(506 S. K. m. 26)
Dava: Davacı, iş kazasında malul kalan sigortalı işçi için yapılan harcamalar üzerine uğranılan kurum zararının rücuan ödetilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteği hüküm altına almıştır.
Hükmün, davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi M.K. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Davacı Sosyal Sigortalar Kurumu zararlandırıcı sigorta olayı nedeniyle 506 sayılı Kanunun 26. maddesine göre rücu davası açmıştır. Dava dilekçesinde sigortalı tarafından İstanbul 5. İş Mahkemesi'nin 1994/663 Esas sayılı dosyasında işveren aleyhine açılan tazminat davasında davalının % 40 kusurlu bulunduğunu da belirterek, kusur ve miktar yönünden fazla haklar saklı kalmak üzere 446.023.613,64 TL tahsis peşin değeri ile giderlerden şimdilik 178.409.445,45 TL'nin sarf ve ödemeden ve onay tarihlerinden itibaren faizi ile birlikte tahsilini istemiştir. Dosya içeriğine göre, Ankara 5. İş Mahkemesi'nin 1994/663 Esas sayılı dosyasının davalı tarafın temyizi üzerine hesap raporu yönünden Yargıtay'ca bozulduktan sonra davacı tarafça takip edilmeyerek müracaata bırakıldığı ve 13.10.1998 tarih ve 1995/1092-1998/723 sayılı kararla da davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği ve kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece hükme dayanak yapılan karar yukarıda belirtilen davanın açılmamış sayılmasına dair karar olup bu kararın tarafları bağlayıcı yönü yoktur. Daha önce mahkemece verilen ve Yargıtay'ca kısmen bozulan karar daha sonra davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğinden yok hükmündedir. Bu rücu davasında mahkemece tarafların delilleri toplanarak 506 sayılı Kanunun 26. maddesi ve işçi sağlığı iş güvenliği yönünden uzman bilirkişilerden tarafların kusuru yönünden (işveren, işçi yönünden) rapor alıp denetlendikten ve kusur raporu ve ücret durumu ve tazminata etkili unsurlar da göz önünde tutularak tavan hesap raporu alınarak tahsis, istek, göz önünde tutulmak suretiyle hüküm verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup bozma nedenidir.
Diğer taraftan maluliyet belgesinde 1.1.1995 tarihinde kontrol kaydı olduğu halde kontrole tabi tutulup tutulmadığı ve kesin maluliyet oranının belirlenip belirlenmediği araştırılmadan ve hesap raporunun düzenlenmesinde bu hususun etkili olduğu düşünülmeksizin yazılı şekilde hüküm tesisi de usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 13.04.1999 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy