(818 S. K. m. 63)
Dava: Davacı, fuzulen ödenen 570.052.734 TL'nin davalıdan kanuni faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği biçimde isteğin kabulüne karar vermiştir.
Karar: Hükmün, davalı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Osman Bülbül tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davacı Kurumca yersiz ödenen 570.052.734 TL nın faiziyle birlikte davalıdan tahsiline ait davanın yargılaması sonucunda kabule karar verilmiştir.
1- Davalının 14.10.1997 tarihli dilekçesi ile yaşlılık aylığı isteminde bulunduğu, bu istek Kurumca kanuna uygun görülerek, Kurumca 01.11.1997 gününden itibaren aylık bağlanarak 23.10.1998 gününe kadar ödemelerin yapıldığı açıktır. Uyuşmazlık, Kurumun 01.11.1997-23.10.1998 tarihleri arasında fuzulen ödediğini iddia ettiği yaşlılık aylığını geri alıp alamayacağı, başka bir anlatımla yaşlılık aylığı bağlanmasında Kurumu yanıltıp yanıltmadığı, kötüniyetli olup olmadığı noktasındadır.
2- Davalı, usulüne uygun olarak ve kanunun öngördüğü şekilde yaşlılık aylığı talebi için başvurmuş, Kurumda kendisine yaşlılık aylığı bağlamıştır. Davalının yaşlılık aylığı bağlanması işleminde Kurumu yanılttığı kötü niyetli olduğu söylenemez. Görev sigortalı ile ilgili bütün bilgi ve belgeleri elinde bulunduran, davacı Kuruma aittir. Kurum Anayasadan kaynaklanan Sosyal Güvenlik Ödevinin zorunlu sonucu olan gerekli araştırma görevini, yazışmalarını yapmadan yaşlılık aylığı bağlamış ise; bunun sonuçlarına katlanması gerekir. Esasen Sosyal Sigortalar Kurumu hiçbir zaman davalının kendisini yanılttığını, onun fiili ile hataya düştüğünü de iddia etmemiştir. Koşulları mevcut olmadan sehven fuzulen ödenen aylıkların geri ödenmesinden bahsetmiştir.
Olay; Borçlar Yasasının 63. maddesine göre irdelenirse iyi niyetle zenginleşen kimse, zenginleşmenin geri verilmesinden dolayı, zenginleşme hiç olmasaydı bulunacağı durumdan daha kötü duruma düşürülemez gerçeği ortaya çıkar. Davalının yaşam deneyimleri, günümüz koşulları karşısında günü tarihine ve kıtı kıtına yaşayan kimse olduğunun kabulü gerekir.
Öyle ise Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular ve yukarıda kısaca değinilen Borçlar Yasasının 63. maddesindeki koşulların olayda oluştuğu göz önünde tutulmaksızın davanın reddi yerine yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, temyiz harcının istem halinde ilgiliye iadesine, 29.05.2000 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy