(506 S. K. m. 26) (818 S. K. m. 60) (1475 S. K. m. 73)
Dava : Davacı, iş kazasında malul kalan sigortalı işçi için yapılan harcamalar üzerine uğranılan Kurum zararının rücuan ödetilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde davalı Jülide Tuna'ya karşı açılmış olunan davanın reddine, diğer davalı hakkındaki davanın kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davacı ve davalılardan Ali Odabaşı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Mehmet Şahin tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 26. maddesidir. Dosya içeriğinde mevcut tüm kusur raporlarında; zararlandırıcı sigorta olayının vukuunda davalı ateşçi Ali'ye %70, sigortalıya %30 oranında kusur verilmiş, işveren ise kusurlu bulunmamıştır. İş kazasının vuku bulduğu işyerinin Moloz taş ocağı olduğu; beşten fazla lağımın aynı zamanda ateşlenmesinin fitille ve ateşçi ehliyetine sahip diğer davalı Ali tarafından yapıldığı, düz işçi sigortalının patar deliklerini matkapla delme sırasında delici matkabın bir önceki adımdan patlamadan kalmış, patlayıcı maddeye isabet etmesi ile vuku bulan patlamayla yaralandığı konularında uyuşmazlık bulunmamaktadır.
İş Kanununun 73. maddesinin açık buyruğu olarak işveren, işyerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlüdür.
Maden ve Taş Ocakları İşletmelerinde ve Tünel Yapımında alınacak İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği önlemlerine ilişkin Tüzük'ün 27. maddesinde, beşten çok lağımın aynı zamanda ateşlenmesinin seri halinde elektrikle yapılması gereği öngörülmüş olup; İş Kanununun 73. maddesi kapsamında bu yüküm öncelikle işverene aittir. Müşahhas olayda ise davalı işverenin; yeterli kontrol ve denetim mekanizmasını kurmadığı, bu cümleden olarak çalışmaların daimi nezaretçi kontrolünde yürütülmesini sağlamadığı böylece işyerinde güvensiz çalışma ortamına göz yumduğu anlaşılmaktadır. Belirtilen nedenlerle; davalı işverenin olaydaki kusurunu yeterince irdelemeyen ve maddi olaya da uygun düşmeyen kusur raporunun yeterliğinden söz edilemeyeceği açıktır.
Bu durumda Mahkemece yapılacak iş, İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği mevzuat ile iş kazasının vuku bulduğu iş kolunda uzman bilirkişi heyetinden yukarıda belirtilen esaslar çevresinde yeniden kusur raporu alıp, irdeleyerek sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
3- Davalı ateşçi Ali hakkındaki davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 26/2. maddesi olup; Borçlar Kanununun 60. maddesi hükmü çevresinde zamanaşımı süresi; zarara ve faile ıttıla tarihinden itibaren 1 yıl ve her halde kaza tarihinden itibaren 10 yıldır. Somut olayda; 22.02.1995 onay tarihli gelirler ile 14.12.1995 ödeme tarihli masraf yönünden; dava 1 yıllık zamanaşımı süresi geçmeden 05.01.1996 tarihinde açılmış ise de; 18.11.1992 ödeme tarihli masraflar için zarara ıttıladan itibaren 1 yıllık sürenin geçmesi nedeniyle davacı kurumun faile ıttıla tarihi araştırılarak saptanacak tarihe göre davalı Ali'nin zamanaşımı def'i irdelenmelidir.
Mahkemece belirtilen maddi ve hukuki esaslar gözetilmeden ve eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacı Kurum ile davalı Ali Odabaşı'nın bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 12.12.2000 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy