(3201 S. K. m. 6) (506 S. K. m. 60)
Dava: Davacı, 3201 sayılı Kanuna göre yapılan borçlanma işlemiyle, bağlanış tarihi itibariyle aylık tahsis işlemini iptal eden Kurum işleminin iptaliyle, borçlanmanın geçerli olduğunun tesbitine ve alığın kesildiği tarihten itibaren ödenmeye devam edilmesi gerektiğinin ve ödenmiş aylık tutarlarının geri alınamayacağının tesbiti ile sataşmanın önlenmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar vermiştir.
Hükmün, taraflar Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
Karar: Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle, dava, 3201 sayılı Kanun uyarınca yapılan borçlanmanın geçerli olduğunun ve yurda kesin dönüş yapmadığı gerekçesiyle iptal edilen yaşlılık aylığının, bağlandığı tarihten geçerli olmak üzere ödenmeye devam olunması gerektiğinin tespiti istemine ilişkin olup, davacının borçlanma talep tarihini de içerir biçimde Almanya'dan işsizlik sigortasından yardım almış olmasına ve bu nedenle yurda kesin dönüş yapmış sayılamayacağına göre,
Sonuç: Yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA oyçokluğu ile 18.11.1999 gününde karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Taraflar arasındaki uyuşmazlık davacı sigortalıya 3201 sayılı Yasa'ya göre borçlanması sonucu borçlanma bedelini ödedikten ve yaşlılık aylığı bağlandıktan sonra yurt dışındaki Sosyal sigorta merciinden işsizlik sigortasından aylık almasının, yaşlılık alığının ve borçlanmasının iptalini gerektirip gerektirmediğine ilişkindir. Öncelikle, uyuşmazlığın çözümünde uygulanması gereken hukuki mevzuat Türkiye Cumhuriyeti ile Almanya Federal Cumhuriyeti arasındaki Sosyal Güvenlik Sözleşmesi Hükümleri, 3201 sayılı Yasa hükümleri ve 506 sayılı Yasa'nın 60, 63/B ve diğer ilgili hükümleridir.
Türkiye Cumhuriyeti ile Almanya Federal Cumhuriyeti arasındaki Sosyal güvenlik Sözleşmesinin 4. maddesine göre Bu sözleşme hükümlerine göre, aksine bir hüküm yoksa, akit taraflardan birisinin ülkesinde oturan, aşağıdaki kimseler mevzuatı uygulanan akit tarafın vatandaşları ise eşit sayılır.
a) Diğer akit tarafın vatandaşları
b)... c)... d)... aynı sözleşmenin 4 a maddesinde ise Bu sözleşmede aksine bir hüküm yoksa, bir akit tarafın, yardım hakkının doğmasını veya para yardımının yapılmasını, bu taraf ülkesinde ikamet etme şartına bağlı kılan mevzuatı, 4. maddede belirtilen ve diğer akit taraf ülkesinde ikamet eden kimseler hakkında uygulanmaz... denilmektedir. Bu maddedeki hükümden de açıkça anlaşılacağı üzere, Almanya'da işçi olarak çalıştıktan sonra iş akti fesh edilen işçinin Türkiye'de ikamet ederken işsizlik sigortasından yardım almasına yasal engel yoktur. Tarafların sözleşme hükümleri bağlar. Yoksa Alman İş yasasının hükümleri Sosyal Güvenlik ihtilafının çözümünde nazara alınmaz. Diğer taraftan, 506 sayılı Kanunun 60. maddesinde yaşlılık alığı şartları olarak sigortalılık süresi prim ödeme gün sayısı, yazılı istekte bulunmak ve çalıştığı işten ayrılma ve çalışma yasağı olarak belirlendiği için 3201 sayılı Yasada da yurtdışında çalışan işçiler yönünden 3201 sayılı Yasanın 6. maddesinde işten ayrılma ve çalışma yasağı şartına paralel olarak işten ayrılma ve yurda kesin dönüş şartı konulmuştur. Ancak 506 sayılı Kanunun 63. maddesinin D fıkrasında yapılan değişiklikte yaşlılık aylığı alan kimseler için destek primi ödeme şartıyla çalışma yasağı kaldırıldı. Yaşlılık aylığı alanların hizmet akdiyle çalışmaları 3279 sayılı Yasa ile kabul edildi. Böylece çalışan işçinin çalışırken yaşlılık aylığı şartlarını haiz olması halinde işten ayrılmadan yaşlılık aylığı alması mümkün olmuştur. Nitekim, 1479 sayılı Yasanın 35 ve 2926 sayılı Yasanın 17. maddesinde de yaşlılık aylığı bağlanması için işten ayrılma şartı konulmamıştır. Şu durumda, 506 sayılı Kanunun 63/B maddesindeki (3279 sayılı Kanunda değişiklik) değişiklikle işten ayrılma şartı ve çalışma yasayla kaldırıldığı için 3201 sayılı Yasadaki yurda kesin dönüş ve yurt dışında çalışma yasağı da kaldırılmış ve ilga edilmiş olarak kabulü gerekir. Aksi halde, yurt içindeki işçiler ile yurt dışındaki işçiler için ayrı ayrı yaşlılık aylığı şartları kabul edilmiş olur ki o da Anayasanın 10. maddesindeki eşitlik, 49. maddesindeki çalışma hürriyeti, 60 ve 62. maddelerdeki Sosyal Güvenlik hakkı maddelerine aykırı olur.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle yerel mahkeme kararının bozulması gerekirken onanması yönündeki çoğunluk kararına karşıyız. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy