(3201 S. K. m. 3, 4, 5, Geç. m. 2) (506 S. K. m. 66)
Dava: Davacı, davalı Kurum işleminin iptaliyle ölüm sigortasından bağlanan aylığın tam olarak ödenmesine, 3201 sayılı Yasa gereğince yapılan borçlanmanın geçerli olduğunun tesbitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Neslihan tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
Kara: 1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davalı Kurum'un tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davacılar, murisleri sigortalının yurt dışında çalışırken ölmesi üzerine 3201 sayılı Kanun'a dayanılarak sigortalının yurt dışındaki hizmet sürelerinin bir kesimini borçlanarak kendilerine tam ölüm aylığı bağlandığını, ancak sonradan 3201 sayılı Kanun'a dayalı hizmet borçlanması ile tam ölüm aylığının kurumca iptal edildiğini öne sürerek, 3201 sayılı Kanun'a dayalı borçlanmanın geçerliliğine ve 1.9.1996 tarihinden itibaren ölüm sigortasından bağlanmış aylıklarının tam olarak ödenmesine karar verilmesini istemişlerdir.
Davacılar murisi sigortalının yurt dışında çalışırken 16.11.1976 tarihinde öldüğü; hak sahiplerine 1.12.1976 tarihinden itibaren kısmi ölüm aylığı bağlandığı; murisin Türkiye'deki prim ödeme gün sayısının 363 gün olduğu; hak sahiplerinin, sigortalının 19.12.1972 ile 6.11.1976 tarihleri arasında yurt dışında geçen 1437 günlük çalışmasını 3201 sayılı Kanun'a göre borçlanarak karşılığı borç tutarını ödedikleri, bu suretli sigortalının prim ödeme gün sayısının 1800 gün tamamlanması üzerine yazılı istek tarihlerini takip eden aybaşı olan 1.9.1996 tarihinden itibaren tam ölüm aylığı bağlandığı; sonradan 3201 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 22.5.1985 tarihinden itibaren 2 yıllık hak düşürücü sürenin geçmesinden çok sonra 21.5.1996 tarihinde borçlanma talebinde bulunulması nedeniyle borçlanma işlemi ile buna bağlı olarak tam ölüm aylığının kurumca iptal edildiği dosya içeriğindeki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır.
3201 sayılı Kanun'un geçici 2. maddesi hükmüne göre, 2147 sayılı Kanun hükümleri ile bu kanun (3201 sayılı Kanun) hükümlerinden yararlanmadan ölenlerin hizmet yetersizliği sebebi ile sosyal güvenlik kanunlarına göre aylık tahsisi yapılmayan hak sahipleri, ilgili sosyal güvenlik kurumlarına müracaatları halinde ölen kimsenin yurt dışında geçen ve aylık bağlanmasına yeterli olan sürelerini belgelemek şartı ile 4 ve 5. madde hükümlerindeki esaslara göre borçlanmak ve borçlarının tamamını ödemek suretiyle değerlendirebilirler. Bu madde hükmüne göre aylığa hak kazananlara borçlarını ödedikten sonra ilgili sosyal güvenlik kuruluşuna yapacakları yazılı istek tarihlerini takip eden aybaşından itibaren aylık bağlanır.
3201 sayılı Kanun'un anılan geçici 2. maddesinde öngörülen yasal koşulları haiz bulunan hak sahipleri yönünden ölen kimsenin yurt dışında geçen hizmet sürelerini borçlanabilmeleri için herhangi bir süre aranmamıştır. Dava konusu olayda da, davacılar murisi, 1976 yılında, 2147 sayılı Kanun ile 3201 sayılı Kanun yürürlüğe girmeden, bunun doğal sonucu olarak anılan yasa hükümlerinden yararlanmadan öldüğü gibi, muris sigortalının Türkiye'deki prim ödeme gün sayısı 363 gün olup, 506 sayılı Kanun'un madde 66 kapsamında ölüm sigortasından aylık bağlanması için özellikle prim ödeme gün sayısına ilişkin olarak öngörülen koşullar gerçekleşmediğinden hak sahiplerine 506 sayılı Kanun'a göre aylık tahsisi yapılamamıştır. Bu çevrede, 3201 sayılı Kanun'un geçici 2. maddesi hükmünde belirtilen koşullar davacılar yönünden gerçekleşmiştir ve davacıların 3201 sayılı Kanun'a göre murisleri sigortalının yurt dışında geçen ölüm aylığı bağlanmasına yetecek sürelere ilişkin borçlanmaları geçerlidir.
Öte yandan anılan madde hükmünde yer alan Sosyal Güvenlik Kanunları sözcükleri ile Türkiye'de yürürlükte bulunan sosyal güvenlik yasaları ile bu yasalara göre yapılacak aylık tahsisleri amaçlanmış olup; davacı hak sahiplerine, murisleri sigortalının ölümü üzerine başlangıçta Türkiye Cumhuriyeti ile Almanya Federal Cumhuriyeti arasındaki Sosyal Güvenlik Sözleşmesi hükümlerine göre kısmi ölü aylığı bağlanması anılan geçici 2. madde hükmünün davacılar bakımından uygulanmasına engel değildir.
Ayrıca, 3201 sayılı Kanun'un 3/son maddesinde, anılan yasanın yürürlüğe girmesinden sonra yurt dışında çalışmakta iken veya yurda kesin dönüş yaptıktan sonra sigortalılar için öngörülen 2 yıllık müracaat süresi içinde ölenlerin hak sahiplerinin bu kanunla getirilen haklardan yararlanmak üzere ilgili sosyal güvenlik kurumlarına müracaatları için, sigortalının ölüm tarihinden itibaren 2 yıllık bir süre; aynı yasanın geçici 1. maddesi hükmünde de, 3201 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesinden önce yurda dönmekle birlikte 2147 sayılı Kanun'a göre hizmet sürelerini değerlendirmeyen sigortalılar için yurt dışındaki hizmet sürelerini borçlanarak değerlendirmeleri için 3201 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren en çok 2 yıllık hak düşürücü süre öngörülmüş olup; davacılar murisinin 2147 sayılı Kanun ile 3201 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesinden önce 1976 yılında ölmesi itibariyle davacı hak sahipleri hakkında anılan madde hükümlerinin uygulanması mümkün değildir.
O halde davacıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 15.06.1999 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy