(3201 S. K. m. 3, 6) (506 S. K. m. 60)
Davacı ve karşı davalı, fuzulen ödenen 612.703.194.-TL. yaşlılık aylığının yasal faizi ile birlikte tahsiline, davalı ve karşı davacı ise, yaşlılık aylığının kesildiği tarihten itibaren yeniden bağlanmasına ve borçlanmasının geçerli olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde davacı ve karşı davalının davasının kabulüne, diğer davanın ise reddine karar vermiştir.
Hükmün, davalı ve karşı davacı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Neslihan Sever tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı-karşı davalı Kurum, davalının çalışmalarına 3201 Sayılı Kanun gereğince borçlandığını ve isteği üzerine kendisine yaşlılık aylığı bağlandığını ancak, aylık ödemeleri devam ederken davalının kesin dönüş yaptığını iddia ettiği tarihi kapsar biçimde Federal Almanya Cumhuriyeti'nden işsizlik yardımı aldığının tespit edilmesi üzerine borçlanmasının ve aylığının iptal edildiğini öne sürerek fuzulen yapılan ödemelerin yasal faizi ile birlikte tahsiline"; sigortalı tarafından Kurum aleyhine açılan karşı davada ise sigortalı yaşlılık aylığının kesildiği tarihten itibaren yeniden bağlanmasına borçlanmanın geçerli sayılmasına karar verilmesini istemiştir.
3201 sayılı Kanunun 3. maddesi hükmüne nazaran, yurt dışında geçen çalışmaların borçlanılabilmesi için yurda kesin dönüş yapmak koşuldur. Anılan maddede öngörülen kesin dönüşten sözedilebilmesi yurt dışında çalışan Türk vatandaşlarının çalışma hayatına yönelik tüm ilişkilerini gerek çalıştığı işyerleri ve gerekse ilgili olduğu tüm sosyal güvenlik kuruluşları yönünden sona erdirerek yerleşmek ve sosyal güvenliklerini de buradan sağlamak üzere Anavatan'a dönüş yapmaları gerekir. Başka ifade ile yurt dışında çalışan işçi sıfatıyla, çalışma hayatına ilişkin tüm bağlarını ve ilişkilerini bitirmeden, yurt dışındaki işyerlerinden veya sosyal güvenlik kuruluşlarından yardım almaya devam ederek geçici sürelerle yurda giriş yapmak, "kesin dönüş" yapıldığı anlamını taşımaz.
Dava konusu olayda da; davacının kesin dönüş yaptığını iddia ettiği tarih ile 3201 Sayılı Kanuna göre borçlanma talep tarihi ve yaşlılık aylığı tahsisine ilişkin talep tarihini kapar biçimde Federal Almanya Cumhuriyeti'nde işsizlik yardımı aldığı dosya içeriğindeki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır. Öncelikle işsizlik yardımından yararlanan kimseler, yardım süresince İş ve İşçi Bulma Kurumu tarafından kendilerine teklif edilen işleri kabul ve işe başlama zorunluluğu altındadırlar. Giderek bu hukuki statü içinde bulunan işçinin yurt dışında ekonomik ve sosyal yönden ilişkisini kesmediği, yurt dışındaki işçi sıfatıyla çalışma hayatıyla ilgili tüm bağlarını ve ilişkisini bitirmediği, yurt dışında ikamet ettiği açıktır. Başka ifade ile bu durum davalı-karşı davacının yurt dışında oturduğuna ve yurda kesin dönüş yapmadığına kuvvetli bir delil ve karine oluşturur. Ancak bu karinenin aksi somut olayın özelliği içinde belirlenecek aynı güçte delillerle kanıtlanabilir. Davada, sigortalının sözü edilen nitelikte, bu karineyi çürütücü deliller ortaya koyamaması karşısında; artık davalı-karşı davacı sigortalının 3201 sayılı Kanuna dayalı borçlanması ile bu kanun kapsamında bağlanan yaşlılık aylığının geçerliliğinden sözedilemez. Giderek mahkemenin bu yöndeki kabulü yerindedir.
" Ne var ki, davalı-karşı davacı sigortalının 3201 sayılı Kanuna dayalı hizmet borçlanması dışında Türkiye'deki prim ödeme gün sayısı ile 2147 Sayılı Kanuna göre borçlandığı yurt dışı hizmet süreleri toplamı gözetildiğinde 1.9.1993 tarihi itibariyle 506 Sayılı Kanunun 60/A-q maddesi hükmü kapsamında yaşlılık aylığına hak kazandığı ancak sigortalının yaşlılık aylığına esas gösterge ve aylık bağlama oranının bu durumda sigortalı aleyhine değişeceği olgusu da gözönünde tutularak asıl dava ile karşı davadaki istem bu çevrede değerlendirilmeli ve sonucuna göre hüküm kurulmalıdır.
Mahkemece belirtilen maddi ve hukuki esaslar gözönünde tutulmadan yazılı biçimde hüküm tesisi giderek hüküm fıkrasının HUMK. md. 389'a uygun biçimde düzenlenmemesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalı-karşı davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Üye Şemsettin Abik'in muhalefetine karşı, Başkan Vekili Resul Aslanköylü, Üye Hulusi Mustafaoğlu, M.Zafer Erdoğan ve Sami Koçak'ın oylarıyla ve oyçokluğuyla 21.09.1999 gününde karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
3201 Sayılı Kanunun 6'ncı maddesinde öngörülen yurda kesin dönüş şartı 506 Sayılı Kanunun 60'ncı maddesinde yer alan ve yaşlılık aylığı bağlanan kişilerin tekrar çalışmaya (hizmet akdi ile) başlamaları halinde yaşlılık aylıklarının kesileceği hükmüne uygun konulmuşken 3279 sayılı Yasa ile 506 Sayılı Kanunun 63/B de değişiklik yapılarak destek primi ödeyerek yeniden yaşlılık aylığı alanların çalışabilecekleri öngörüldü. zımnen bu yasa ile 3201 Sayılı Kanunun 6'ncı maddesindeki kesin dönüş kaldırıldı. Ayrıca Türkiye-Federal Almanya Sosyal Güvenlik Sözleşmesinin 4-4a maddeleri işsizlik sigortasından yardım almaya engel değil, aksinin kabulü Anayasanın 10, 48'nci ve 62 maddelerine aykırı olur. Sosyal Sigortalar Kurumu'nun davasının reddi, sigortalının davasının kabulü gerekir. Bu gerekçe ile çoğunluk kararına karşıyım.
Full & Egal Universal Law Academy