(506 S. K. m. 26)
Dava: Davacı, iş kazasında ölen ve yaralanan sigortalı işçiler için yapılan harcamalar üzerine uğranılan Kurum zararının rücuan ödetilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği hüküm altına almıştır.
Hükmün, taraflar Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Neslihan Sever tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
Karar: 1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davanın yasal dayanağını teşkil eden 506 sayılı Kanunun 26. maddesi hükmü gereğince davalıların rücu alacağından sorumlulukları ancak maddede öngörülen yasal koşulların gerçekleşmesi halinde mümkündür. Öncelikle kesinleşmiş tazminat davasında hükme esas kalınmış kusur raporunun rücu davalarında bağlayıcılığı ancak 506 sayılı Kanunun madde 26 çevresinde düzenlenmesi halinde mümkündür.
Dava konusu olayda, kesinleşmiş manevi tazminat davasında alınmış kusur raporu 506 sayılı Kanun madde 26 çevresinde düzenlenmediği gibi işbu rücu davasının işveren dışındaki davalıları da o davada taraf değildir. Bu çevrede mahkemece, yeniden kusur incelemesi yaptırılması yerindedir. Diğer taraftan hükme esas kılınan kusur raporunda; sigorta olayının vukuunda, davalılardan işverene %45, ceza davasında kusurlu bulunarak mahkum olan ve bu yönde kusurlarının varlığı kesinleşmiş, ceza mahkemesi ilamında saptanan üçüncü kişiler K. ve D.'e %,5'ar oranında kusur verilmiş, %50 oranında da kaçınılmazlığın etken olduğu öngörülmüştür. Öncelikle bu rapor, kusur oran ve aidiyeti bakımından dosyada mevcut diğer raporlarla açık çelişki içerisinde olup bu çelişki giderilmemiştir. Öte yandan sigorta olayının vukuu biçimine nazaran %50 oranındaki kaçınılmazlık payı da fazladır.
Mahkemece yapılacak iş, işçi sağlığı ve iş güvenliği ile iş kazasının vuku bulduğu iş kolunda uzman bilirkişi heyetinden, kusur olan ve aidiyeti konusunda, yukarıda öngörülen esaslar çevresinde ve raporlar arasındaki çelişkiyi de giderecek biçimde rapor alıp irdeleyerek sonucuna göre hüküm tesisinden ibarettir.
Kabule göre de; işveren ve üçüncü kişiler kaçınılmazlık durumundan 506 sayılı Kanun madde 26 gereğince sorumlu tutulmamalarına rağmen %50 kaçınılmazlık oranının bir kesiminin davalıların sorumluluğuna dahil edilmesi isabetsizdir.
3-Davacı Kurumun rücu alacağının tavanın teşkil eden miktarın belirlenmesinde bilinmeyen pasif dönem zararının tesbitinde, artırım ve iskontolamanın yıllar itibariyle yapılmaması hatalıdır.
4-Sigortalı A.'ın hak sahiplerine diğer sigorta kolundan da aylık bağlanması karşısında bunun yaşlılık, ölüm sigortasına ilişkin olduğunun saptanması halinde hak sahiplerinin maddi zararlarına, pasif dönem zararının dahil edilmemesi gerekirken bu konuda eksik inceleme ile hüküm tesisi hatalıdır.
5-Sigortalı A.'in hak sahiplerinden eşi bakımından destekten yararlanma süresinin, sigortalının kaza tarihindeki bakiye örüne göre belirlenmesi gerekirken aksinin kabulü ile pasif dönem zararının 6, 49 yıl yerine 9 yıla göre belirlenmesi keza diğer hak sahipleri anne ve babanın destekten yararlanma sürelerinin kaza tarihindeki bakiye ömürleri itibariyle 2014 yılı hitamına göre belirlenmesi gerekirken kabulün aksine bu sürenin 2024 yılına kadar uzatılması keza usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir
O halde, tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 29.04.1997 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy