(818 S.K. m. 43, 44)
Dava: Davacı, işkazasında malül kalan sigortalı işçi için yapılan harcamalar üzerine uğranılan kurum zararının rücuan ödetilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde isteği hüküm altına almıştır.
Hükmün, davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi E.T. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: Davanın yasal dayanağı 506 sayılı yasanın 26. maddesidir. Bu maddeye göre kurumun rücu hakkı sigortalının işverenden veya diğer tazmin sorumlularından isteyebileceği miktarla sınırlı olup o miktarı geçemez. Yargıtay uygulamasında böyle bir hesap şekline tavan hesabı, İş Mahkemesi'nin yapması gereken karşılaştırmaya da tavan kontrolü denmektedir.
Zararlandırıcı sosyal sigorta olayı sonucunda, sigortalının yüzde yüz sürekli işgöremez duruma girdiği ve başkasının bakımına muhtaç olduğu tartışmasızdır. Çözümlenmesi gereken hukuksal sorun, zararlandırıcı sosyal sigorta olayı sonucu başkasının bakımına muhtaç duruma düşen sigortalının bakım masrafı yönünden zararının nasıl hesaplanacağıdır. Hemen söylemek gerekirse başkasının bakımına muhtaç olan sigortalının tazmin sorumlularından bakım ücretini isteyebileceği kabul edilmelidir. Zira bakım olgusu karşısında sigortalının kendisine bakacak kişiye ücret ödeyeceği hayatın olağan akışına ve yaşam deneyimlerine uygun düşen bir gerçektir. Bu kişiye bakım ücreti isteme hakkını tanımamak onun ölümünü istemekle eş değerdedir. Oysa, insan yaşamının kutsallığı her türlü maddi değerlerin üstündedir.
Bakım ücretinin ne şekilde hesap edilmesi gerektiği meselesine gelince; kuşkusuz sigortalı kendisine baktırmak için başkasının yardımından yararlanacak ve yararlandığı kişi veya kişilere ücret ödeyecektir. Ödenecek bu ücretin peşin sermaye değeri, sigortalının bakımdan dğan zararıdır. Konu ülke genelinde düşünüldüğünde, kural olarak sigortalının kendisine asgari ücretle baktırabileceği üstün olasılık dahilindedir. O nedenle, karar tarihine en yakın asgari ücret tarifesi esas alınmalı, asgari ücretin net miktarı saptanıp bilinen dönemden sonrası için iskontolama işlemi yapılmalı, bilinen dönem yönünden ise gerçek belli iken varsayıma gidilemeyeceğinden, hesap raporu tarihinde belli olan en son asgari ücret tarifesi dikkate alınmalı bakım ücretiyle birlikte, sigortalının diğer gerek zararı da (= tavan) hesab edileceği için hesap edilen tavandan bakım için ne miktar pay ayırabileceği belirlenmeli, belirlenecek miktar, bakım ücreti olarak bulunan miktardan düşülmeli ve ortaya çıkan miktarın, sigortalının tazmin sorumlusundan isteyebileceği tazminat miktarı olduğu kabul edilmelidir. Kuşkusuz tavan denetlemesi yapılırken, bakım gideri tutarı tavana eklenmek suretiyle sonuca gidilecektir.
Genel kural, bakım ücretinin asgari ücret üzerinden hesap edilmesi gerektiği biçiminde ise de her somut olayın özellikleri dikkate alınmak suretiyle kanıtlandığı takdirde asgari ücretin üzerinde veya altında saptanacak herhangi bir ücret miktarı hesaplamaya esas alınabilir.
Öte yandan Borçlar Kanunu'nun 43, ve 44. maddelerinin uygulanmasını gerektiren bir sebebin varlığı halinde bakım için hesap edilen zarar miktarından indirim yapılabileceği de gözardı edilmemelidir. Yeri gelmişken bakım ücretinin Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 20/4. maddesinde öngörülen, %50 oranında arttırım esasına göre hesap edilebilip hesab edilemeyeceği konusu üzerinde de durulması gerekli görülmüştür.
Bilindiği gibi anılan madde gereğince, şayet sigortalı bir başkasının bakımına muhtaç ise bağlanan gelir %50 oranında arttırılır. Bu durumda bakım ücreti hesap edilirken mahkemece tespit edilen tavanın %50'si bakım ücreti olarak kabul edilebilir mi? "Hemen söylemek gerekirse kabul edilemez." Zira gerçek belli iken başka bir yöntemin benimsenmesi geleneksel tazminat hukuku ilkelerine aykırı düşer. Olaydaki gerçek, sigortalının bakım için ücret ödemesidir. Ödeyeceği ücret, tavanın %50'sinin altına inebileceği gibi üstüne de çıkabilir. Esasen sigortalının gerçek zararının tespit edilmesi gerekin ilkeler ile kurumun gelir bağlanmasında Sosyal Sigortalar Kanunu'nun ortaya koyduğu ilkeler biribirinden farklı olduğundan tavanın %50'sinin bakım ücreti olarak değerlendirilmesi düşünülemez.
Mahkemece, açıklanan ilkeler doğrultusunda bakım ücretinin ne miktar olduğunun araştırılıp incelenmemesi ve tavan denetlemesinin buna göre yapılmamış olması usule ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 23.5.2000 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy