(506 S. K. m. 73, 80) (2709 S. K. m. 138) (6183 S. K. m. 58)
Dava: Davalı Kurum tarafından haksız olarak talep edilen 284.308.325. TL. prim ve 2.229.319.856. TL. gecikme zammı borcu bulunmadığının tesbiti davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi taraflar Avukatlarınca istenilmesi ve davacı Avukatınca da duruşma talep edilmesi üzerine, dosya incelenerek, işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 27.04.1999 Salı günü tayin edilerek taraflara duruşma kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davacı Adına Av. Edip ile karşı taraf adına Av. H. Erdal geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan Avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı gün Tetkik Hakimi Neslihan tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
Karar: A- Dosyadaki yazılara toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davacı Kurumun temyiz dilekçesinin feragat nedeniyle reddi gerekir.
B- Davacı Şirketin temyiz itirazlarının incelemesine gelince;
Dava sonucu itibariyle 6183 sayılı Kanuna dayalı takibe konu 5.12.1997 tarih ve 1997/5639 nolu ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir.
Davacı şirketin Libya'da iş alanı Türk işveren olduğu, davalı kurumun başlangıçta T.C. Trablus Büyükelçiliği Çalışma ve Sosyal Güvenlik Müşavirliği'nin 8.8.1994 tarihli yazısı esas alınarak 18.12.1991 ile 30.5.1992 dönemi için 10.6.1994 T. 27.04.1999 ve 16-84 sayılı Genelgeye göre % 8,5 prim oranı üzerinden 29.452.444. TL. prim ile 31.7.1996 tarihi itibariyle 147.715.774. TL. gecikme zammı tahakkuk ettirildiği; davacı işverenin prim aslını 10.7.1996 tarihinde ödediği gecikme zammını ödemediği; sonradan 3.9.1997 tarih 16-147 sayılı Genelgenin yürürlüğe girmesi ile bu defa %24,5 prim oranı üzerinden ve 1.1.1991 ile 30.5.1992 dönemi için fark prim ve gecikme zammı tahakkuk ettirilerek 5.12.1997 T. 27.04.1999 ve 1997/5639 nolu ödeme emri ile 6183 sayılı Kanun hükümleri çevresinde davacı işverenden tahsilinin istendiği; ödeme emrinin 15.12.1997 tarihinde davacı işverene tebliği üzerine yasal süre içerisinde işbu ödeme emrinin iptali davasının açıldığı dosya içeriğindeki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır.
T.C. Hükümeti ile Libya Arap Halk Sosyalist Cemahiriyesi arasındaki sosyal güvenlik sözleşmesinin 3. maddesi ile bu sözleşmenin uygulanmasına dair idari anlaşmanın 2. maddesine göre, Libya'da iş üstlenen Türk kuruluşlarında ve şirketlerinde çalışan Türk daimi işçilerinin sosyal sigorta kollarından hastalık sigortasına ilişkin primleri Libya mevzuatına tabidir. Gene sözleşmenin ve anlaşmanın 3. maddesi hükmüne göre de; uzun vadeli sigorta kollarına ilişkin primler (işçi ve işveren payları) ile maktu yardımlar Türk mevzuatı hükümlerine tabidir. Başka bir anlatımla, hastalık sigortası dışındaki uzun vadeli sigorta kolları Türk mevzuatına göre yerine getirilecek ve işverenler Türk sistemini aynen uygulayarak yükümlülüklerini, prim borçlarını transfer etmekle yerine getireceklerdir. Ülkemizde sosyal Sigortalar Kurumuna tabi işçilerin uzun vadeli sigorta kolları için uygulanacak prim oranları ve bu prim oranlarına esas alınacak kazanç tutarlarına ilişkin 506 sayılı Kanun'un 73. ve devamındaki maddeleri, başka kural aranmasına gerek kalmadan, hastalık sigortası dışında aynen Libya'da Türk işçilerini çalıştıran işverenler hakkında da uygulanacaktır.
Öte yandan, kanun gücünde olmak üzere yürürlüğe konulan ve bu gün için dahi geçerliliği devam eden 11.3.1985 tarihli R.G. yayımlanan sözleşme ile buna dayalı 22.9.1985 günlü Resmi Gazete'de yayımlanan uygulama anlaşması hükümleri yukarıdaki öngörüldüğü üzere sosyal güvenlik açısından uygulanacak mevzuatı ve prim oranlarını belirlemiş olup bu anlaşmaların sosyal güvenliğe ilişkin kuralları, aynı yöntem ve güçte başka anlaşmalarla yürürlükten kaldırılmadığı sürece güç ve etkisini sürdürmeye devam ederler. Sosyal Sigortalar prim oranlarının belirlenmesine ilişkin Sosyal Sigortalar Kurumu Yönetim Kurulu'nun aldığı kararlar ile buna dayalı olarak çıkartılan genelgeler iç ilişki ve uygulamalar itibariyle bağlayıcı ise de; hukuksal konuda bir uyuşmazlığın çözümünde, mahkemelerin doğrudan bu karar veya genelgelere göre sonuca varmaları mümkün değildir. Uyuşmazlığın Anayasa'nın 138/1. maddesinde belirtildiği üzere normlar hiyerarşisine göre çözümlenmesi gerekir ki, bu yönde anayasal ilke ve esaslar ile yasa hükümleri uygulanma önceliğine sahip kurallardır. Tüzük, yönetmelik, genelge gibi yürütme organı veya idareye ilişkin tasarruflar ise yukarıda belirtilen kurallara aykırı olmamak üzere daha sonra göz önünde tutulması gereken kuralları belirlerler. Giderek Libya'da çalışan Türk işverenlerine bağlı Türk işçilerin uzun vadeli sigorta kolları yönünden tabi olacağı rejim, 506 sayılı Kanun hükümlerine göre ortaya konmuştur ve yasal sistemin açıkça düzenleme yaptığı bir alanda yönetim kurulu kararı veya genelge değil yasal sistemin uygulanması esastır. Sonuçta mahkemenin; uyuşmazlık konusu dönem için, uzun vadeli sigorta kollarına ilişkin prim oranlarını, 506 sayılı Kanun hükümleri çevresinde, %24,5 olarak kabulü yerindedir. Ne var ki, davalı kurumun, başlangıçta yukarıda öngörülen ilkelere aykırı biçimde, Sosyal Sigortalar Kurumu Yönetim Kurulu kararı ile buna bağlı olarak çıkarılan 10.06.1994 Tarih ve 16-84 sayılı Genelge hükümlerine göre Libya'da iş alan Türk işverenlerin çalıştırdığı Türk daimi işçiler için Türkiye'de uygulanan %24,5 prim oranı yerine Libya'da uygulanan % 8,5 prim oranı üzerinden tahakkuk yapması karşısında; davalı işbu yasal olmayan hatalı uygulamasının sonucuna katlanmalıdır. Giderek davacı işveren şirket; sonradan uzun vadeli sigorta kolları bakımından Türk mevzuatında geçerli olan %24,5 prim oranına göre tahakkuk ettirilen (%24,5-%8,5=%16) fark prim miktarı bakımından; 506 sayılı Kanun'un 80. maddesi kapsamında primin süresinde ödenmemesinin müeyyidesi olan gecikme zammı ile sorumlu tutulmamalıdır. Başka ifade ile davacı işveren 1997/5639 takip nolu ödeme emrine konu fark prim miktarından sorumlu ise de; gecikme zammından sorumluluğu, bidayette tahakkuk ettirilen prim miktarı ile sınırlı biçimde bu prim aslının Sosyal Sigortalar Kurumuna ödendiği 10.07.1996 tarihi esas alınarak belirlenmeli ve bakiye gecikme zammı için davaya konu ödeme emrinin iptaline hükmedilmelidir.
Diğer taraftan 05.12.1997 tarih ve 1997/5639 nolu ödeme emrinde prim tahakkukları 01.01.1991 ile 30.05.1992 tarihleri arasındaki dönem için yapılmış ise de; işbu iptal davasının açılmasından sonra, T.C. Trablus Elçiliği Çalışma ve Sosyal Güvenlik Müşavirliği'nin 08.08.1994 T. 27.04.1999 ve 5520 sayılı yazısı çevresinde 01.01.1991 ile 17.12.1992 dönemine ilişkin prim tahakkuku ile gecikme zammının iptal edilmesi karşısında; herhalde bu döneme ilişkin prim ve gecikme zammı yönünden davanın konusu kalmadığından karar ittihazına yer olmadığına karar verilmelidir. Giderek, 6183 sayılı Kanun madde 58 kapsamında davalı Kurum lehine hükmedilecek %10 ret tazminatı ile avukatlık parası ve yargılama giderleri yönünden de bu esaslar göz önünde tutulmalıdır.
Mahkemece belirtilen maddi ve hukuki esaslar göz önünde tutulmadan yazılı biçimde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı işveren şirketin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, davacı Avukatı yararına takdir edilen 20.000.000. TL. duruşma avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 27.04.1999 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy