(506 S. K. m. 26)
Dava: Trafik (iş) kazası sonucu ölen sigortalı işçinin hak sahiplerine yapılan harcamalar üzerine uğranılan Kurum zararının rücuan ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle isteğin kısmen kabulüne ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi davacı ve davalılardan TPAO. Batman Bölge müdürlüğü Avukatlarınca istenilmesi ve davalı TPAO. Genel Müdürlüğü avukatınca da duruşma talep edilmesi üzerine, dosya incelenerek, işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 17.3.1998 salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalı TPAO. Batman Bölge Müdürlüğü adına Avukat Sema Nur ... ile karşı taraf adına Avukat Necla ... geldiler. Diğer davalı adına kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan Avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı gün tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
Karar: 1- Davanın yasal dayanağını teşkil eden 506 sayılı Kanunun 26. maddesi gereğince davalı işverenin rücu alacağından sorumluluğu anılan maddede öngörülen koşulların gerçekleşmesi halinde mümkündür.
Mahkemece, hak sahipleri tarafından işveren aleyhine açılarak kesinleşmiş 1989/895 esas sayılı tazminat davasında alınmış 11.11.1989 tarihli kusur raporuna dayanılarak hüküm kurulmuştur. Bu raporda; zararlandırıcı sigorta olayının vukuunda davalı işverene %30, 51 .. 05 plakalı aracın sürücüsü Mustafa'ya %60, sigortalıya %10 oranında kusur verilmiştir. Öncelikle tazminat davasında alınmış kusur raporunun halefiyet ilkesi gereğince işbu rücu davasında bağlayıcılığı ancak 506 sayılı Kanunun 26. maddesi çevresinde düzenlenmesi halinde mümkündür. Dava konusu olayda 11.11.1989 tarihli kusur raporunu düzenleyen bilirkişi kimya mühendisi olup, trafik konusunda uzmanlığından söz edilemeyeceği gibi, anılan rapor kendi içeriğinde de kusur oran ve aidiyeti bakımından açık çelişki içermektedir. Öte yandan sürücü Mustafa'nın şerit tecavüzünde bulunarak önce Ahmet ... yönetimindeki tankere çarpıp, şarampole savurduktan sonra, aracını durduramayarak bu defada yine kendi şeridinde seyretmekte olan sigortalının kullandığı araca çarpması karşısında, sigorta olayının vukuunda sigortalıya atfedilebilecek bir kusur mevcut değildir. Keza davalı işverene %30 oranında kusur verilmesi nedeni olarak öngörülen elem ile trafik iş kazası arasında da uygun neden sonuç bağı bulunmamaktadır. Kaldı ki, anılan raporla, dosyada mevcut diğer raporlar arasında da kusur oran ve aidiyeti bakımından açık çelişki mevcuttur. Giderek 11.11.1989 tarihli kusur raporu 506 sayılı Kanunun madde 26 çevresinde düzenlenmediğinden işbu rücu davasında hükme esas kalınacak yeterlilik bulunmamaktadır. Ayrıca mahkemece davalının itirazı üzerine tazminat davasında alınmış bu rapor yetersiz görülerek yargılama aşamasında yeniden 21.4.1996 tarihli kusur raporu alınmasına rağmen önceden kabul edilmeyen raporun sonradan halefiyet ilkesinden bahisle hükme esas kılınmasındaki isabetsizlik açıktır.
Mahkemece yapılacak iş; işçi sağlığı ve iş güvenliği ile trafik konusunda uzman bilirkişi heyetinden kusur oran ve aidiyeti konusunda yukarıda öngörülen esaslar çevresinde ve mevcut raporlar arasındaki çelişkiyi de giderecek biçimde rapor alıp irdeleyerek sonucuna göre hüküm tesisinden ibarettir.
2- Kabule göre de; davanın teselsül hükümlerine göre müştereken ve müteselsilen tahsil istemiyle açılmış bulunması karşısında davalılardan sürücü Mustafa hakkındaki davanın müracaata bırakılması, diğer davalıların teselsül hükümlerine göre sorumluluklarını ortadan kaldırmaz. Bu çevrede, gerek dış tavan gerekse rücu alacağı miktarının (tavanın) davalı işveren ile sürücü Mustafa'nın kusur oranları toplamına göre belirlenmesi gerekirken davalı işverenin sadece kendi kusuruna düşen miktardan sorumlu tutulması yerinde değildir.
3- Zararlandırıcı sigorta olayına karışan ve kusurlu sürücü Mustafa'nın kullandığı aracı sigorta eden olarak rücu alacağının, sigorta poliçesindeki limit dahilinde ve teselsül hükümlerine göre davalı sigorta şirketinden tahsili istenmiştir. Bu konunun açıklığa kavuşturulması bakımından; poliçe numarası ile sigorta şirketinin ne olduğunun aracın kayıtlı olduğu ilgili trafik şubesi ile gerekirse amaç malikinden sorulması, bildirilen trafik kaza raporunda bu araç için öngörülen numaraya göre sigorta poliçesinin davalı sigorta şirketinden celbedilmesi, davalının poliçeyi sakladığı kanaatine varıldığı takdirde ise sigorta şirketinin kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılması gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile yazılı biçimde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı Kurum ile davalı TPAO. nın bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozmanın niteliğine göre sair hususların incelenmesine şimdilik yer olmadığına, davacı Avukatı yararına takdir edilen 2.000.000.-lira duruşma avukatlık parasının davalılardan TPAO. na davalı TPAO. Avukatı yararına takdir edilen 20.000.000. lira duruşma avukatlık parasının da davacıya yükletilmesine ve temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 17.03.1998 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy