(506 S. K. m. 26) (1475 S. K. m. 73)
Dava: Davacı, iş kazasında malul kalan sigortalı işçi için yapılan harcamalar üzerine uğranılan Kurum zararının rücuan ödetilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hükmün, taraflar Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Mehmet Şahin tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
Karar: Dosya içeriğine göre, davacı Sosyal Sigortalar Kurumu davalı işveren aleyhine 506 sayılı Kanunun 26. maddesine göre açtığı rücu davasında, sigortalı Mustafa Karataş'a meslek hastalığı nedeniyle gelir bağlandığını, gelirin peşin sermaye değerinin 23.172.843.73 TL. olduğunu ve ayrıca 396.773. TL.de masraf yaptığını, davalının zararlandırıcı sigorta olayında kusurlu olduğunu belirterek şimdilik 1.396.773. TL.nin (1 milyonu gelir olmak üzere) hüküm altına alınmasını istemiştir. Sigortalının maluliyetinin 25.12.1989 tarihinde %22 olarak belirlendiği, olayda işverenin kusurunun belirlenmesi yönünden 23.12.1994 tarihli Prof. Dr. Günhan Paşamehmetoğlu ve arkadaşlarından gerekçeli rapor alındığı, Dairemizce de öteden beri benimsenen kurallara uygun raporda, sigortalının %23.5 maluliyetine neden olan olayda işverenin %82.47 kusurlu olduğunun belirtildiği, tarafların bu raporu kabul etmediklerini bildirdikleri (30.5.1995 tarihli celsede) ancak gerekçe göstermedikleri, mahkemece 24.7.1995 havale tarihli Yrd. Doçent Bahtiyar Ünver ve arkadaşlarından kusur raporu alındığı bu raporda da, sigortalının %23.5 maluliyetinde işverenin kusurunun %66.5 olduğunun belirtildiği, taraf vekillerinin bu rapora karşı ise, yazılı itirazda bulundukları, raporlar arasındaki farklılık sebebiyle mahkemece 3. defa bilirkişilere başvurularak 10.5.1996 tarihli Prof. Dr. Nuh Bilgin ve arkadaşlarından rapor aldığı, mezkür raporda ise, sigortalının %23.5 maluliyetine sebebiyet verilmesinde işverenin %26.18 kusurlu bulunduğunun belirtildiği, bu raporda da taraf vekillerince itiraz edildiği, ancak mahkemece son kusur raporu benimsenerek davalının %26.18 kusurlu olduğunun kabulü ile hüküm tesis edildiği anlaşılmaktadır. Sigortalı işçi davalıya ait işyerinde 1976 dan 1991 yılları arasında çalıştığı, maluliyetinin ise 25.12.1989-1.4.1991 arasında %22, 1.4.1991 tarihinden sonra da %23.5 olduğu, hükme esas alınan tazminat hesap raporunda ayrıca kaçınılmazlık oranının bir kısmının da nazara alındığı görülmektedir. İş kazası ve meslek hastalıkları yönünden işverenlerin 1475 sayılı İş Yasasının 73. maddesi uyarınca Her işveren işyerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlüdür. İşçilerde, işçi sağlığı ve iş güvenliği hakkındaki usul ve şartlarına uymakla yükümlüdürler denildiğinden işverenler işyerlerinde çağın ve tekniğin gelişimini göz önünde tutarak işçi sağlığı ve iş güvenliği yönünden gerekli önlemleri almak zorundadırlar. Öteden beri Dairemizce de benimsenen 30.12.1994 havale tarihli Prof. Dr. Günhan Paşamahmutoğlu ve arkadaşlarınca düzenlenen raporda belirtildiği üzere, iş kollarının ve iş nevilerinin özelliğine göre maden ocağı (yeraltı) işyerlerinde 32 yıl bir işçi çalışırsa ve o yerde de çağın ve tekniğin gerektirdiği işçi sağlığı ve iş güvenliği yönünden önlemler alınırsa yinede lağımcı, kuyucu, barutçu, domuzdamcı için %12. taramacı, tabancı için %11 kaçınılmazlık oluşacağının vs. belirtildiği, bu miktarın üstünde maluliyetin oluşmasında işverenin veya işçinin veya her ikisinin kusurunun bulunabileceğinin belirtildiği, verilen bu rakamların ise bu günkü teknik ve bilimsel verilere uygun olduğunun vurgulandığı, bu itibarla bu rapordaki görüşlerin gerçeğe ve olaya uygun bulunmasına rağmen mahkemece itibar edilmeyerek yeniden raporlar alınması, ayrıca kusura dayanan ve yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 26. maddesi olan davalarda kaçınılmazlık oranın da tazminat hesabında kısmen nazara alınarak hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 03.11.1997 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy