(506 S. K. m. 80) (277 S. K. m. 1) (3986 S. K. m. 18) (1086 S. K. m. 473)
Dava: Davacı, davalı Kurumca konulan haczin kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar vermiştir. Hükmün, davalı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve tetkik hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
Karar: 1- 3917 sayılı Yasanın birinci maddesi ile değişik 506 sayılı Yasanın 80. maddesi uyarınca Kurum alacaklarının tahsilinde 6183 sayılı Kanun hükümleri uygulanır ve giderek bu kanunun uygulanmasından doğacak uyuşmazlıkların çözümlenmesinde alacaklı Sigorta Müdürlüğünün bulunduğu yer İş Mahkemeleri yetkilidir. İş Mahkemeleri Kanunu'nun 7. maddesi İş Mahkemelerinde şifahi yargılama usulünün uygulanacağı ve ilk oturumda mahkemenin tarafları sulhe teşvik edeceğini hükme bağlamış olmakla yargılamanın duruşmalı yapılması gerektiğini emretmiştir. Esasen şifahi usulün nasıl yapılacağını düzenleyen Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 473 ve ardından gelen maddelerinde duruşma yapma zorunluluğu getirilmiştir. Gerek 3917 sayılı Yasa ile 80. madde de yapılan değişiklikte, gerekse İş Mahkemeleri Kanunu'nda, haczedilemezlik itirazının evrak üzerinde yapılacak inceleme ile sonuçlandırılacağına dair herhangi bir hüküm bulunmamaktadır. Öbür yandan, sözü edilen bu Yasalarda İcra İflas Yasasında öngörülen yargılama usulünün İş Mahkemelerinde de uygulanabileceğine ilişkin ayrık bir hüküm getirilmiş değildir. O itibarla İcra İflas Kanunu'nun yargılama yöntemine ilişkin hükümlerinin burada uygulama yeri yoktur. Hal böyle olunca duruşma yapılmaksızın evrak üzerindeki inceleme sonucuna göre karar verilmiş olması isabetsizdir.
2- Davada çözümlenmesi gereken hukuksal sorun, Kurumun prim alacağından ötürü ilgili Belediye organınca kamuya tahsis kararı alınan belediyenin bankadaki mevduatının haczedilip haczedilemeyeceği meselesidir,
Bilindiği gibi 3917 sayılı Yasa ile değişik 506 sayılı Yasanın 80. maddesi uyarınca para alacaklarının tahsilinde 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanun hükümleri uygulanır. Kurumun icra takibini anılan Yasa hükümleri çevresinde yürüttüğü görülmektedir.
Davanın yasal dayanağı hangi malların haczedilemeyeceği konusunu düzenleyen 6183 sayılı Yasanın 3986 sayılı Yasa ile değişik 70. maddesidir. Maddenin birinci bendi aynen 233 sayılı İktisadi Teşebbüsleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname hükümlerine tabi İktisadi Devlet Teşekkülleri, Kamu İktisadi Kuruluşları, bunların müesseseleri, bağlı oldukları ortakları iştirakleri ve mahalli idarelerin malları hariç olmak üzere devlet malları ile hususi Kanunlarında haczi caiz olmadığı gösterilen malların haczedilemeyeceğini hükme bağlamıştır. Belediye de mahalli idarelerden sayıldığına göre kural olarak belediye mallarının haczedilebileceğinin kabulü gerekir. Ancak maddede hususi Kanunlarında haczi caiz olmadığı gösterilen malların haczedilemeyeceği öngörülmektedir. Belediye mallarının haczi ile ilgili 1580 sayılı Belediye Kanunu'nun 19/7. maddesine göre belediyelerin bahçeleri, umuma açık akar olmayan açık ve kapalı yerleri, belediye vergi ve resimleri ile ve kamu hizmetine tahsis edilen ve akar olmayan emsal ve eşyası haczedilemez. 277 sayılı Kanunun birinci maddesinde 5237 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu ile diğer Kanunlarla belediyeye verilen payların belediye vergi ve resimleri hükmünde olduğu kabul edilmiştir. 277 sayılı Yasanın değişiklikten önceki birinci maddelerindeki hükmüne ve' Belediye Kanunu'nun 19/7 maddesine göre Belediye Gelirleri Kanunu ile diğer Kanunlarla belediyelere verilen paylar, belediye vergi ve resimleri hükmünde bulunduğundan haczedilemiyordu. Ancak 277 sayılı Yasanın birinci maddesi 3986 sayılı Yasanın 18. maddesiyle değiştirilmiş ve Belediye Gelirleri Kanunu ile diğer Kanunlarla belediyeye verilen payların 6183 sayılı Yasa ile yapılan takiplerde haczedilebileceği hükme bağlanmıştır.
Prim alacağının takibinde 6183 sayılı Yasa hükümleri uygulanacağına göre Kurumun yaptığı icra takibinde Belediye Gelirleri Kanunu ile diğer Kanunlarla belediyeye verilen payın haczedilebileceği açıktır.
Yasada özel kişiler lehine değil de kamu kuruluşları lehine yapılan bu değişikliğin amacı belediyelerden alacaklı durumda bulunan ve kamu hizmeti gören kamu kuruluşlarının kısmen de olsa gördükleri hizmetin aksamasını önlemektir. Zira 6183 sayılı Yasaya göre alacaklı durumda olan Kamu Kuruluşlarının gördüğü hizmetin belediyelerin gördüğü kamu hizmetinden daha aşağıda olduğu düşünülemez.
Kanun Kurumun prim alacağını kamu alacağı düzeyine getirmiş ve zor durumda bulunan Sosyal Sigortalar Kurumu'nun yüksek oranlara varan belediyelerdeki prim alacaklarının tahsilinde kolaylık sağlamayı amaçlamıştır.
Olayda belediyenin bankalardaki mevduatının yukarıda değinilen Yasalarla belediyeye verilen paylar olduğu konusunda taraflar arasında herhangi bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Bu payların Belediyenin yetkili organınca verilen kararla kamuya tahsis edildiği iddiasına gelince; Belediye Gelirleri Kanunu ve diğer Kanunlarla belediyeye verilen payların belediye vergi ve resimleri gibi sayılacağı 277 sayılı Yasanın birinci maddesinin açık hükmü gereğidir. Esasen anılan Yasaya göre bu paylar kamuya tahsis edilmiş olmaktadır. Başka bir anlatımla belediye vergi ve resimleri kamu hizmetinde kullanılacağı için mahiyeti itibariyle kamuya tahsislidir. Belediyenin yetkili organının bu payları kamuya tahsis kararı alması fazladan bir işlemdir. Ve giderek belediyenin prim borcunu ödememek için böyle bir tahsis kararı almış olması, baskın olasılık dahilindedir. Belediyenin böyle bir amaçla, tahsis kararını almış olması hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğurur.
Konuyu özetlemek gerekirse Belediye Gelirleri Kanunu ve diğer Kanunlarla belediyeye verilen paylar hakkında kamuya tahsis kararı alınmış olsa bile 3986 sayılı Yasaya, göre Kurumun prim alacağından ötürü bu payların haczi kabildir.
Mahkemece açıklanan bu maddi ve hukuki olgular gözönünde, tutulmaksızın yazılı düşüncelerle haczin kaldırılmasına karar verilmiş olması usule ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 10.02.2000 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy