(1479 S. K. Ek. m. 6) (1136 S. K. m. 164) (3182 S. K. m. 51) (818 S. K. m. 101, 102, 103, 104)
Dava: Davacı, Bağ-Kur'un davalı banka nezdindeki hesaplarında 1992 yılı sonu itibariyle valör hatası nedeniyle eksik tahakkuk ettirilen ve ödenmeyen vadesiz mevduat faizinden oluşan asıl alacağın, fer'ileri bulunan vadesiz mevduat faizi, cezai şart niteliğindeki vadeli mevduat faizi ve temerrüt faizi ile birlikte davalı bankadan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, taraflar Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Neslihan Sever tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre davalının tüm, davacının sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Dava, sonucu itibariyle, davacı Bağ-Kur'un davalı banka nezdindeki hesaplarında 1992 yılı sonu itibariyle valör hatası nedeniyle eksik tahakkuk ettirilen ve ödenmeyen vadesiz mevduat faizinden oluşan asıl alacağın; fer'ileri bulunan vadesiz mevduat faizi, cezai şart niteliğindeki vadeli mevduat faizi ve temerrüt faizi ile birlikte davalı bankadan tahsili istemine ilişkindir.
Öncelikle 3182 sayılı Bankalar Kanunu'nun 51/1. maddesi hükmüne nazaran bankaların hesap dönemi takvim yılı olup ilgili hesapta bir takvim döneminde eksik tahakkuk ettirilen vadesiz mevduat faizi alacağı yıl sonu itibariyle yasal kesintiler yapıldıktan sonra faiz niteliğini kaybetmekte ve ana para niteliğini kazanmaktadır. Öte yandan, işbu ana paraya dönüşen vadesiz mevduat faizi alacağına, ilgili yılın sonunu takip eden yeni hesap döneminde gerek davacı ile davalı Banka arasındaki protokolün II/13. maddesi gerekse Bankacılık mevzuatı kapsamında herhalde vadesiz mevduat faizi uygulanması gereği açıktır. Giderek işbu vadesiz mevduat faizi, nakdi sermayeden belli bir süre için mahrum kalınması nedeniyle kanunen veya iradi olarak saptanan vadeye kadar yürütülen ana mal faizidir. Eksik tahakkuk ettirilen ve ilgili olduğu yılı takip eden yılbaşı itibariyle ana paraya dönüşen faiz alacağının (asıl alacağın) ödenmesinde temerrüde düşülmesi sonucu olarak asıl alacağa 1479 sayılı Kanuna 2423 sayılı Kanunla ek 6. maddede öngörülen hukuki nitelikçe cezai şart mahiyetindeki vadeli mevduat faizi ile temerrüt faizi yürütülmesi de yukarıda öngörülen ana mal faizi niteliğindeki vadesiz mevduat faizinin uygulanmasına engel değildir. Giderek asıl alacağın tahsil olunacağı tarihe kadarda işbu vadesiz mevduat faizi uygulanmalıdır.
Diğer taraftan 1992 yılına ait hesap döneminde eksik tahakkuk ettirilen ve aynı yılın sonunda ana paraya dönüşen vadesiz mevduat faizi alacağının ödenmesinde temerrüde düşülmesi halinde; Borçlar Kanunu'nun 101 ve devamındaki madde hükümlerine göre temerrüt faizi yürütülmesi gereği açıktır. Bu yönde Borçlar Kanunu'nun 101. maddesi hükmüne göre; borçlunun temerrüdü için alacaklının ihtarı gerekmekte ise de; taraflarca borcun ifa edileceği gün biliniyor ya da bilinebilir olması durumunda artık borçlu ihtar şartı aranmaksızın bu günün dolması ile mütemerrit olur. Dava konusu, takvim yılından oluşan (1992 yılı) hesap döneminde eksik tahakkuk ettirilen ve ilgili yılın sonunda ana paraya dönüşen vadesiz mevduat faizine ilişkin borcun ifa edileceği tarih Bankacılık Mevzuatı kapsamında o yılı takip eden takvim yılı başı (=1.1.1993) olup, işbu borcun ifa edileceği tarih taraflarca bilindiğinden artık borçlunun mütemerrit duruma düşmesi için ihtar şartı aranmaz. O halde asıl alacağın muaccel hale geldiği 1.1.1993 tarihinden itibaren tahsil tarihine kadar T.C. Merkez Bankası'nın kısa vadeli krediler için öngördüğü reeskont faizi oranına göre temerrüt faizine hükmedilmelidir.
3- Davaya konu munzam zarara ilişkin istem yönünden; davacının munzam zarar iddiasının dayanakları celp edilerek bu iddianın ehil bilirkişi marifetiyle gereğince irdelenmesi gerekirken eksik inceleme ile hüküm tesisi isabetsizdir.
4- Kabule göre de; hükmedilen asıl alacak yanında fer'ileri de gözetilerek davacı Kurum lehine nispi avukatlık parasına hükmedilmesi gerekirken aksinin kabulü keza usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 30.05.2000 gününde karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy