(506 S.K. m. 9, 10, 26)
Dava: Davacı, işkazasında malul kalan sigortalı işçi için yapılan harcamalar üzerine uğranılan Kurum zararının rücuan ödetilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hükmün, davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve tetkik hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 9 ve 10. maddeleridir.
Davacı, Sosyal Sigortalar Kurumunun önceki rücu davalarında münhasıran 506 sayılı Kanuunn made 26'ya dayanarak talepte bulunması ya da 506 sayılı kanunun 9-10 ve 26. maddelesine göre talepte bulunmasına rağmen mahkemenin 9 ve 10. maddelerde öngörülen koşulları irdelemeyerek 26. madde çevresinde hüküm tesis etmesi üzerine işbu hükmün Sosyal Sigortalar Kurumu tarafnıdan temyiz edilmemesi; o davalara konu miktarların zamanaşımı süresi içerisinde ve 506 sayılı Kanunun madde 9-10'a göre saptanacak tavandahilinde sonradan anılan maddeler dayanılarak açılacak rücu davası ile işverenden istenmesine engel değildir. Şöyleki; bu durumda, önceki rücu davalarında 506 sayılı Kanunun madde 9-10'da öngörülen yasal koşulları varlığı araştırılıp irdelenerek olumlu, olumsuz yönde bir karar verilmediğinden anılan maddeler çevreside kesinleşmiş bir yargı kararından bahsedilemeyeceği gibi önceki rücu davalarında münhasıran 506 sayılı Kanunun 26. maddesine dayanılması ya da aynı Kanunun 9-10 ve 26. maddelerine dayanılıpda 9-10 maddeler irdelenmeksizin 26. maddeye göre tesis edilmiş hükmün davacı Kurumca temyiz edilmemesi, davacı Kurumun 506 sayılı Kanunun madde 9-10'a dayalı dava hakkında vazgeçtiği anlamını taşımamaktadır. Giderek 506 sayılı Kanunda buna mani bir hüküm mevcut değildir. Bu çevrede, dava konusu olayda da; öncelikle 506 sayılı Kanunun 9 ve 10. maddelerde öngörülen koşulların varlığı gereğince ve yöntemince araştırılıp irdelenmeli, subutu halinde ise 21.9.1996 tarihli hesap raporunda öngörülen miktarın da tahsiline hükmedilmelidir. Öte yandan davacı Kurum, önceki davalarında; fazlayı talep hakkında mahfuz tutmuştur.
Mahkemece, belirtilen maddi ve hukki esaslar gözönünde tutulmadan yazılı biçimde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı kurumun büyük bu yönü amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle (BOZULMASINA), 20.1.1998 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy