(2709 S. K. m. 10, 49, 60, 62) (3201 S. K. m. 3, 6) (506 S. K. m. 60, 63) (1479 S. K. m. 35) (2926 S. K. m. 17)
Dava: Davacı, davalı Kurum işleminin iptaliyle, kesilen emekli aylığının kesildiği tarihten itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Ali Göcen tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
Karar: 3201 sayılı Kanunun 3. maddesi, borçlanmaya, 6. maddesi ise aylık tahsisine ilişkin kuralları düzenlemektedir.
3. maddede, yurtdışında geçen çalışma sürelerini borçlanabilmesi için, sigortalının yurda kesin dönüş yapmış olması, ilgili sosyal güvenlik kuruluşuna yazılı olarak borçlanma talebinde bulunması, borçlanmak istediği sürenin karşılığı olan miktarı döviz olarak ödemesi gerektiği keza, 6. madde de ise, yaşlılık aylığı tahsisi için yurda kesin dönüş yapılması, borçlanılan miktarın tamamen ödenmiş olması ve ödemeden sonra yazılı tahsis isteğinde bulunulması şart koşulmuştur.
Dava konusu olaya gelince, davacının 08.03.1994 tarihinde Kuruma başvurarak 05.03.1994 den itibaren yurda kesin dönüş yaptığını beyan ettiği ve 10.03.1994 tarihinde borçlanma miktarını Kuruma yatırdığı bunun üzerine 21.04.1994 tarihinde kendisine aylık tahsis edildiği anlaşılmaktadır.
Alman Sigorta Kurumunca düzenlenen 05.10.1998 tarihli hizmet cetveli ve 31.08.1995 tarihli yazıda davacının 12.01.1994-31.10.1994 tarihleri arasında hastalık ve 01.11.1994 tarihinden itibaren de malullük aylığı aldığı, ifade edilmektedir.
Davada çözümlenmesi gereken husus, yurtdışında hastalık sigortasından yardım alan sigortalının borçlanma ve tahsis tarihleri de yurda kesin dönüş yapmış sayılıp sayılmayacağının belirlenmesidir.
Hastalık yardımında sigortalının iş akdi feshedilemediğinden ve Alman sigorta merciinin ülkeyi terkeden yabancı işçiye hastalık yardımı yapması beklenemeyeceğinden, kişinin bu dönemde Almanya'da oturuyor olması karine olarak kabul edilmelidir. Bu karinenin aksi somut olayın özellikleri de gözönünde tutularak aynı güçte delillerle ispatlanabilir.
Bu karineyi çürütecek deliller getirtilemediğine göre 3201 sayılı Kanunun 3. maddesindeki borçlanma şartları gerçekleşmemiştir. Bu nedenle davanın reddine karar verilmelidir.
O halde, bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, Üye Şemsettin Abik'in muhalefetine karşı; Başkan, Üye Coşkun Erbaş, M. Zafer Erdoğan ve Süleyman Caner'in oylarıyla ve oyçokluğuyla 24.04.2000 gününde karar verildi.
KARŞI OY YAZISI:
Taraflar arasındaki uyuşmazlık davacı sigortalıya 3201 sayılı Yasaya göre borçlanması sonucu borçlanma bedelini ödedikten ve yaşlılık aylığı bağlandıktan sonra yurt dışındaki Sosyal Sigorta merciinden işsizlik sigortasından aylık almasının, yaşlılık aylığının ve borçlanmasının iptalini gerektirip gerektirmediğine ilişkindir. Öncelikle, uyuşmazlığın çözümünde uygulanması gereken hukuki mevzuat Türkiye Cumhuriyeti ile Almanya Federal Cumhuriyeti arasındaki Sosyal Güvenlik Sözleşmesi Hükümleri, 3201 sayılı Yasa hükümleri ve 506 sayılı Yasanın 60, 63/B ve diğer ilgili hükümleridir. Türkiye Cumhuriyeti ile Almanya Federal Cumhuriyeti arasındaki Sosyal Güvenlik Sözleşmesinin 4. maddesine göre Bu sözleşme hükümlerine göre, aksine bir hüküm yoksa, akit taraflardan birisinin ülkesinde oturan, aşağıdaki kimseler mevzuatı uygulanan akit tarafın vatandaşları ile eşit sayılır.
a) Diğer akit tarafın vatandaşları
b)... c)... d)... aynı sözleşmenin 4-a maddesinde ise Bu sözleşmede aksine bir hüküm yoksa, bir akit tarafın, yardım hakkının doğmasını veya para yardımının yapılmasını, bu taraf ülkesinde ikamet etme şartına bağlı kılan mevzuatı, 4. maddede belirtilen ve diğer akit taraf ülkesinde ikamet eden kimseler hakkında uygulanmaz...... denilmektedir. Bu maddedeki hükümden de açıkça anlaşılacağı üzere, Almanya'da işçi olarak çalıştıktan sonra iş akti fesh edilen işçinin Türkiye'de ikamet ederken işsizlik sigortasından yardım almasına yasal engel yoktur. Tarafların sözleşme hükümleri bağlar. Yoksa Alman İş Yasası'nın hükümleri Sosyal Güvenlik ihtilafının çözümünde nazara alınmaz. Diğer taraftan, 506 sayılı Kanunun 60. maddesinde yaşlılık aylığı şartları olarak sigortalılık süresi prim ödeme gün sayısı, yazılı istekte bulunmak ve çalıştığı işten ayrılma ve çalışma yasağı olarak belirlendiği için 3201 sayılı Yasada da yurtdışında çalışan işçiler yönünden 3201 sayılı Yasanın 6. maddesinde işten ayrılma ve çalışma yasağı şartına paralel olarak işten ayrılma ve yurda kesin dönüş şartı konulmuştur. Ancak 506 sayılı Kanunun 63. maddesinin D fıkrasında yapılan değişiklikte yaşlılık aylığı alan kimseler için destek primi ödeme şartıyla çalışma yasağı kaldırıldı. Yaşlılık aylığı alanların hizmet akdiyle çalışmaları 3279 sayılı Yasa ile kabul edildi. Böylece çalışan işçinin çalışırken yaşlılık aylığı şartlarını haiz olması halinde işten ayrılmadan yaşlılık aylığı alması mümkün olmuştur. Nitekim, 1479 sayılı Yasanın 35 ve 2926 sayılı Yasanın 17. maddesinde de yaşlılık aylığı bağlanması için işten ayrılma şartı konulmamıştır. Şu durumda, 506 sayılı Kanunun 63/B maddesindeki (3279 sayılı Kanunda değişiklik) değişiklikle işten ayrılma şartı ve çalışma yasayla kaldırıldığı için 3201 sayılı Yasadaki yurda kesin dönüş ve yurt dışında çalışma yasağı da kaldırılmış ve ilga edilmiş olarak kabulü gerekir. Aksi halde, yurt içindeki işçiler ile yurt dışındaki işçiler için ayrı ayrı yaşlılık aylığı şartları kabul edilmiş olur ki o da Anayasanın 10. maddesindeki eşitlik, 49. maddesindeki çalışma hürriyeti, 60 ve 62. maddelerdeki Sosyal Güvenlik Hakkı maddelerine aykırı olur.
Sonuç: Yukarıda açıklanan gerekçelerle kararın onanması görüşünde olduğumdan çoğunluk kararına karşıyım. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy