(1475 S. K. m. 51)
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 1.4.1990 tarihinden dava tarihine kadar geçen sigortalı çalışmalarının tesbitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Neslihan S. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
Dava sonucu itibariyle davacının, davalı işverenlere ait işyerinde 1.4.1990 ile 23.11.1998 tarihleri arasında geçen ancak diğer davalı Kuruma bildirilmeyen çalışma sürelerinin tesbiti istemine ilişkindir.
Bu tür davalar nitelikçe kamu düzenine ilişkin bulunduğundan deliller re'sen toplanmalıdır. Öncelikle 26.2.1999 tarihli Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, iş Müfettişi tarafından düzenlenen raporda; eki tutanaklara dayanılarak, davacının davalılara ait tüp satıcılığı ve dağıtımı işyerinde 1.4.1990 ile 31.7.1997 ve 1.5.1998 ile 24.11.1998 tarihleri arasında sürekli biçimde çalıştığı saptanmıştır. İş Kanunun madde 89, 506 sayılı Kanunun madde 130 hükmü gereğince; iş bu rapor ve tutanaklar aksi eş değerde bulunan delillerle kanıtlanıncaya kadar geçerli belgelerdendir. Öte yandan; bu tarihler arasındaki çalışma sürelerinin davalı Sosyal Sigortalar Kurumuna kısmi olarak bildirilerek primlerinin ödenmesi karşısında; davacının bu sürelerle ilgili olarak tüm ücret bordroları işyerinden celbedilmeli ve işbu bordrolardan imzalı olup da imzanın kendisine aidiyeti davacı tarafından kabul edilenler ya da davacının inkarı halinde aidiyeti yaptırılacak ehil bilirkişi incelemesi ile saptananlar bakımından yine davacı tarafından hata-hile-ikrah durumunun iddia ve ispat edilmemesi koşuluyla; işbu ücret bordrolarında öngörülüp de Sosyal Sigortala Kurumu'na primi ödenmemiş süreler dışındaki sürelerle ilgili istem, iş müfettişi ve eki tutanak içeriği aksinin eşdeğerde delille ispatlanması dolayısıyla reddedilmelidir. Ücret bordrosu ibraz edilmeyen ya da ibraz edilip de sigortalı imzasını içermeyen bordroların ilişkin olduğu süreler yönünden ise sürekli çalışma olgusu kabul edilmelidir. Davacının istirahatli bulunduğu süreler yönünden; her ne kadar bu süreler 1475 Sayılı Kanunun 51/a maddesi hükmüne göre çalışılmış gibi sayılan hallerden ise de, 506 sayılı Kanun kapsamında sigortalı çalışma süresi olarak değerlendirilebilmesi için ücret ödenmesinin zorunlu bulunduğu hususu da gözönünde tutulmalıdır.
Mahkemece belirtilen maddi ve hukuki esaslar gözönünde tutulmadan eksik araştırma ve inceleme ile yazılı biçimde istemin tümden reddi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönü amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 21.03.2000 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy