(506 S. K. m. 26, 39, 41)
Dava: Davacı, iş kazası niteliğinde olmayan kazadan dolayı sigortalı işçi için yapılan harcamalar üzerine uğranılan Kurum zararının rücuan ödetilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği hüküm altına almıştır.
Hükmün, davalı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve tetkik hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi;
Karar: Zararlandırıcı Sosyal Sigorta olayının; sigortalının, işyerini terkettikten sonra evine giderken, düşerek kolunu kırması suretiyle meydana geldiği görülmektedir. Ancak, Kurum'un iddiasına göre; tedaviden sonra 6 ay süreyle hafif işlerde çalıştırılması gerektiğini belirten doktor raporunun mevcut olmasına karşın, sigortalının hastalığının ağır işte çalıştırılması sonucunda nüksettiği, kendisine tedavi masraflarıyla geçici iş göremezlik ödeneği ödenmiş olduğundan bu yardımların davalı işverenden tahsiline karar verilmesinin istendiği görülmektedir.
Şu hale göre davanın yasal dayanağı, Kurum'un iddia ettiği gibi 506 sayılı Yasanın 41. maddesi değil, 39. maddesidir. Bu maddeye göre; "Kasdi veya suç sayılır hareketi ile sigortalının eşinin veya çocuğunun hastalanmasına sebep olan kimseye bu kanun gereğince hastalık sigortasından yapılan her türlü giderler tazmin ettirilir."
Kol kırılma olayı, işyerinin dışında gerçekleştiği için iş kazası sayılamaz ve giderek ilk olayın oluşumunda davalı işverene herhangi bir kusur atfedilemez. Keza, ilk kaza nedeniyle yapılan masraflar işverenden istenemez.
Ne var ki, hastalığın doktor raporunun aksine sigortalının ağır işte çalıştırılması nedeniyle nüksettiği iddia edildiğinden gerçekten iddianın varid olup olmadığının mahkemece araştırılıp açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Kuşkusuz raporun aksine hareket edildiği saptandığı takdirde kol kırılma ve nüks olayı bir bütün olarak ele alınmalı ve davalının kusur oranının belirlenmesi için uzman kişi veya kişilerden rapor alınmalı ve ortaya çıkacak kusur oranına göre kabule karar verilmelidir. Davalı işveren yüklenecek bir kusur tespit edilmediği takdirde davanın reddine karar verilmelidir.
Mahkemece, açıklanan bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik araştırma ve incelemeyle yazılı şekilde karar verilmiş olması usule ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle (BOZULMASINA), temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 17.2.1997 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy