(506 S. K. m. 79)
Dava: Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 1.6.1983-31.3.1994 tarihleri arasında ücret karşılığı geçen çalışmalarının tesbiti ile 1.5.1994 tarihi itibarıyla yaşlılık aylığı bağlanmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılardan SSK avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve tetkik hâkimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi:
Karar: Davada, sonuç itibarıyla 1.6.1983 ile 31.3.1994 tarihleri arasında davalı işverene ait işyerinde geçen, ancak kuruma bildirilmeyen çalışma süresinin tesbiti istenmiştir.
Mahkemece, 1.5.1984 ile 31.3.1994 tarihleri arasında geçen çalışma süresinin tesbitine hükmedilmiştir.
Bu tür davalar nitelikçe kamu düzenine ilişkin olup, deliller re'sen toplanmalıdır. Davanın 1.6.1983 tarihinde işe girişine dair işe giriş bildirgesinin kuruma verilmesinden sonra 1984 yılı 1 dönem sonuna kadar işverence düzenli biçimde kuruma bildirimde bulunulmuş, ne var ki bundan sonra sadece 1.4.1994 tarihi hesap fişinde davacının işyerinden çıkışı 31.3.1994 olarak bildirilmiştir. Çalışma olgusunun ispatı yönünde öncelikle 1.5.1984 ile 31.3.1994 dönemine ilişkin tüm kayıtları işyerinden, muhtasar beyannameler ilgili vergi dairelerinden celbedilmelidir. Bu çevrede 23.1.1985 tarihli sigorta müfettişi raporu içeriğine nazaran 1984 yılının 5-12. ayları arasındaki (12 ay dahil) dönemde işyeri kayıtlarında saptanmış işçilik ödemelerinin davacıya aidiyeti araştırılmalıdır. Keza, Sosyal Sigortalar Kurumu'nun 12.4.1996 tarihli cevabi yazısında öngörülen 1985/1. ayından itibaren işyeri kayıtlarının incelenmesine ilişkin olarak düzenlenecek sigorta müfettişi raporu ile eki tutanaklar da celbedilmelidir. Öte yandan, 27.12.1984 tarihli işyerinde düzenlenmiş tesbit tutanağında çalışanlar arasında davacının varlığı da saptanmış ise de bu saptama ancak tesbitin yapıldığı tarih itibarıyla geçerlidir. Giderek, işyerinin tesbite konu tüm dönemde gerçekten var olup olmadığı da eksiksiz biçimde belirlenmelidir. Tanık olarak, davacı ile birlikte çalışan ve kayıtlara geçmiş kişiler, gerekirse re'sen saptanarak dinlenmelidir. Bu yönde mahkemece dinlenmiş tanıkların şahadetlerinin inandırıcılığının tesbitinde, aynı işyerinde davaya konu dönemde çalışıp çalışmadıkları da işyeri kayıtlarından denetlenmelidir. Giderek, bu tanıklardan Semaha ile davacının aynı işveren aleyhine açtıkları tesbit davalarında birbirleri lehine şahadette bulundukları gözönünde tutulmalı ve mevcut tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulmalıdır. Yapılacak bu değerlendirmede yazılı belgelerin aksinin eşdeğer delillerle kanıtlanması gereği gözönünde tutulmalıdır.
Ayrıca tesbite konu dönemde işyeri ortaklarından olan Muharrem'e de yöntemince husumet yöneltilmesi için davacıya önel verilmelidir.
Giderek yapılacak bu inceleme sonucu, davacının kesintili çalıştığı saptanırsa, dava tarihi de gözetilerek 506 sayılı Kanun madde 79/8'de öngörülen hak düşürücü sürenin geçip geçmediği irdelenmelidir. Keza, yaşlılık aylığından yararlanma şartlarının varlığı da yapılacak bu araştırma sonucuna göre değerlendirilmelidir.
Belirtilen madde ve hukuki esaslar gözönünde tutulmadan eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 17.09.1996 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy