(506 S.K. m. 2, 4, 6, Ek m. 10, Geç. m. 80)
Dava: Davacı, borçlanmasının geçerli olduğunun ve emekliliğe hak kazandığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve tetkik hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Davacı; 4056 sayılı Kanunla eklenen 506 sayılı Kanunun geçici 80. maddesine dayanarak, 1.5.1978-1.5.1985 devresi Sosyal Sigortalar Kurumu'na yaptığı sanatcı borçlanmasının geçerli olduğunun tespitini istemiştir. Dosya içeriğine göre, davacının yasal sürede Sosyal Sigortalar Kurumu'na başvurduğu ve çalışmasını ise M. Derneği'nden aldığı belgeye dayandırdığı, M.Der'in ise; müzikciler, sanatcılar derneği olup, işveren olup olmadığının anlaşılamadığı, diğer taraftan davacının hizmet akti ile sanatcı
olarak borçlanılan süreler için işverenlerden alınarak ibraz edilen belgesi olmadığı, dosyaya ibraz edilen belgelerin 1.5.1985 yılından sonraki devrelere ait olup dava konusu süre ile ilgisi olmadığı anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanağını teşkil eden 4056 sayılı Kanunla 506 sayılı Kanuna eklenen geçici 80. madde hükmüne göre; "17.7.1964 tarih ve 506 sayılı Kanunun ek 10. maddesi ile kanun kapsamına alınan sigortalılar, örneği Kurum'ca hazırlanan ve ilgili işveren, birlik, sendika, dernek, sanatsal vakıf kuruluşları veya ilgili kamu kuruluşları tarafından usulüne uygun olarak düzenlenip, Kültür Bakanlığı'nca onaylanmış borçlanma belgeleri ile kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde Kurum'a başvurmaları ve
borç ödeme tarihindeki 78. maddeye göre belirlenen asgari günlük kazanç üzerinden hesaplanılarak malüllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primlerinin... bir defada Kurum'a ödemeleri şartı ile borçlanma belgesinde kayıtlı meslekleri ile ilgili çalışma sürelerinin tamamını veya bir bölümünü borçlanabilirler.
Borçlandırılan hizmetler, prim veya kesenek ödemek suretiyle geçmiş veya daha önceki borçlandırılmış hizmetlerle birleştirilir. Keza, 506 sayılı Kanuna 2167 sayılı Kanunla eklenen ek 10. madde hükmüne göre de, "bir veya birkaç işveren tarafından çalıştırılan film, tiyatro, sahne gösteri, ses ve saz sanatçıları, müzik, resim, heykel, dekoratif ve benzeri diğer uğraşıları içine alan bütün güzel sanat kollarında çalışanlar, düşünür ve yazarlar bu Kanun hükümlerine tabidirler. Yukarıdaki fıkrada sayılan uğraşı alanlarına
kimlerin gireceği, diğer ilgili Bakanlık, Kurum ve Kuruluşların görüşleri de alınmak suretiyle Sosyal Güvenlik, Kültür ve Turizm ve Tanıtma Bakanlıkları tarafından birlikte saptanır."
Bu çevrede, 4056 sayılı Kanunda öngörülen sanatçı hizmet borçlanması için ön koşul, 506 sayılı Kanuna ek 10. madde ile kapsama alınmış sigortalı niteliğini taşımasıdır. Başka ifade ile ancak ek 10. madde ile kapsama alınan sigortalılar, yasada öngörülen diğer koşulların da varlığı halinde sanatçı hizmet borçlanmasından yararlanabilirler. Öte yandan, 506 sayılı Kanuna 2167 sayılı Kanunla ek 10. madde hükmü ile kapsama alınan sanatçılar ise bir veya birkaç işveren tarafından çalıştırılanlardır. Bir veya birkaç işveren
tarafından çalıştırılma ise hizmet aktinin unsurlarındandır. Nitekim, geçici 80. madde de hizmet aktinin gerekliliği "sigortalılar" deyiminin kullanılması suretiyle pekiştirilmiştir. Giderek, 4056 sayılı Kanun doğrultusunda "sigortalılar" sözcüğü ile, 506 sayılı Kanun çevresinde sigortalı kapsamına kimlerin gireceğini belirleyen aynı Kanunun 2, 4 ve 6. maddelerinde tanımını bulan kavramlar değiştirilmiş değildir. Bu yönde, 506 sayılı Kanuna 2167 sayılı Kanunla ek 10. madde ve 4056 sayılı Kanunla eklenen geçici 80. madde
kapsamında sigortalı niteliğinin kazanılabilmesi için, 506 sayılı Kanunun 2, 4 ve 6. maddelerinde öngörülen kavramların ilgililer bakımından gerçekleşmesi, başka ifadeyle, bir veya birkaç işverene ait işyerinde hizmet akti ile ancak Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Kültür Bakanlığı tarafından müştereken saptanmış uğraş alanlarına ilişkin ünvanlarla çalışılması zorunludur ki, mahkemenin bu yöndeki kabulü yerindedir. Giderek 4056 sayılı Kanunla ek geçici 80. maddesinde öngörülen sanatçı borçlanmasından yararlanılabilmesi için gerekli bulunan bu koşulun varlığı da somut olayda öncelikle araştırılmalıdır.
Öte yandan, borçlanma belgesi, usulüne uygun biçimde öncelikle ilgili işveren tarafından düzenlenmeli, ancak işverenin bulunamaması halinde bağlı olunan birlik, sendika, dernek, sanatsal vakıf kuruluşları veya ilgili kamu kuruluşları tarafından düzenlenmelidir. Bu çevrede borçlanmaya esas hizmet belgesini düzenleme yetkisi öncelikle işverene aittir. Dava konusu olayda da,
borçlanmaya konu müzisyenlik sanat dalındaki çalışmanın geçtiği işyeri ve bu işyeri işvereni kanıtlanmalı ve saptanacak işverenin bulunmaması koşuluna bağlı olarak M.Der'in borçlanma belgesini düzenleme yetkisinin varlığı yöntemince araştırılmalıdır. Giderek davacının, ilgili bakanlıklar arasında yapılmış protokol kapsamındaki sanat dallarında, bir veya birkaç işveren nezdinde hizmet akdine dayalı olarak ve 506 sayılı Kanunun 2, 4 ve 6. maddesi kapsamında sigortalı niteliğini haiz biçimdeki çalışmasının fiili olup
olmadığı da hiç bir kuşku ve tereddüde yer bırakmayacak biçimde; işyerinin varlığı, borçlanma belgesinde öngörülen müzisyenlik uğraşı alanının içeriği, bundaki ehliyetinin dayanaklarının araştırılması işyeri kayıtları celbedilmesi, birlikte çalışanlar kayıtlardan saptanarak, bunların tanık sıfatıyla dinlenmesi ve diğer tüm delillerin toplanması suretiyle araştırılıp, saptanmalıdır. Bundan başka, işverenin bulunmaması nedeniyle borçlanma belgesinin kanunda öngörülen ilgili kuruluş tarafından verilmesi halinde ise dayanağı belge ve deliller celbedilmeli, bu bildirimin sadece, ilgilinin şifahi beyanına dayanması halinde ise iddianın ispatlanmaması
nedeniyle dava red edilmeli; iddianın belge ve inandırıcı delillerle ispatı halinde, dava kabul edilmelidir.
Mahkemece, yukarıda belirtilen maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın noksan araştırma ile yazılı şekilde davanın kabulü usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle (BOZULMASINA), 24.9.1996 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy