(506 S. K. m. 79)
Dava: Davacı; davalılardan işverene ait işyerinde 10.1.1985 tarihinden, 18.5.1988 tarihine kadar sigortalı olarak çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılar avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve tetkik hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle, 14.7.1987 tarihinin hüküm fıkrasında ve kısa kararda 4.7.1987 olarak gösterilmesinin, kabul edilen çalışma gün sayısı gözönünde tutulduğunda, daktilo hatası sonucu olduğunun açık olmasına göre aşağıdaki bendler kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davanın yasal dayanağı, 506 sayılı Kanunun 79/8. maddesidir. Anılan maddede, yönetmelikte tespit edilen belgeler işveren tarafından verilmeyen sigortalıların hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde dava açacakları hükmü öngörülmüştür. Maddede belirtildiği üzere, yönetmelikle tespit edilen belgelerin (işe giriş bildirgesi) verilmesi durumunda 5 yıllık hak düşürücü süreden bahsedilemeyeceği açık seçiktir.
Somut olayda, işveren tarafından ibraz olunan, sigortalının 11.6.1985 tarihinde işe girişini öngören işe giriş bildirgesinde, 26.6.1985 tarihinde Kurum'a verildiğine dair kaşe mevcut bulunmakta ise de sigortalının Kurum nezdindeki şahsi dosyasında sözkonusu işe giriş bildirgesinin mevcut olmaması, keza davalı Kurum vekilinin de cevap dilekçesinde, işverence verilmiş herhangi bir işe giriş bildirgesine Kurum kayıtlarında rastlanılmadığını bildirmesi karşısında mevcut çelişki giderilmelidir. Bu konuda yapılacak araştırma sonucunda davalı Kurum'a, hak düşürücü süre dahilinde verilmiş yönetmelikle saptanmış belgeler bu meyanda işe giriş bildirgesinin mevcut olmadığının saptanması halinde ise; mahkemece kabulüne karar verilen 11.6.1985 ile 14.7.1987 tarihleri arasındaki çalışma süresi yönünden de, hizmetin geçtiği yılın sonu olan tarihten, davanın açıldığı 16.8.1995 tarihine kadar 5 yıllık hak düşürücü sürenin fazlasıyla geçtiği açık olduğundan, dava bu nedenle reddedilmelidir.
Öte yandan, sigortalı tarafından 19.6.1987 tarihinde bu çalışma süresinin bir kesimine ilişkin olarak işçilik haklarının tahsili için işveren aleyhine dava açılmış ise de bu durum hak düşürücü sürenin işlemesine engel değildir. Şöyleki, 506 sayılı Kanun madde 79/8'de öngörülen süre, hak düşürücü süre niteliğinde olup zamanaşımı süresinin kesilmesi veya durmasına ilişkin kurallar burada uygulanamaz.
3- Yukarıda öngörülen araştırma sonucu hak düşürücü sürenin geçmediğinin saptanması halinde ise; davada, davalı işverene ait işyerinde 10.1.1985 ile 18.5.1988 tarihleri arasında geçen, ancak Kurum'a bildirilmeyen çalışma süresinin tespiti istenmiş ve mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bu tür davalar nitelikçe kamu düzenine ilişkin bulunduğundan deliller re'sen toplanmalıdır.
Öncelikle sigortalı tarafından işveren aleyhine açılıp kesinleşen işçilik haklarının tahsiline ilişkin davada verilen hüküm, o davada Kurum taraf olmadığından, Kurum için bağlayıcı nitelik taşımamaktadır. Başka ifade ile, o davada verilen hüküm işbu tespit davasında davalı Kurum için kesin delil değil, güçlü delil niteliğindedir. Diğer taraftan dosyada mevcut ücret bordrolarından sadece 1986 yılının 1. ayına ait olanı davacının imzasını içermektedir. Bu yönde davacının imzasını içermeyen ücret bordrolarında öngörülen çalışma sürelerinin işyeri muhasebe kayıtları ile doğrulanması gerekmektedir. Bundan başka dosyaya ibraz olunan vizite kağıtlarının geçerliliği de Sosyal Sigortalar Kurumu'ndan araştırılmalıdır.
Yine bu döneme ilişkin olarak, davacı ile birlikte çalışanlar işyeri bordrolarından saptanarak tanık sıfatıyla dinlenmeli ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulmalıdır. Giderek işe giriş bildirgesinin varlığı halinde, davacının 11.6.1985 tarihinde işi girdiğinin kabulü yerindedir. Ayrıca, işveren tarafından ibraz olunan 4 aylık sigorta prim bordrolarının Kurum kayıtlarına intikal edip etmediği primlerin ödenip ödenmediği araştırılmalı ve bu çevrede Kurum'a bildirilen çalışma sürelerine ilişkin istemde hukuki yarar yokluğundan bahisle reddedilmelidir.
Mahkemece, belirtilen maddi ve hukuki esaslar gözönünde tutulmadan eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan nedenlerle (BOZULMASINA), temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 10.9.1996 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy