(818 S. K. m. 41, 101, 102, 103, 104, 158) (3182 S. K. m. 51) (1479 S. K. Ek. m. 6)
Dava: Davalı Türkiye Emlak Bankası AŞ. Genel Müdürlüğü adına Davacı, davalı Banka nezdindeki hesaplarında 1993 yılı sonu itibariyle valör hatası nedeniyle eksik tahakkuk ettirilen ve ödenmeyen vadesiz mevduat faizinden oluşan asıl alacağın fer'ileri bulunan vadesiz mevduat faizi, cezai şart niteliğindeki vadeli mevduat faizi ve temerrüt faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, taraflar Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Neslihan Sever tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre davalının tüm, davacının sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Dava, sonucu itibariyle, davacı Bağ-Kur'un davalı banka nezdindeki hesaplarında 1993 yılı sonu itibariyle valör hatası nedeniyle eksik tahakkuk ettirilen ve ödenmeyen vadesiz mevduat faizinden oluşan asıl alacağın; fer'ileri bulunan vadesiz mevduat faizi, cezai şart niteliğindeki vadeli mevduat faizi ve temerrüt faizi ile birlikte davalı bankadan tahsili istemine ilişkindir.
Öncelikle 3182 sayılı Bankalar Kanunu'nun 51/1. maddesi hükmüne nazaran bankaların hesap dönemi takvim yılı olup ilgili hesapta bir takvim döneminde eksik tahakkuk ettirilen vadesiz mevduat faizi alacağı yılsonu itibariyle yasal kesintiler yapıldıktan sonra faiz niteliğini kaybetmekte ve anapara niteliğini kazanmaktadır. Öte yandan, işbu ana paraya dönüşen vadesiz mevduat faizi alacağına, ilgili yılın sonunu takip eden yeni hesap döneminde gerek davacı ile davalı Banka arasındaki protokolün II/13. maddesi gerekir. Bankacılık mevzuatı kapsamında herhalde vadesiz mevduat faizi uygulanması gereği açıktır. Giderek işbu vadesiz mevduat faizi, nakdi sermayeden belli bir süre için mahrum kalınması nedeniyle kanunen veya iradi olarak saptanan vadeye kadar yürütülen ana mal faizidir. Eksik tahakkuk ettirilen ve ilgili olduğu yılı takip eden yılbaşı itibariyle ana paraya dönüşen faiz alacağının (asıl alacağın) ödenmesinde temerrüde düşülmesi sonucu olarak asıl alacağa 1479 sayılı Kanuna 2423 sayılı Kanunla ek 6. maddede öngörülen hukuki nitelikçe cezai şart mahiyetindeki vadeli mevduat faizi ile temerrüt faizi yürütülmesi de yukarıda öngörülen anamal faizi niteliğindeki vadesiz mevduat faizinin uygulanmasına engel değildir.
Diğer taraftan 1993 yılına ait hesap döneminde eksik tahakkuk ettirilen ve aynı yılın sonunda ana paraya dönüşen vadesiz mevduat faizi alacağının ödenmesinde temerrüde düşülmesi halinde; Borçlar Kanunu'nun 101 ve devamındaki madde hükümlerine göre temerrüt faizi yürütülmesi gereği açıktır. Bu yönde Borçlar Kanunu'nun 101. maddesi hükmüne göre; borçlunun temerrüdü için alacaklının ihtarı gerekmekte ise de; taraflarca borcun ifa edileceği gün biliniyor ya da bilinebilir olması durumunda artık borçlu ihtar şartı aranmaksızın bu günün dolması ile mütemerrit olur. Dava konusu, takvim yılında oluşan (1993 yılı) hesap döneminde eksik tahakkuk ettirilen ve ilgili yılın sonunda ana paraya dönüşen vadesiz mevduat faizine ilişkin borcun ifa edileceği tarih Bankacılık Mevzuatı kapsamında o yılı takip eden takvim yılı başı (R1.1.1994) olup, işbu borcun ifa edileceği tarih taraflarca bilindiğinden artık borçlunun mütemerrit duruma düşmesi için ihtar şartı aranmaz. O halde asıl alacağın muaccel hale geldiği 1.1.1994 tarihinden itibaren tahsil tarihine kadar T.C. Merkez Bankasının kısa vadeli krediler için öngördüğü reeskont faizi oranına göre temerrüt faizine hükmedilmelidir.
Mahkemece, belirtilen maddi ve hukuki esaslar göz önünde tutulmadan yazılı biçimde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Üye Şemsettin Abik'in muhalefetine karşı; Başkan, Üye M. Zafer Erdoğan, Sami Koçak ve Süleyman Caner'in oylarıyla ve oyçokluğu ile 16.05.2000 gününde karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Taraflar arasındaki protokol hükümleri ve dosya içeriğine göre yıl sonu itibari ile vadesiz mevduat faizi uygulanan hesaba yıl sonu itibari ile tahakkuk eden faiz ana paraya dönüşür. Ancak ana paraya dönüşen bu meblağ Bağ-Kur'un temerküz hesabına ve kullanılmak üzere aktarılmaması halinde, gecikilen süre için 1479 sayılı Kanun' un ek 6'ncı maddesi uyarınca bir yıllık mevduata uygulanan faiz oranının uygulanması gerekir. Ancak aynı süre için başka faizlerin uygulanması söz konusu olamaz. Bu itibarla çoğunluğun bozma kararındaki gerekçelere katılmıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy