(1086 S. K. m. 429) (7201 S. K. m. 35)
Dava: Davacı ve karşı davalı, 3201 Sayılı Yasa'ya göre yapılan borçlanma işleminin geçerli olduğunun tespitiyle, yaşlılık aylığının kesilmesine dair kurum işleminin iptaline, aylığın kesildiği tarihten itibaren ödenmesine devam olunmasına, davalı ve karşı davacı kurum ise, 36.423.246.-TL'nin yasal faiziyle birlikte tahsili davasının bozmaya uyarak yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle davacı ve karşı davalının davasının reddine, davalı ve karşı davacının davasının kabulüne ilişkin hükmün süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi, davacı ve karşı davalı avukatınca istenilmesi üzerine, dosya incelenerek, işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 24.11 1998 salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davacı ve karşı davalı adına avukat A. D. ile davalı ve karşı davacı adına avukat P Ö. geldiler. Duruşmaya başlanarak, hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra, duruşmaya son verilerek aynı gün Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla, dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 429. maddesi hükmüne göre; Yargıtay bozma kararından sonra mahkemece davacı ve davalı taraf celp ve içtima edilerek bozma kararı hakkında diyecekleri sorulmalıdır. Öte yandan Tebligat Tüzüğü'nün 55. maddesi hükmüne nazaran; 7201 sayılı kanunun 35. maddesine göre, yapılacak tebligatlarda, tebliğ evrakının kapıda 2 gün, divanhanede 1 ay müddetle asılı kalması gerekir.
Dava konusu olayda; Yargıtay bozma kararından sonraki yargılama aşamasında; 3.6.1998 tarihli ara kararı ile davacı-karşı davalı G. M.ye tebligatın 7201 sayılı kanunun 35. maddesine göre çıkarılmasına karar verildikten sonra, tebliğ evrakı 4.6.1998 tarihi itibariyle divanhaneye asılmış, ancak 1 aylık sürenin dolmasından önce 1.7. 1998 günü duruşma yapılarak, hüküm kurulmuş olup, sonuçta adı geçen davacı-karşı davalıya yapılan tebligat geçerli değildir. Bozma kararından sonra davacı-karşı davalı yöntemince celp ve istima edilip, bozma kararı hakkında diyecekleri sorulmadan ve bu suretle savunma hakkı ortadan kaldırılarak hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacı-karşı davalının bu yönü amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozmanın niteliğine göre, sair hususların incelenmesine şimdilik yer olmadığına, davacı ve karşı davalı avukatı yararına takdir edilen 20.000.000.- lira duruşma avukatlık parasının davalı ve karşı davacıya yükletilmesine ve temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 24.11.1998 tarihinde, oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy