(506 S. K. m. 26)
Davacı, trafik işkazasında ölen sigortalı işçinin hak sahiplerine yapılan harcamalar üzerine uğranılan Kurum zararının rücuan ödetilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hükmün, taraflar Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi N. Sever tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
1- Dosyadaki yazılara toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre tarafların sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanun'un 26'ncı maddesi olup davalılardan işveren sendikanın rücu alacağından sorumluluğu ancak kasdı veya işçilerin sağlığını koruma ve işgüvenliği ile ilgili mevzuat hükümlerine aykırı hareketi veya suç sayılır bir eylemi halinde mümkündür. Dava konusu olayda; hükme esas kılınan kusur raporunda; zararlandırıcı sigorta olayının vukuunda davalılardan sürücü A. Okuyan'a 8/8 oranında kusur verilip, davalı işverene herhangi bir kusur atfedilmemesi karşısında; davalı işverenin anılan madde kapsamında rücu alacağından sorumluluğu söz konusu olamaz. Giderek işveren hakkındaki işbu davanın belirtilen nedenle reddi gerekirken aksinin kabulü isabetsizdir.
3- Davacı Kurum'un rücu alacağının tavanını teşkil eden miktarın (=dış tavanın) belirlenmesinde, zararın tesbiti aşamasında; sigortalının işkazasının vukuu tarihindeki fiili ücretinin yine o tarihte yürürlükte bulunan asgari ücrete fazlalığı oranında hüküm tarihinden önce (=30.9.1998) yürürlüğe giren tüm asgari ücretlerinde aynı oranda artırımlı olarak alınması gerekirken aksini öngören hesap raporunun hükme dayanak kılınması yerinde değildir.
4- Hak sahibi erkek çocuk 1983 doğumlu olup, destekten yararlanma süresinin; orta ya da yüksek öğrenim yapma imkanı araştırılarak sonucuna göre belirlenmesi gerekirken bu konuda eksik inceleme ile hüküm tesisi hatalıdır.
5- Bilinmeyen dönemde artırım ve iskontolamanın yıllar itibariyle yapılmasında, matematiksel ilkelere aykırı biçimde yıllık kazanç kaybı miktarlarının sabit tutulması keza isabetsizdir.
6- Hak sahipleri tarafından davalılar aleyhine açılan 1997/1213 Esas sayılı tazminat davası feragatle sonuçlanmış olup, o davada, davalı tarafça hak sahiplerine çekle yapıldığı iddia olunan ödeme, davacı Kurum'un hak alanını etkilememesine rağmen dış tavanın belirlenmesinde bu miktarın hak sahiplerinin maddi zararlarından indirilmesi isabetsizdir.
7- Davalı Batı Sigorta Anonim Şirketinin savunması çevresinde sigorta poliçesinde öngörülen sorumluluk limitinin, rücu davasının açılmasından önce iyiniyetle hak sahiplerine ödendiği sigorta şirketinin kayıtları ile doğrulanan ibranamelerle anlaşılması halinde artık Kurum'un halefiyet ilkesinden bahisle bu ödeme miktarın da davalı sigorta şirketine rücuu mümkün olamayacağından sigorta şirketi hakkındaki rücu davasının reddi gerekirken bu konuda eksik inceleme ile hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itizarları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 09.03.1999 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy