(506 S. K. m. 109)
Dava: Davacı, maluliyet gelirinin kesildiği tarihten itibaren ödenmesine devam edilmesine ve sataşmanın önlenmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Mehmet Şahin tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Dosya içeriğine göre, davacı vekilinin dava dilekçesinde, müvekkiline maluliyeti nedeniyle maluliyet aylığı bağlandığını 9.3.1994 tarihinde işe kontrole tabi tutularak 506 sayılı Kanun 53/B göre çalışamaz raporu düzenlendiği halde, maluliyet gelirinin kesildiğini belirterek müvekkiline maluliyet aylığı bağlanmasına Kurumla olan sataşmanın ise önlenmesine karar verilmesini istediği davalı Kurum vekili ise davacıya daha önce alınan rapora göre maluliyet aylığının bağlandığını ancak 9.3.1994 tarihli ve 1649 sayılı kontrol muayenesinde iyileşme saptandığını fakat sonuç kısmında sehven çalışma gücünün 2/3'nü kaybettiğine dair 1.7.1994 tarih 6785 sayı ile karar verildiğini ve maluliyetinin kaldırıldığını bildirdiği, dosyada ise 16.10.1992 tarihli Sosyal Sigortalar Kurumu Ankara Hastanesinin 6839 sayılı ve yine Sosyal Sigortalar Kurumu Ankara Hastanesinin 9.3.1994 tarih 1994/1649 sayılı sağlık kurulu raporlarının bulunduğu ve diğer ilgili belgelerin bulunduğu mahkemece ise Sosyal Sigortalar Kurumunca maluliyet aylığı kesilen sigortalının rapora itiraz ederek Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulundan karar getirmesi gerekirken bu yolda işlem yapmadığından bahisle davayı ret ettiği anlaşılmaktadır. 506 sayılı Yasanın 109. maddesinin başlığı raporlar olup maddede aynen Bu Kanun uygulanmasında;
A- Sigortalıların sürekli iş göremezlik, malullük ve erken yaşlanma hallerinin,
B- Hak sahibi kimselerin malullük durumlarının tespitinde, Kurum sağlık tesisleri sağlık kurullarınca verilecek raporlarda belirtilen hastalık ve arızalar esas tutulur. Raporları yeter görülmeyen ilgililer Kurumca yeniden muayene ettirilebilirler. İlgililerin durumlarının tespitinde son muayene raporu esas tutulur.
Yukarıda belirtilen raporlar üzerine Kurumca verilen karara ilgililer tarafından itiraz edilirse, durum Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunca karara bağlanır denilmekte ve 28.6.1976 tarih 6/4 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında ise, mahkeme önüne gelen davada taraflardan birinin rapora itirazı halinde, mahkemece Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kuruluna başvurularak raporun alınması ve Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu raporuna da itiraz edilmesi halinde Adli Tıp meclisine veya konuda uzman Tıp Fakültesi Konseyine başvurulmasının mümkün olduğu belirtilmiştir. Dava konusu olayda davalı Sosyal Sigortalar Kurumu 9.3.1994 tarih 1994/1649 sayılı Sosyal Sigortalar Kurumu Ankara Hastanesi Sağlık Kurulu raporunun gerçeklere uymadığını gerekçe kısmı ile sonuç kısmının çelişkili olduğunu bildirerek itiraz ettiği, davacı Kamber 'nın ise 506 sayılı Kanunun 53'e göre malul olduğunu iddia ettiğine göre, tüm raporların ve dosyanın Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kuruluna gönderilerek karar alınması, oradan verilecek karara da itiraz edilmesi halinde Adli Tıp meclisinden veya uzman Üniversite Konseyinden karar alınarak denetlendikten sonra karar verilmesi gerekirken yazılı düşüncelerle davanın reddi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine Üye Resul ve Coşkun 'ın muhalefetlerine karşı Başken Erdoğan, Üye Yılmaz ve Şemsettin 'in oylarıyla ve oyçokluğuyla 09.02.1998 gününde karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Mahkemece davacının 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 109. maddesi çerçevesinde Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kuruluna itiraz etmeden işbu davayı açamayacağı şeklindeki görüşe dayanılarak davanın reddine karar verilmiş olması isabetsizdir. O itibarla çoğunluk gibi kararın bozulması görüşündeyiz.
Ne var ki bozmanın gerekçesine katılamıyoruz. Şöyle ki: Sosyal Sigortalar Hastanesi Sağlık Kurulu raporunda davacı sigortalıdaki sürekli iş göremezlik derecesinin 2/3'nin altına düşmekle birlikte kendisinin çalışamaz duruma düştüğü tespit edilmiştir. Bilindiği gibi aynı Kanunun 53-b maddesine göre çalışma gücünün en az üçte ikisini yitirmemiş olanlardan 34. madde gereğince yapılan tedavi sonunda Kurum sağlık tesisleri sağlık kurullarınca düzenlenecek raporlarda çalışabilir durumda olmadığı belirtilen sigortalılar malul sayılır ve diğer koşullar da oluşmuşsa kendilerine malullük aylığı bağlanır. Somut olayda yukarıda işaret edildiği gibi Kurum sağlık tesisi sağlık kurulu raporu ile davacının çalışabilir durumda olmadığı saptandığına göre bu rapor Kurumu bağlar. Zira Kurum, sağlık Kurulunun sigortalının çalışabilir durumda olmadığına ilişkin raporuna itiraz etmemektedir. Sadece çalışma gücünü 2/3 yitirmediğini iddia etmektedir. Şayet rapora itiraz etmiş olsaydı kuşkusuz Sosyal Sigortalar Kurumu Yüksek Sağlık Kuruluna gitmek gerekecekti.
Açıklanan bu nedenlerle herhangi bir araştırma ve incelemeye gerek olmaksızın davanın kabulüne karar verilmesi gerekmektedir. Çoğunluğun bozma gerekçesine göre değil, burada izah edilen nedenlerle kararın bozulması görüşündeyiz. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy