(506 S. K. m. 26) (1086 S. K. m. 275)
Dava: Davacı, meslek hastalığı sonucu malül kalan sigortalı işçi için yapılan harcamalar üzerine uğranılan Kurum zararının rücuan ödetilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hükmün, taraflar Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
Karar: Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 Sayılı Yasanın 26. maddesi gereğince, davacı Kurum 19.1.1988 tarihinde işkazası geçirip %9.7 ve 17.1.1990 tarihinde de yakalandığı meslek hastalığından % 1.45 oranında malul kalan sigortalıya toplam % 23.14 maluliyet oranı üzerinden yapılan tahsis ve masraf ve giderleri talep etmiştir.
Mahkemece İstanbul teknik üniversitesi öğretim üyelerince düzenlenen bilirkişi rapor esas alınarak hüküm kurulmuşsa da, bu rapor, sigortalının % 15.45 meslek hastalığı maluliyet oranı üzerinden tanzim edilmiştir. Oysa yukarıda ifade edildiği gibi davacı Kurum sigortalının % 9.7 iş kazası maluliyetinden dolayı yaptığı tahsisleri istemiştir. 506 Sayılı Yasanın 26. maddesi karşısında iş kazası, işverenin kastı veya ve işçilerin sağlığını korumu ve iş güvenliği ile ilgili mevzuat hükümlerine aykırı hareketi veyahut suç sayılabilir bir hareketi sonucu olmuşsa Kurumca sigortalıya veya hak sahibi kimselere yapılan veya ilerde yapılması gerekli bulunan her türlü giderlerin tutarları ile gelir bağlanmışsa bu gelirlerin peşin sermaye değerleri toplamı halefiyet ilkesi gereğince Kurumca işverene ödettirilir. hükmü söz konusudur. Olayımızda açıklandığı gibi iş kazasından dolayı işverenin kusur oranı belirlenmemiş ve bu kazadan dolayı ayrıca kusur alınmadan yetersiz bilirkişi raporu içerisinde işveren doğrudan kusurlu görülerek karar ittihaz edilmiştir.
Öte yandan bu gibi meslek hastalığı davalarında 32 yıl formülü dairemizce benimsenmiştir. Diğer bir ifade ile sigortalının kaçınılmazlık maluliyet derecesi 32 yıl çalıştığı kabul edilerek bulunmalıdır. Dosyada mevcut 27.8.1995 tarihli rapor dışındaki diğer raporlar ve özellikle karara esas alınan kusur raporu bu görüşü içermediğinden, son kusur raporuna dayanılarak hüküm kurulması dairemizin yerleşik görüşlerine uymamaktadır. Ayrıca, 1.8.1998 tarihindeki asgari ücret oranı bilinmesine rağmen, bu hususun gözardı edilerek varsayıma göre tavan hesabı yapılması da doğru değildir.
Mahkemece yapılacak iş, meslek hastalığı yönünden özellikle dosyanın konuda uzman ODTÜ Maden Fakültesi öğretim üyelerinden seçilecek bir bilirkişi heyetinden 32 yıl formülü esas alınarak işverenin kusur derecesinin, iş kazasından da işgüvenliği konusunda uzman bilirkişilerden alınacak kusur raporu ise de işverenin bundan dolayı kusur derecesinin tespiti ve iş kazası ise meslek hastalığından dolayı sigortalıya bağlanan gelirlerin peşin değerleri ve yapılan masraflarla giderlerin miktarları ayrı ayrı davacı kurumdan araştırılıp sorulmalı bulunan kusur oranlarına tavan uygulaması ayrı ayrı yapılarak tavan hesabında 1.8.1998 tarihindeki asgari ücrette göz önüne alınarak varılacak sonuç uyarınca karar verilmelidir.
Açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 23.03.1998 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy