(506 S. K. m. 80) (5521 S. K. m. 7) (1086 S. K. m. 473) (6183 S. K. m. 70) (1580 S. K. m. 19) (277 S. K. m. 1)
Dava: Davacı, davalı Kurum tarafından T.C. Ziraat Bankası Almus Şubesindeki hesaplar üzerine konulan haczin kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği biçimde isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Mehmet Şahin tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: 1- 3917 S. Kanunun birinci maddesi ile değişik 506 s. kanunun 80. maddesi uyarınca Kurum alacaklarının tahsilinde 6183 s. yasanın hükümleri uygulanır ve giderek bu yasanın uygulanmasından doğacak uyuşmazlıkların çözümlenmesinde alacaklı Sigorta Müdürlüğü'nün bulunduğu yer Mahkemesi yetkilidir. İş Mahkemeleri Kanunu'nun 7. maddesi İş Mahkemelerinde şifahi yargılama usulünün uygulanacağı ve ilk oturumda mahkemenin tarafları sulhe teşvik edeceğini hükme bağlamış olmakla yargılamanın duruşmalı yapılması gerektiğini emretmiştir. Esasen şifahi usulü muhakemelerinin nasıl yapılacağını düzenleyen Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 473 ve ardından gelen maddelerinde duruşma yapma zorunluluğu getirilmiştir. Gerek 3917 s. kanun ile 80. maddede yapılan değişiklikle, gerekse İş Mahkemeleri Kanunu'nda haczedilemezlik itirazının evrak üzerinde yapılacak inceleme ile sonuçlandırılacağına dair herhangi bir hüküm bulunmamaktadır. Öbür yandan sözü edilen bu yasalarda İcra İflas Yasasında ön görülen yargılama usulünün İş Mahkemelerinde de uygulanabileceğine ait ayrık bir hüküm getirilmiş değildir. O itibarla olayda İcra İflas Kanunu'nun yargılama yöntemine ait hükümlerinin burada uygulama yeri yoktur. Hal böyle olunca duruşma yapılmaksızın evrak üzerindeki inceleme sonucuna göre karar verilmiş olması isabetsizdir.
2- Davada çözümlenmesi gereken hukuksal sorun, Kurumun prim alacağından ötürü ilgili Belediye organınca Kamuya tahsis kararı alınan belediyenin bankadaki mevduatının haczedilip haczedilemeyeceği meselesidir.
3917 s. kanun ile değişik 506 s. kanunun 80. maddesi uyarınca prim alacaklarının tahsilinde 6183 s. amme alacaklarının tahsili usulü hakkında yasa hükümleri uygulanır. Kurumun icra takibini anılan kanun hükümleri çevresinde yürüttüğü görülmektedir.
Davanın kanuni dayanağı hangi malların haczedilemeyeceği konusunu düzenleyen 6183 s. kanunun 3986 s. kanun ile değişik 70. maddesidir. Maddenin birinci bendi aynen 233 s. Kamu İktisadi Teşebbüsleri hakkında yasa hükmünde kararname hükümlerine tabi İktisadi Devlet Teşekkülleri, Kamu İktisadi Kuruluşları, bunların müesseseleri, bağlı ortaklıkları, iştirakleri ve mahalli idarelerin malları hariç olmak üzere devlet malları ile hususi kanunlarında haczi caiz olmadığı gösterilen malların haczedilemeyeceğini hükme bağlamıştır. Belediye de mahalli idarelerden sayıldığına göre kural olarak belediye mallarının haczedilebileceğinin kabulü gerekir. Ancak maddede, hususi kanunlarında haczi caiz olmadığı gösterilen malların haczedilemeyeceği öngörülmektedir. Belediye mallarının haczi ile ilgili 1580 s. Belediye Kanunu'nun 19/7. maddesine göre Belediyelerin bahçeleri, umuma ilişkin akar olmayan açık ve kapalı yerleri, belediye vergi ve resimleri ile kamu hizmetine tahsis edilen ve akar olmayan emval ve eşyası haczedilemez. 277 s. yasanın birinci maddesinde, 5237 s. Belediye Gelirleri Yasası ile sair Kanunlarla belediyelere verilen payların belediye vergi ve resimleri hükmünde olduğu kabul edilmiştir. 15.07.1963 gün ve 277 s. kanunun değişiklikten önceki birinci maddesindeki hükmüne ve Belediye Kanunu'nun 19/7. maddesine göre Belediye Gelirleri Yasası ile sair kanunlarla belediyelere verilen paylar belediye vergi ve resimleri hükmünde bulunduğundan haczedilemiyordu. Ancak 277 s. kanunun birinci maddesi 3986 s. kanunun 18. maddesiyle değiştirilmiş ve belediye gelirleri yasası ile sair kanunlarla belediyeye verilen payların 6183 s. kanun ile yapılan takiplerde haczedilebileceği hükme bağlanmıştır.
Prim alacağının takibinde 6183 s. kanun hükümleri uygulanacağına göre Kurumun yaptığı icra takibinde Belediye Gelirleri Yasası ile sair kanunlarla belediyeye verilen payın haczedilebileceği açıktır.
Yasada özel kişiler lehine değil de kamu kuruluşları lehine yapılan bu değişikliğin amacı belediyelerden alacaklı durumunda bulunan ve kamu hizmeti gören kamu kuruluşlarının kısmen de olsa gördükleri hizmetin aksamasını önlemektir. Zira 6183 s. kanuna göre alacaklı durumunda olan Kamu Kuruluşlarının gördüğü hizmetin belediyelerin gördüğü kamu hizmetinden daha aşağıda olduğu düşünülemez.
Kanun Kurumun prim alacağını kamu alacağı düzeyine getirmiş ve zor halde bulunan Sosyal Sigortalar Kurumu'nun yüksek oranlara varan belediyelerdeki prim alacaklarının tahsilinde kolaylık sağlamayı amaçlamıştır.
Olayda, Belediyenin bankalardaki mevduatının yukarda değinilen yasalarla belediyeye verilen paylar olduğu konusunda taraflar arasında herhangi bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Bu payların belediyenin yetkili organınca verilen kararla kamuya tahsis edildiği iddiasına gelince; belediye gelirleri yasası ve sair kanunlarla belediyeye verilen payların belediye vergi ve resimleri gibi sayılacağı 277 s. kanunun birinci maddesinin açık hükmü gereğidir. Esasen anılan kanuna göre bu paylar kamuya tahsis edilmiş olmaktadır. Başka bir anlatımla belediye vergi ve resimleri kamu hizmetinde kullanılacağı için mahiyeti itibariyle kamuya tahsislidir. Belediyenin yetkili organının bu payları kamuya tahsis kararı alması fazladan bir işlemdir. Ve giderek belediyenin prim borcunu ödememek için böyle bir tahsis kararı alması baskın olasılık dahilindedir. Belediyenin böyle bir amaçla tahsis kararını almış olması hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğurur.
Konuyu özetlemek gerekirse Belediye Gelirleri Yasası ve sair kanunlarla belediyeye verilen paylar hakkında kamuya tahsis kararı alınmış olsa bile 3986 s. kanuna göre Kurumun prim alacağından ötürü bu payların haczi kabildir.
Mahkemece açıklanan bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın yazılı düşüncelerle haczin kaldırılmasına karar verilmiş olması usule ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, 15.06.2000 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy