(506 S. K. m. 32, 109)
Davacı, kanda şeker ölçme cihazı ile bu cihazda kullanılan kan ve idrar çubuklarının Kurum tarafından karşılanması gerektiğinin tespitiyle, 10.000.000.TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Suna M. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Kurum'un İzmit Hastahanesi sağlık kurulunca sigortalının oğlu Engin Çetin'e Diabet Mellitus teşhisi konularak kendisine Glurometer şeker aleti ve test çubuklarının verilmesi uygun görülmüş ise de, Kurum söz konusu cihazın bu konuda eğitilmemiş hastalar tarafından kullanılmasının sakıncalarından söz ederek, esasen Kurum hastahanelerinin ilgili ünitelerinde idrar ve kan şekeri tayinin günün 24 saatinde yapıldığını vurgulamak suretiyle istemi red ederek muazara çıkarması üzerine, anılan aletin ve test çubuklarının Kurum tarafından karşılanması gerektiğinin tespitine ve haricen temin edilmesinden dolayı da bedelinin ödenmesine ilişkin olarak açılan bu davanın yasal dayanağı 506 sayılı Yasanın 32 ve devamındaki maddeleridir.
Kurum sağlık tesisleri ve Kurumun kabul ettiği diğer sağlık kuruluşları yardımıyla bu tür sağlık hizmetlerinin koşulsuz olarak verildiğinde hiçbir çekişme yoktur. İhtilaf bu aletin eğitimsiz kişilerin kullanımına verilmesinin sakıncalı olup olmadığı ve bu tür hastaların sağlık tesislerine gitmeksizin ihtiyaç duydukları testleri kendi doğal yaşam ortamlarında yapabilmelerini teminen şeker ölçüm cihazları ve buna ait test çubuklarının Kurumca karşılanıp karşılanmayacağı noktalarında toplanmaktadır.
Bu konuda Adli Tıp Raporu'nda olaya (özgü) has olarak vahamet, aciliyet ve hayati önemi haiz bulunma gibi zorunlulukların mevcudiyetinden bahsedilmeksizin, bu tür testlerin hastaların doğal yaşam ortamlarında stresten uzak olarak yapılmasının daha sağlıklı sonuçlar verdiğine değinerek Amerika ve Avrupa'da yaygın şekilde kullanılmakta olduğu vurgulandıktan sonra genellemeye gidilerek anılan cihazların hastaların basit bir eğitim alması koşulu ile kullanılmasının olanaklı olup, ülkemizde de yaygınlaştırılması için gerekli desteğin verilmesinin uygun olacağı mütalaa edilmiştir.
Gerçekten de insulin dengesinin korunması durumunda şeker hastalarının yaşamlarının normal biçimde sürdürdükleri halde, aksine yeterli biçimde kontrol edilmemesi ve bu nedenle de gerekli önlemlerin alınmaması durumunda anılan dengenin bozulduğu, bunun sonucu olarak da kalp, böbrek göz ve benzeri hayati organlardaki erozyon sebebiyle hastanın kaybına varan olumsuz sonuçların ortaya çıktığı hususu yadsınamaz. Yine bu cihazların özellikleri itibariyle komplikasyonların en aza indirgenmiş bulunduğu ve basit bir eğitimle kullanılabildiği de Adli Tıp Raporu ile bellidir.
Konuya bu açıdan bakıldığında, bu tür cihazların kullanımının yaygınlaştırılması gerekir ise de, bunun boyutlarının saptanmasında yasal çerçeve dışına çıkılamaz. Öyle ise burada olayına özgü olarak, hastalığın seyrindeki tablonun ağırlığı ve hayati önemi, aciliyeti diğer bir anlatımla idrar ve kan ölçümlerinin yapılması zorunlu zaman dilimlerine ilişkin periyodun sıklığı ve benzeri mecburiyetler göz önünde tutulmak suretiyle durum saptaması suretiyle yapılacak değerlendirme çerçevesi içerisinde, anılan cihazın kullanımı için gerekli eğitimin alınması ve ehil olmak kaydıyla ayrıca Kurum sağlık tesislerince düzenlenecek heyet raporu ve bu rapora itiraz halinde de 506 sayılı Yasanın 109. maddesindeki prosedüre uygun biçimde Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunca karara bağlanmak koşuluyla bu tür cihazların sadece bulunduğu çevrede uygun hizmeti verecek bir sağlık kuruluşu bulunmayan, böylece ihtiyaç duyulan her an ve (derhal) en kısa zamanda benzer bir sağlık kuruluşuna ulaşmak olanağından yoksun bulunan bu bağlamda özellikle kırsal kesimde yaşayan hastalara hasredilerek verilmesi Yasanın amacına uygun düşer ise de, davacının yaşadığı şehir merkezinde olduğu gibi yeterli sağlık hizmetleri sunulan veya bu hizmetleri veren kuruluşlara kısa sürede ve kolaylıkla ulaşma olanaklarının bulunması karşısında bu tür cihazların bizzat hastanın kullanımına verilmesinin hayati önemi haiz olduğundan ayrıca durumun vahameti ve aciliyet'inden söz edilemez.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın, davanın reddi yerine yazılı biçimde kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 02.12.1997 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy