(1086 S. K. m. 389) (3201 S. K. m. 9)
Dava: Davacı, fuzulen ödenen 505.906.326.-TL. yaşlılık aylığının yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, taraflar Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Neslihan Sever tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, tarafların sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Dava sonucu itibariyle, davalı sigortalıya 01.10.1993 ile 20.05.1997 tarihleri arasında ödenen yaşlılık aylıklarının yasal faizi ile birlikte istirdadı istemine ilişkindir.
Davalı sigortalının 3201 sayılı Kanuna göre borçlanma talep tarihini kapsayacak biçimde Federal Almanya'da fiilen çalışması karşısında yurda kesin dönüş yaptığı iddiası kabul edilemez. Hal böyle olunca davalı sigortalının 3201 sayılı Kanuna dayalı borçlanması ile bu Kanun kapsamında bağlanan yaşlılık aylığının geçerliliğinden söz edilemez. Giderek mahkemenin bu yöndeki kabulü yerindedir.
Ne var ki, davalı sigortalının 01.09.1995 ile 23.05.1997 tarihleri arasındaki dönemde hak ettiği kısmi sözleşme aylıklarının ilişkin olduğu aylar itibariyle ayrı ayrı davaya konu 3201 sayılı Kanuna göre bağlanmış ve tam aylık olması itibariyle kısmi sözleşme aylığından fazla bulunan yaşlılık aylıklarından indirilerek; bu dönem için de bakiyeye göre istemin kabulü gerekirken tümden reddi;
3- 01.10.1993 ile 23.05.1997 tarihleri arasında davalı sigortalıya fuzulen ödendiği iddia olunan yaşlılık aylıklarından, emanet hesabında bekletilen borçlanma karşılığı miktarın 01.10.1993 tarihinden başlayarak davaya konu yaşlılık aylıklarından indirilmesi; keza davalı sigortalının yukarıda belirtildiği üzere 01.09.1995 tarihinden itibaren hak ettiği kısmi sözleşme aylıkları da ilişkin olduğu aylar itibariyle ayrı ayrı indirilerek bakiyeye göre faize esas, alacak miktarının belirlenmesi gerekirken aksinin kabulü;
4- Faiz başlangıç tarihlerinin Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 389'ncu maddesine göre, hüküm fıkrasında, infazda tereddüte yer bırakmayacak açıklıkta öngörülmemesi;
O halde tarafların bu yönü amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 10.10.2000 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy