağlayıcı bir nitelik taşımadığı ve hükme esas alınamayacağı da tartışmasızdır.
Öbür yandan, davalı Hakan aynı olay nedeniyle Ceza Mahkemesi'nce 1/8 oranında kusurlu görülerek hüküm giymiş ve hüküm de kesinleşmiştir. Bu durumda, Borçlar Kanunu'nun 53. maddesi hükümleri gereğince Hukuk Hakimi, Ceza Mahkemesi'nce hükme esas alınan ve kesinleşen maddi olgularla-sadece kusur oranı hariç-bağlıdır. Dairemizin ve Yargıtay'ın yerleşmiş görüş ve uygulamaları da bu doğrultudadır.
Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki olgular nazara alınarak, işçi sağlığı ve iş güvenliği mevzuatının öngördüğü konularda uzman kişilerden oluşturulacak yeni bir bilirkişi kurulu aracılığı ile yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda yaptırılacak kusur incelemesi sonucu davalı Hakan'ın bir miktar kusurlu kabul edilerek, kusuru oranında rücu alacağından sorumlu tutulması gerekirken, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hakkındaki davanın reddine karar verilmiş bulunması usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı Kurum'un bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle (BOZULMASINA), 24.09.1996 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy