(506 S. K. Ek. m. 24) (205 S. K. m. 35, 33)
Dava: Davacı, 506 sayılı Kanun'un 24/L maddesi çevresinde istenen sosyal yardım zammından, bu madde kapsamında Kurum ve Kuruluşlardan bulunmadığından bahisle sorumlu bulunmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar vermiştir.
Hükmün, taraflar Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi N. Sever tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre Sosyal Sigortalar Kurumu'nun temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davacının temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Dava sonucu itibariyle davacı şirketten 506 sayılı Kanunun Ek 24/L maddesi çevresinde istenen sosyal yardım zammından, davacının bu madde kapsamındaki Kurum ve kuruluşlardan bulunmadığından bahisle sorumlu bulunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Davacı O. Renault Otomobil Fabrikaları Anonim Şirketi'nin TTK hükümlerine göre kurulmuş ticari şirket olduğu, kanunla kurulmuş Ordu Yardımlaşma Kurumunun bu şirketin hissedarı bulunduğu, Sosyal Sigortalar Kurumu'nun davacı şirketten 506 sayılı Kanunun 3995 sayılı Kanunla değişik Ek 24/L maddesi hükmüne göre 1995 yılının 8. ayında ödenen sosyal yardım zammının iadesini istediği, davacı şirketin %41.66 hissesinin Ordu Yardımlaşma Kurumuna, %1, 3065 hissesinin M. Motorlu Araçlar İmal ve Satış Anonim Şirketine, %0,0335'inin O. Sigorta Anonim Şirketine, %57'sinin ise Fransız Şirketlere ait olduğu dosya içeriğindeki belgelerden anlaşılmaktadır.
Davacı O. Renault Otomobil Fabrikaları Anonim Şirketinin %41.66 hissesine sahip bulunan Ordu Yardımlaşma Kurumu 205 sayılı Ordu Yardımlaşma Kurumu Kanununa dayanılarak kurulmuş olup, 506 sayılı Kanunun Ek 24/L maddesi kapsamında Kanunla ve kanunların verdiği yetkiye istinaden kurulan kuruluşlar kapsamında bulunmaktadır. Giderek 205 sayılı Kanun hükümlerine göre, Kurumun gelirleri tamamen kendi mensuplarının aylıklarından kesilen belli orandaki miktarlar ile hibe ve mevcutların işletilmesinden elde edilecek gelirlerden oluşmakta olup, devletin payı ve katkısı bulunmamaktadır. Giderek 205 sayılı Kanunun 35. maddesinde OYAK'a kurumlar vergisine tabi olmama, kuruma yapılan bağışların veraset ve intikal ve gelir vergisinden muaf tutulma gibi muafiyetler tanınmıştır.
506 sayılı kanunun 3995 sayılı kanunla değişik ek 24/1 maddesi hükmüne göre de Genel ve katma bütçeli idareler, mahalli idareler, döner sermayeli kuruluşlar gibi kamu kuruluşları ile kanunla ve kanunların verdiği yetkiye istinaden kurulan diğer kuruluşlar ve 233 sayılı kanun hükmünde kararname kapsamına giren teşekkül ve kuruluşlarla bunların müessese, bağlı ortaklık ve iştiraklerinden aylık bağlanmasına hak kazandıktan sonra ayrılanlardan, 506 sayılı kanun hükümlerine göre malullük yaşlılık ve ölüm aylığı bağlananların ilk sosyal yardım zammı ödemeleri, söz konusu kuruluşlar adına kurumca yapılır. Yukarıda belirtilen kuruluşlar adına yapılan ilk sosyal yardım zammı ödemelerinden ödenmemiş olanlar, yapılacak yazılı bildirim tarihinden itibaren, en geç 1 ay içinde defaten kuruma ödenir, sonraki aylarda ödenmesi gereken sosyal yardım zammı tutarları ise, yeni bir bildirim beklenmeksizin ilgili kuruluşlarca, her ay emekli aylığı ödeme tarihlerinden önce kurumun ilgili hesabına yatırılır.
Davada uyuşmazlık konusu olan husus; anılan maddede öngörülen bunların müessese, bağlı ortaklık ve iştiraklerinden deyiminin, 233 sayılı kanun hükmünde kararname kapsamındaki teşekkül ve kuruluşlarla sınırlı olup olmadığı veya madde başlangıcında öngörülen diğer kurum ve kuruluşları da içine alıp almadığı konusundadır.
Bu yönde, maddenin şekli yorumunda görüldüğü üzere Genel ve katma bütçeli idareler, mahalli idareler, döner sermayeli kuruluşlar gibi kamu kuruluşları ile, kanunla ve kanunların verdiği yetkiye istinaden kurulan diğer kuruluşlar dan oluşan tümce ve bağlacı ile 233 sayılı kanun hükmünde kararname kapsamına giren teşekkül ve kuruluşlarla bunların müessese, bağlı ortaklık ve iştirakleri nden oluşan diğer tümceye bağlanmış olup ayrıca müessese, bağlı ortaklık ve iştirak kavramları 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamına giren teşekkül ve kuruluşlarla sınırlıdır. Nitekim dil bilgisi kurallarına göre ve bağlacı aralarında beraberlik ve ardışıklık olan kelimeler veya cümleler arasına girerek bunları birbirine bağlama görevini yapmaktadır. Kanunun Ek 24 maddesinin L bendinde yer alan iki yan tümce arasındaki beraberlik ise sosyal yardım zammından doğan sorumluluk konusunda olmaktadır. Kaldı ki söz konusu bent hükmünün anlamını çözmek için, dilbilgisi kurallarından daha çok, 233. Sayılı Kanun Hükmünde kararnamenin ve burada yer alan teşekkül, kuruluş, müessese, bağlı ortaklık ve iştirak kavramları üzerinde durmak gerekir.
Gerçekten de maddede yer alan 233 Sayılı Kanun Hükmünde kararname kapsamına giren teşekkül ve kuruluşlarla, bunların müessese, bağlı ortaklık ve iştirakleri deyimleri, birlikte ele alındığında, tamamen 233 sayılı Kamu İktisadi Teşebbüsleri Hakkında Kanun Hükmünde kararname kapsamındaki deyimleri içermektedir. Nitekim anılan Kanun hükmünde kararnamede müessese, bağlı ortaklık ve iştirak kavramları yine ek 24/1 maddesinde belirtilen sıra dahilinde ayrı ayrı düzenlenmiştir. Şöyle ki: İktisadi Devlet Teşekkülü, sermayesinin tamamı devlete ait, iktisadi alanda ticari esaslara göre faaliyet göstermek üzere kurulan kamu iktisadi teşebbüsüdür; Kamu iktisadi kuruluşu ise sermayesinin tamamı devlete ait olan ve tekel niteliğindeki mallar ile temel mal ve hizmet üretmek ve pazarlamak üzere kurulan kamu hizmeti niteliği ağır basan kamu iktisadi teşebbüsüdür; müessese, sermayesini tamamı bir iktisadi devlet teşebbüsüne ya da kamu iktisadi kuruluşuna ait olup ona bağlı işletme veya işletmeler topluluğudur. Bağlı ortaklık, sermayesinin %50'sinden fazlası iktisadi devlet teşekkülü ve kamu iktisadi kuruluşuna ait olan işletme veya işletmeler topluluğundan oluşan Anonim şirketlerdir; iştirak ise sermayesinin %15'nden çoğu fakat %50'sinden aşağısı kamu iktisadi kuruluşu ve iktisadi devlet teşekkülüne veya bağlı ortaklıklarına ait olan Anonim şirketlerdir.
Diğer yandan 506 sayılı Kanunun Ek 24/1 maddesinin amaca yönelik yorumunda; müessese, bağlı ortaklık ve iştirak kavramlarının özellikle kamusal niteliği bulunmayan, salt kanunla ya da kanunun verdiği yetkiye istinaden kurulan kuruluşlara teşmil edildiğinin kabulü, kanun koyucunun anılan maddenin konuluşundaki amacına da ters düşecektir.
Kaldı ki yukarıda da açıklandığı üzere Oyak Renault Anonim Şirketinin sermaye kompozisyonu içinde, iştirakçisi OYAK 'da da olduğu üzere kamu payı bulunmamaktadır. 233 sayılı Kanun hükmünde kararname kapsamında, sermayesindeki kamu payı %15'in altında olan bir iktisadi devlet teşekkülü ile kamu iktisadi teşebbüsünün iştiraki 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve 506 sayılı Kanun Ek 24/l maddesi hükmü anlamında iştirak sayılmazken, sermayesinde hiçbir kamu payı bulunmayan şirketin Ek 24/L kapsamında iştirak sayılması hukuki bir çelişkidir.
205 sayılı Ordu Yardımlaşma Kurumu Kanununun 33/b maddesinde; ......lüzumlu ve faideli görüldüğü taktirde her nevi şirketleri kurmaya ve gerek bunlara ve gerekse kurulmuş bulunanlara iştirak ve bunların hisse senetlerini veya ortaklık paylarını almaya... OYAK yönetim kurulunun yetkili kılınması ve bu maddeden kaynaklanan yetki ile OYAK'ın, davacı şirketin sermayesinin %41.66'sına sahip olması O. Renault Anonim Şirketi'nin özel yasaya veya özel yasanın verdiği yetkiye göre kurulduğu anlamını taşımaz. Zira O.. Renault Anonim Şirketi tamamen Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre kurulmuştur ve OYAK 205 sayılı Kanunun anılan maddesinin verdiği yetki ile bu şirkete ortak olmuştur. Nitekim 205 sayılı Kanunla OYAK'a tanınan muafiyetlerin hiç biri davacı şirkete tanınmamıştır.
Davacı, O. Renault Otomobil Fabrikaları A.Ş'nin özel hukuk hükümlerine göre kurulan ticari bir şirket olması, iştiraki bulunan Ordu yardımlaşma kurumunun ise 233 sayılı kanun hükmünde kararname kapsamında bulunmayıp, sadece kanunla kurulmuş bir kurum olması karşısında yukarıda açıklanan nedenlerle artık davacı şirketin 506 s. SSK m. sayılı kanunun ek 24/1 maddesi kapsamında bulunması, giderek sigortalı ya da hak sahiplerine malullük, yaşlılık ve ölüm sigortası kollarından ödenen sosyal yardım zamlarından sorumlu tutulması mümkün değildir.
Bu arada belirtmekte yarar vardır. Öğreti ve bilimsel yazılarda, yukarıda açıklanan düşüncelerin tersine bir görüşe rastlanmamıştır.
Mahkemece belirtilen maddi ve hukuki esaslar göz önünde tutulmadan yazılı biçimde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davacının bu yönü amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, Temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 06.07.1999 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy