(1479 S. K. m. 24, 25) (2829 S. K. m. 8) (506 S. K. m. 60, 85)
Dava: Davacı, 2.7.1986 tarihinden itibaren Bağ-Kur sigortalısı olmadığının, Sosyal Sigortalar Kurumu'na tabi sigortalı olduğunun ve 1.1.1997 tarihinden itibaren 506 Sayılı Yasaya göre yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitiyle, Kurum işlemlerinin iptaline ve sataşmanın önlenmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: Dava sonucu itibariyle, 2.7.1986 tarihi itibariyle, Bağ-Kur sigortalısı olmadığının, Sosyal Sigortalar Kurumuna tabi sigortalı bulunduğunun ve 1997 yılı Ocak ayından itibaren Sosyal Sigortalar Kurumundan yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespiti istemine ilişkindir.
Davacının, 1.1.1972-15.11.1973, 1.6.1978-30.2.1981, 1.9.1981-1.7.1986, 28.7.1986-30.10.1987 tarihleri arasında Sosyal Sigortalar Kurumuna tabi zorunlu; 1.11.1987 ile 30.12.1996 tarihleri arasında da aynı kuruma tabi isteğe bağlı sigortalılığının bulunduğu; davacının 14.6.1991 tarihinde, AŞ. kurucu ortaklığından dolayı, 1.7.1986 ile 28.7.1986 tarihleri arasında Sosyal Sigortalar Kurumuna tabi çalışması bulunmadığından bahisle 2.7.1986 tarihi itibariyle Bağ-Kur zorunlu sigortalısı olarak tescilinin yapıldığı; davacının 31.12.1996 tarihinde Sosyal Sigortalar Kurumundan yaşlılık aylığı tahsisi talebinde bulunduğu dosya içeriğindeki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır.
1479 sayılı kanunun 24/I-g bendi hükmüne göre Anonim şirketin kurucu ortakları ile yönetim kurulu üyesi olan ortakları bu kanun kapsamında zorunlu sigortalı sayılırlar. Davacının Anonim şirket kurucu ortaklığının 1.2.1979 tarihinden itibaren devam ettiği, dosya içeriğinden anlaşılmakta ise de; davacının iddiası giderek 1.4.1985 günlü hizmet sözleşmesi kapsamında; 1.7.1986 ile 28.7.1986 tarihleri arasındaki sürede de işveren M...İnşaat ve Sanayii AŞ. ile davacı arasındaki hizmet akdine dayalı çalışma ilişkinin devam ettiğinin yöntemince yapılacak araştırma ve inceleme sonucu sübuta ermesi halinde; davacı 1479 sayılı Kanunun 24/II-C bendi hükmü çevresinde zorunlu Bağ-Kur sigortalısı sayılamayacağından; davacı, 2.7.1986 ile 30.10.1987 tarihleri arasındaki dönemde de 506 Sayılı Kanuna tabi zorunlu sigortalı sayılmalıdır. Davacının 1.7.1986 ile 28.7.1986 tarihleri arasında hizmet akdine dayalı olarak çalışmadığının sübutu halinde ise; davacının 28.7.1986 ile 30.10.1987 tarihleri arasındaki dönemde her iki sosyal güvenlik kuruluşuna tabi çalışmaları çakıştığından; sosyal güvenlik sistemimizde çifte sigortalılığa yer verilmemesi nedeniyle bu defa davacının baskın çalışmasının hangisi olduğu yöntemince araştırılmalı ve sonuçta serbest meslek kazancı davacının ekonomik yaşamına etkin ise Bağ-Kur'lu, aksi halde Sosyal Sigortalar Kurumu'na tabi sigortalı sayılmalıdır. Giderek 506 sayılı Kanunun md. 85 kapsamında isteğe bağlı sigortalılık için ilgilinin herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşuna tabi olarak çalışmaması gerektiğinden; Bağ-Kur zorunlu sigortalılığı ile Sosyal Sigortalar Kurumuna tabi isteğe bağlı sigortalılığının çakıştığı dönemde, işbu zorunlu sigortalılık niteliği taşıyan Bağ-Kur sigortalılığına itibar edilerek sonucunda davacı 1.11.1987 ile 30.12.1996 tarihleri arasında şimdiki gibi Bağ-Kur sigortalısı kabul edilmelidir.
Öte yandan 1479 sayılı Kanunun 25/e bendi hükmüne göre; iflasına karar verilmiş olan tasfiye halindeki özel işletmeler ile şirket ortaklarının özel işletmenin veya şirketin mahkemece tasfiyesine karar verildiği tarihten itibaren zorunlu Bağ-Kur sigortalılığı sona erer. 6.5.1998 tarihli işi bırakma formunda; D... AŞ.'nin tasfiye halinde olduğunun öngörülmesi karşısında; bu husus ilgili sicil memurluğundan araştırılarak, sonucuna göre anılan bentte öngörülen Bağ-Kur sigortalılığını sona erdiren nedenin varlığı halinde; bu tarih itibariyle davacının Bağ-Kur zorunlu sigortalılığının sona erdiği, diğer taraftan yine bu tarih itibariyle Sosyal Sigortalar Kanununa tabi isteğe bağlı sigortalılığının geçerliliği kabul edilmelidir. Giderek davacı 31.12.1996 tarihinden itibaren Sosyal Sigortalar Kurumundan yaşlılık aylığı tahsis talebinde bulunduğuna göre; 2829 sayılı Kanununun 8. maddesindeki değerlendirme yukarıda öngörülen araştırmalar sonucuna göre yapılmalı, yine 2829 sayılı Kanunun hizmet birleştirmesine dair hükmü uygulanmasa dahi 506 sayılı Kanuna tabi sigortalı hizmeti gözetilerek 506 sayılı Kanunun 60. maddesi hükmü çevresinde tahsise hak kazanıp kazanmadığı irdelenmelidir.
Mahkemece belirtilen maddi ve hukuki esaslar gözönünde tutulmadan eksik araştırma ile ile yazılı biçimde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 14.09.1999 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy