(506 S. K. ek. m. 10, geç. m. 80)
Dava: Davacı, 1.1.1970-21.4.1971, 1.1.1981-31.12.1982 ve 1.10.1987- 1.04.1994 tarihleri arasındaki süreyi borçlanabileceğinin tespitiyle, aksi yöndeki kurum işleminin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, taraflar avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi F.A. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: 1 - Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davalı Sosyal Sigortalar Kurumu'nun temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2 - Mahkemece, 1.1.1981-31.12.1982 ve 1.10.1987-1.04.1994 dönemleri için davacının istemleri doğrultusunda 4056 sayılı Yasa hükümlerince sanatçı borçlanması yapılabileceğinin tespitine ancak; sanatçıların 2167 sayılı yasanın yürürlük tarihi olan 11.7.1978 tarihinde yasa kapsamına alınmış olmaları nedeniyle bundan önceye ait olmak üzere 1.1.1970-21.4.1971 tarihleri arasındaki süreler yönünden borçlanma talebinde bulunamayacakları, bu nedenle söz konusu dönem için talebin reddine karar verilmiştir.
Gerçekten de sanatçıları 2167 sayılı Yasa ile eklenen 506 sayılı Yasanın ek 10. maddeleri ile yasa kapsamına alınmışlar ve gerek 2167 sayılı Yasa ile gerekse daha sonra yürürlüğe giren borçlanma yasaları olan 2959 sayılı Yasa ile eklenen 506 sayılı Yasanın geçici 58., 3395 sayılı Yasa ile eklenen 506 sayılı Yasanın geçici 68. ve nihayet 4056 sayılı Yasa ile eklenen 506 sayılı Yasanın geçici 80. maddeleri, ek 10. maddeye atıfta bulunarak sanatçıların eski hizmetlerini borçlanabileceklerini öngörmektedir.
Davacı için, davanın yasal dayanağını oluşturan 8.12.1994 tarihli 4056 sayılı yasa ve 506 sayılı Yasaya ek 10. madde ile 2167 sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği 11.7.1978 tarihinden önceki döneme ait süreler yönünden sanatçı borçlanması yapılamayacağına dair yasalarda bir hüküm bulunmamaktadır. Bu durumda, yazılı gerekçeler ile reddine karar verilen dönem yönünden işin esasına girilerek, yasanın aradığı bir ya da birkaç işverenin işyerinde hizmet akdiyle çalışma olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediğinin saptanarak sonucuna göre hüküm kurmak gerekir.
Mahkemece belirtilen bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usule ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 25.01.1999 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy