(818 S. K. m. 101 , 158) (6762 S. K. m. 21) (1086 S. K. m. 74) (1479 S. K. Ek m. 6)
Dava: Türkiye Emlak Bankası T.A.Ş. adına Av. Çiğdem Özer
Davacı, fazlaya dair haklar saklı kalmak kaydıyla 198.322.288. TL. cezai şart alacağının reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şeklide isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, taraflar Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Neslihan Sever tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre tarafların sair temyiz itirazlarının reddi gerekir
2- Davada sonucu itibariyle davalı Banka tarafından taraflar arasında yürürlükte bulunan protokol kapsamında Bağ-Kur adına tahsil edilen 1997 yılı Temmuz ayı primlerinin süresinde Bağ-Kur hesaplarına aktarılmadığından bahisle 1479 sayılı Kanuna 2423 sayılı Kanunla eklenen ek 6. madde hükmüne göre gecikilen süreyle orantılı olarak tahakkuk ettirilen ve cezai şart vasfındaki 1 yıllık vadeli mevduat faizi alacağının 31.7.1997 tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile birlikte tahsili istemine ilişkindir.
1479 sayılı Kanuna 2423 sayılı Kanunla ek 6. madde hükmüne göre ..........................'dir. Öncelikle anılan maddede öngörülen vadeli mevduat faizi alacağı; hukuki nitelikle Borçlar Kanunu madde 158 kapsamında cezai şart olup; ilgili bankaların Kurum adına tahsis ettikleri veya her ne nam altında olursa olsun Kurum'a olan diğer borçlarını Bağ-Kur hesaplarına süresinde intikal ettirmemeleri halinde ödenmesi gereken asıl alacağın fer'i niteliğinde ancak ayrı bir edimdir. Giderek muaccel hale gelmiş cezai şartın ödenmesinde temerrüde düşülmesi halinde; Borçlar Kanununun 101 ve devamındaki madde hükümlerine göre temerrüt faizi yürütülmesi gereği açıktır. Bu yönde; Borçlar Kanunun 101 göre; borçlunun temerrüdü için alacaklının ihtarı gerekmekte ise de; taraflarca borcun ifa edileceği günün biliniyor ya da bilinebilir olması durumunda artık borçlu, ihtar şartı aranmaksızın bu günün dolması ile mütemerrit olur. 1479 Sayılı Kanun'a 2423 sayılı Kanunla ek 6. maddede öngörülen cezai şart yönünden; cezai şarta ilişkin borcun ifa edileceği tarih yasa ile belli edilmiş olup, başka ifade ile bu borcun ifa edileceği tarih taraflarca bilindiğinden artık borçlunun mütemerit duruma düşmesi için ihtar şartı aranmaz; giderek cezai şartın muaccel olduğu tarihten itibaren tahsil tarihine kadar temerrüt faizi yürütülmelidir. Bu çevrede somut olayda da; dava konusu cezai şartın 1997 yılı Temmuz ayı primlerinin ilgili hesaba aktarıldığı 2.9.1997 tarihi esas alınarak tahakkuk ettirilmesi itibariyle giderek cezai şart borcu bu tarihte muaccel hale geldiğinden bu günü takip eden günden itibaren temerrüt faizine hükmedilmelidir.
Öte yandan; TTK 21/2. maddesi hükmüne nazaran taraflardan sadece biri için ticari iş mahiyetinde olan mukaveleler diğeri için de ticari iş sayılacağından; 1479 Sayılı Kanunun ek 6. maddesi kapsamında öngörülen cezai şart niteliğindeki vadeli mevduat faizi alacağı için temerrüt faizi) 3095 sayılı Kanuni faiz ile temerrüt faizine ilişkin Kanunun 2. maddesi kapsamında ticari işlerde temerrüt faizi; TC. Merkez Bankasının kısa vadeli krediler için öngördüğü reeskont faizi oranına göre belirlenmelidir.
Ne var ki herhalde Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunun madde 74'de öngörülen taleple bağlılık ilkesi de göz önünde tutulmalıdır. Keza cezai şart alacağının tamamının tahsiline dek, ödenmeyen kesimi için temerrüt faizine hükmedilmesi gereği de açıktır.
Mahkemece belirtilen maddi ve hukuki esaslar göz önünde tutulmadan yazılı biçimde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 21.03.2000 gününde oyçokluğu ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy