(506 S. K. m. 79)
Dava: Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 15.07.1993-12.06.1997 tarihleri arasında hizmet akdi ile ve asgari ücretle geçen çalışmalarının tespitiyle, bu sürelerin diğer hizmetleri ile birleştirilmesine ve toplam 500.000.000.-TL.'nin tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılardan Sosyal Sigortalar Kurumu Genel Müdürlüğü Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi M. Şahin tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davacının tespitini istediği dönemde davalı işveren tarafından verilmiş birden ziyade işe giriş bildirgesi olup, zaman zaman da primler ödenmiştir. Bu işyerinden birden ziyade giriş bildirgesinin verilmiş olması ve kısmen de prim ödeme olgusu nazara alındığında çalışmaların kesintili geçtiği ve davacı ne kadar çalışmışsa o kadar çalışma süresinin Kuruma bildirildiği sonucuna varılır. Davacı ancak bunun aksini eşdeğerde yazılı delillerle ispat edebilir. Başka bir anlatımla yazılı belgelerin varlığı halinde tanık sözlerine itibar edilemez. Dairemizin giderek Yargıtay'ın oturmuş ve yerleşmiş görüşleri de bu doğrultudadır.
Yapılacak iş, davacının tespitini istediği sürelerle ilgili olarak bildirge ve bordrolardan davacı isticvap edilerek, imzası olanlar saptanarak, imzaların kendisine ait olduğu kabul edilirse, imzasını içeren bordrolardaki geçmiş sürelerin dışındaki sürelerle ilgili olarak istemin reddine, kabul etmediği devreler ve imzası olmayan bordrolardaki süreler yönünden de işverenin bordrolarda kayıtlı tanıklar saptanarak bu tanıkların bilgisine başvurmak ve sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum'un bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 20.05.1999 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy