(3201 S. K. m. 6) (506 S. K. m. 60) (2829 S. K. m. 8)
Dava: Davacı, davalı Kurum işleminin iptali ile 1.2.1995 tarihi itibariyle yaşlılık aylığı bağlanmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar vermiştir.
Hükmün, taraflar Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Neslihan Sever tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
Karar: 1- Dosyadaki yazılara toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre davalı Kurumun tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davacının temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Davacı sigortalının kesin dönüş yaptığını iddia ettiği tarih ile 3201 sayılı Kanuna göre borçlanma talep tarihini kapsayacak biçimde Alman Sigorta Merciinden İşsizlik Yardımı alması bu itibarla yurda kesin dönüş yapmadığının anlaşılması karşısında artık davacı sigortalının 3201 sayılı Kanuna dayalı borçlanmasının geçerliliğinden söz edilemez.
Ne var ki, davacı sigortalının 3201 sayılı Kanuna dayalı hizmet borçlanması dışında 506 sayılı Kanun kapsamında Türkiye'deki prim ödeme gün sayıları ile 2147 sayılı Kanuna dayalı yurt dışı hizmet borçlanmasının olup olmadığı araştırılarak varlığı halinde bu süreler ile 5434 sayılı Kanuna tabi hizmet süresine göre davacının 19.1.1995 günlü yaşlılık aylığı tahsis talep tarihi itibariyle 506 sayılı Kanun kapsamında yaşlılık aylığına hak kazanıp kazanmadığı üzerinde durulmalıdır. Giderek 2829 sayılı Kanunun 8. maddesi hükmü de göz önünde tutulmalıdır.
Mahkemece belirtilen maddi ve hukuki esaslar göz önünde tutulmadan yazılı biçimde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Başkan in ve Üye Şemsettin Abikin muhalefetlerine karşı; Üye Hulusi Mustafaoğlu, Coşkun Erbaş ve M. Zafer Erdoğan'ın oylarıyla ve oyçokluğu ile 08.02.2000 gününde karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Taraflar arasındaki uyuşmazlık davacı sigortalıya 3201 sayılı Yasaya göre borçlanması sonucu borçlanma bedelini ödedikten ve yaşlılık aylığı bağlandıktan sonra yurt dışındaki Sosyal Sigorta merciinden işsizlik sigortasından aylık almasının, yaşlılık aylığının ve borçlanmasının iptalini gerektirip gerektirmediğine ilişkindir. Öncelikle, uyuşmazlığın çözümünde uygulanması gereken hukuki mevzuat Türkiye Cumhuriyeti ile Almanya Federal Cumhuriyeti arasındaki Sosyal Güvenlik Sözleşmesi Hükümleri, 3201 sayılı Yasa hükümleri ve 506 sayılı Yasanın 60,63/B ve diğer ilgili hükümleridir. Türkiye Cumhuriyeti ile Almanya Federal Cumhuriyeti arasındaki Sosyal Güvenlik Sözleşmesinin 4. maddesine göre Bu sözleşme hükümlerine göre, aksine bir hüküm yoksa, akit taraflardan birisinin ülkesinde oturan, aşağıdaki kimseler mevzuatı uygulanan akit tarafın vatandaşları ile eşit sayılır.
b)... c)... d)... aynı sözleşmenin 4 a maddesinde ise Bu sözleşmede aksine bir hüküm yoksa, bir akit tarafın, yardım hakkının doğmasını veya para yardımının yapılmasını, bu taraf ülkesinde ikamet etme şartına bağlı kılan mevzuatı, 4. maddede belirtilen ve diğer akit taraf ülkesinde ikamet eden kimseler hakkında uygulanmaz...... denilmektedir. Bu maddedeki hükümden de açıkça anlaşılacağı üzere, Almanya'da işçi olarak çalıştıktan sonra iş akti fesh edilen işçinin Türkiye'de ikamet ederken işsizlik sigortasından yardım almasına yasal engel yoktur. Tarafların sözleşme hükümleri bağlar. Yoksa Alman İş Yasasının hükümleri Sosyal Güvenlik ihtilafının çözümünde nazara alınmaz. Diğer taraftan, 506 sayılı Kanunun 60. maddesinde yaşlılık aylığı şartları olarak sigortalılık süresi prim ödeme gün sayısı, yazılı istekte bulunmak ve çalıştığı işten ayrılma ve çalışma yasağı olarak belirlendiği için 3201 sayılı Yasada da yurtdışında çalışan işçiler yönünden 3201 sayılı Yasanın 6. maddesinde işten ayrılma ve çalışma yasağı şartına paralel olarak işten ayrılma ve yurda kesin dönüş şartı konulmuştur. Ancak 506 sayılı Kanunun 63. maddesinin D fıkrasında yapılan değişiklikte yaşlılık aylığı alan kimseler için destek primi ödeme şartıyla çalışma yasağı kaldırıldı. Yaşlılık aylığı alanların hizmet akdiyle çalışmaları 3279 sayılı Yasa ile kabul edildi.
Böylece çalışan işçinin çalışırken yaşlılık aylığı şartlarını haiz olması halinde işten ayrılmadan yaşlılık aylığı alması mümkün olmuştur. Nitekim, 1479 sayılı Yasanın 35 ve 2926 sayılı Yasanın 17. maddesinde de yaşlılık aylığı bağlanması için işten ayrılma şartı konulmamıştır. Şu durumda, 506 sayılı Kanunun 63/B maddesindeki (3279 sayılı Kanunda değişiklik) değişiklikle işten ayrılma şartı ve çalışma yasayla kaldırıldığı için 3201 sayılı Yasadaki yurda kesin dönüş ve yurt dışında çalışma yasağı da kaldırılmış ve ilga edilmiş olarak kabulü gerekir. Aksi halde, yurt içindeki işçiler ile yurt dışındaki işçiler için ayrı ayrı yaşlılık aylığı şartları kabul edilmiş olur ki o da Anayasanın 10. maddesindeki eşitlik, 49. maddesindeki çalışma hürriyeti, 60 ve 62. maddelerdeki Sosyal Güvenlik hakkı maddelerine aykırı olur.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle yerel mahkeme kararının bozulmasını gerekirken yazılı şekilde bozulması yönündeki çoğunluk kararına karşıyız. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy