(7201 S. K. m. 28, 35)
Dava: İş kazasında malül kalan sigortalı işçi için yapılan harcamalar üzerine uğranılan Kurum zararının rücuan tahsili davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne ilişkin hükmün süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davalı Avukatınca istenilmesi üzerine, dosya incelenerek, işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 12.12.2000 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalı adına Avukat A. Y. ile karşı taraf adına Avukat C.K. geldiler. Duruşmaya başlanarak, hazır bulunan Avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı gün Tetkik Hakimi İ. Ç. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: 7201 sayılı Tebligat Kanununun 28. maddesinin 3.fıkrası adresin meçhul olması halinde tebliği çıkaran merciin gerektiğinde hususi veya resmi müessese ve dairelerden adres tahkik ve tespitine gidilebileceğini belirtmekte, ayrıca aynı Kanunun 35. maddesine eklenen son fıkra hükmüne göre de daha önceden tebligat yapılmamış olsa bile kamu kurum ve kuruluşlarına verilen en son adreslerdeki değişiklikler hakkında bu maddenin ikinci fıkrası hükmünün uygulanacağı kurala bağlanmış bulunmaktadır.
Buna göre mahkemenin dava dilekçesini ilanen tebliği yoluna gitmeden önce Ticaret Sicili Müdürlüğü kayıtlarından davalı şirketin tebligata elverişli adresini araştırması ve gerektiğinde, 35. maddeye göre tebliğ işleminin yapılması gerekir. Oysa yöntemince tebligat yapılmaması suretiyle davalının savunma hakkı kısıtlanmıştır.
Kabule göre de, mahkeme artışa ilişkin iş bu davada 1997/251 Esas sayılı ilk rücu davasında alınan kusur ve hesap raporlarına dayanmış ise de söz konusu dava halen görülmekte olduğuna göre kesinleşmiş bir kusur ve hesap raporundan söz edilemeyeceği tartışmasızdır.
Bu durumda, mahkemece yapılacak iş, ilk rücu davasında verilen hükmün kesinleşmesini beklemek ve sonucuna göre hüküm kurmaktan ibarettir.
O halde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle bozulmasına, Davalı Avukatı yararına takdir edilen 97.500.000 lira duruşma avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 12.12.2000 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy